Poyraz, Adar, Mahir ve Arjen kahvaltıdan sonra bir kahve içimlik süre boyunca daha evde kalmış, ardından Poyraz’ın “Hadi gidelim,” demesiyle hepsi aynı anda ayaklanmıştı. Kızlar ne olduğunu tam olarak anlayamasa da, onların arasında kalan yarım bir hesaplaşma olduğunun farkındaydı. Gerçi Arjen’e ne oluyorsa, bir tek o, konulara tamamen Fransız’dı… İtalyan da olabilir tabii ama konumuz bu değil. Adar ve Güldeste konuşmak üzere yukarı çıktıklarında yalnız kalan Mahir darlanmış, ama sesini de çıkaramamıştı. Cidden. Ne kadar çabalarsa çabalasın, kim ne derse desin – buna Gül de dâhil – Mahir’in o piçi kafasında aklaması imkânsızdı. Kıraç nefretinden farklıydı ona olan hisleri ve bunu kimseye anlatamamıştı. Yalandı. Söylediği her şey, aldığı her nefes yalandı ve Mahir, onun hayatının yala

