Dışarıda ölüm pusuda beklerken, içeride tek gerçek, birbirlerinin varlığıydı. Baran, Ela’nın ellerini avuçlarının içine aldı. Parmaklarının arasındaki titrek sıcaklık, hem yorgunluğun hem de bastırılmış duyguların bir yansımasıydı. Baran’ın bakışları, Ela’nın gözlerinden dudaklarına, oradan da yeniden gözlerine döndü. “Seninle ilgili öğrendiğim her şey, beni daha çok bağladı. Korkuların bile…” dedi kısık bir sesle. Ela, başını hafifçe kaldırdı. “Korkularımı taşıyabilecek misin peki, Baran?” Baran hiç tereddüt etmeden yanıtladı: “Taşımak değil, seninle birlikte yok edeceğim.” O an Ela’nın kalbinde bir düğüm çözüldü. Baran’ın sözleri sadece bir vaat değil, savaş meydanında verilmiş bir yemin gibiydi. Ama tam o sırada, depo kapısının metal gövdesine hafif bir tıkırtı vurdu. İkisi de refl

