16.Bölüm

1930 Kelimeler
Dönüşte onlardan ayrı Bulut'un yanına gitmek istedim konuşup anlatmam gerekti benden duyarsa daha doğru olurdu. Ateş'ten rica ettim beni Bulut'un evine bıraktı. Gamze onlarla ilgili bir şey yapacağımı düşünüp gitme faydası olmaz dese de gelecektim her şey için. Dostumdu o benim onu da yalnız bırakmam doğru olmazdı. O her anımızda yanımızdaydı.Kapının önünde ne söylesem diye düşünürken zile bası verdim çok geçmeden açtı Bulut. "Masal." Gülümsedim. "Ne oldu? İyi misin bir sorun yok değil mi?" Kafa salladım sakin ol yok çok şükür. "Gamze ona mı bir şey oldu yoksa?" Gözlerimi açtım kocaman. "Saçmalama. İyi o. İçeri davet etmeyecek misin?" Güldü. "Geçsene ben şaşırdım biran ondan." İçeri geçtim sarıldı bana bende sarıldım. Üzgündü belli gözleri uykusuzluktan şişmiş sakalları biraz daha uzamış. "Nasılsın?" "Nasıl görünüyorsam öyleyim. Sen?" "Bende nasıl görüyorsan öyleyim işte." Derin bir iç çekti. "Kırdın Gamze'yi biliyorsun değil mi?" "Bilmez miyim şu evde onsuz olmak çok zormuş Masal." Zordur alıştığın evde alıştığın insansız olmak en büyük acılardan hem de. Kokusunu ararsın, sesini, kahkahasını her şeyini. Yastığa sinen kokusunu masanın üzerinde yarım bıraktığı su bardağını her şeyi ararsın. Kendini sonu olmayan bir boşluğa devamlı düşüyor gibi hissediyorsun. Eksiklik dolmuyor büyüyor ve daha da derinleşiyor. Hele ki o kişinin artık hiç gelmeyeceğini kabullenme evresi. "Çok zor hem de. Seni benden iyi kimse anlayamaz.” Elini tuttum. "Bak Bulut ani çıkış yaptın seni biliyorum ona da bana da ve Ateş'e de çok değer veriyorsun ama belki de en çok Aras'a. Aramızda Ateş'le bir şey olacağını düşünmen bile beni hiç tanımadığın anlamına gelir bana bir baksana daha birkaç hafta önce ölmek isteyen aciz kızdım ben." Kaşlarını çattı. "Sen aciz değilsin. Acı çekiyorsun.” "Ölmeyi çare sanan acizim. Acı ama gerçek. Kim için Aras için ben onun için ölmeyi göze alırken başka bir gemiye yelken açabilir miyim? Ya da o bunu göre göre kör değil ya beni sevsin. Şu halime bak sevilecek yanım bile kalmadı bence sıkıcı, nemrut ve bakımsız, çirkin bir kadına dönüştüm. Aşk benim hayatımda artık en son sırada bile değil. Birini sevmeyi bırakalı uzun zaman oldu. Kalbimi yeniden hiç kimseye açamam olmaz." Koluma dokundu. "Sen gayet güzelsin, eğlenceli ve güler yüzlü biz seni biliyoruz kimse senin bir anda güllük gülistanlık olmanı bekleyemez. Aşık olacaksın tabiki buna kimse engel olamaz sende engel olmaz kendine kapatma kendini zorlama Aras bile senin yeniden aşık olmanı mutlu olmanı isterdi inan bana.” Cevap vermedim. İstemiyordum zaten yeni birine bağlanmak, sevmek onu Aras gibi sevemezdim ki. Karşımdaki adamada bana da haksızlık olurdu bu. Aynı heyecanla çarpar mıydı bu kalp? Aynı duyguları hisseder miydim? "Sana söylemek istediğim bir şey var önce benden duy." "Nedir?" "Ateş'in evini su basmış berbat haldeydi ev Gamze ve bende yanındaydık yeni bir yer bulması imkansız şuan için bende ona ev arkadaşım olur musun dedim" Gözleri açıldı. Mavi gözleri şimdi şimşek çakıyordu adeta. Öfkesi belliydi ama sessizdi. Gülümsedim ortamı sakinleştirmeye çalışır gibi. "Kirama ortak olacak hem güzel yemek yapıyor ve temizlikte yardım da etti. Biraz gıcık birisi devamlı nöbetçi gibi başımda ilacını iç, fazla kahve içme, alkol yok, sebze yemelisin Masal... diye dır dır konuşsa da iyi adam. Kişisel asistan hini bir şey." Kıkırdadım ama o bırakın kıkırdamayı tebessüm bile etmiyordu. Gözleri hala öfke doluydu. "Bakma öyle sen olsan da aynısını teklif ederdim zor zamanlarımda yanımda oda oldu Bulut yardıma ihtiyacı varken arkamı dönemezdim. Hem kızma ama izin almaya gelmedim haber vermek istedim benden duy, bil... Gamze'de şuanlık bizde zaten senden bir atak gelmezse ben yeni iki ev arkadaşımla güzel güzel yaşarım." Bu kez oda güldü. Omzuna hafif yumruk atar gibi yapıp. "Böyle işte gülümse bana diyorsunuz ama siz suratsızsınız. Ateş ile aramda hiçbir şey olmayacak bunun sözünü veriyorum sana." Sarıldı. "Yanlış anlama istediğinle istediğin ilişkiyi yaşamakta özgürsün sadece sanırım her ne kadar kabullenmiş gibi gözüksem de bazen bende Aras'ın gittiğini kabul edemiyorum seni onun dışında biriyle görmek ya da paylaşmak sinirimi bozuyor ama aşacağım bunu. Kızma bana." "Sana kızmıyorum. Allah göstermesin aynı şey olsaydı yani Gamze olmasaydı ve sen başka bir kızla olacak olsaydın ben kızabilirdim." "Gamze şimdi de yok ne yapacağım hiç bilmiyorum." Göz kırptım. "O iş bende sen merak etme." "O ne demek?" "Benden haber bekle Bulut." Ağzı kocaman yana açıldı gülersin tabi aranızı yapacağım ee aşıkları birleştirmek sevapmış derler. "Aras'ın mezarından dönüyorduk eve geçti onlar. Çiçek alıp ektik mezara." "Öyle mi ben uzun zamandır gitmiyorum yani en son seni mezarlıkta bulduğumuz zaman işte." Anlıyordum işte gitmezse daha az hatırlar daha az acı çekerdi bende gitmezsem daha çok acı çekiyordum. Kızardı sanki bana küserdi gitmedim diye. "Kos koca 7 ay oldu değil mi? Hala inanmakta güçlük çekiyorum. Biliyorum senin kadar üzülmediğimizi düşünüyorsun." "Düşünmüyorum. En az benim kadar üzgün olduğunuza eminim." Ayağa kalktı. "Sana bir kahve yapayım." "Bana bir kadeh şarap ikram edebilirsin." Çatık kaşları ile parmağını bana salladı. "Bana bak." "Aman tamam tamam sende gelme üstüme " Kahve yapacaktı ayaklandım bende. "Gideyim ben konuşmak için geldim ev arkadaşlarım merak eder." Burnumu sıktı. "Bak bak ev arkadaşları merak edermiş." Tekrardan sarılıp öptüm. Sım sıkı sarıldım abimin eksikliğini onun kollarında telafi ettim. Abimin sarmalamadığı boynumu o sarmaladı. O güven verdi, yanımda oldu. Bulut çok değerliydi benim için. "Benden haber bekle kendini fazla üzme barışacaksınız bana güven." "Sana hep güveniyorum." Vedalaşıp ondan ayrılınca yürümeye başladım tek başıma öylece yürüyordum. Bulutlara geldiğimiz zaman bazen Aras'la da yürürdük böyle el ele konuşarak. Ona bir şeyler anlatırdım dikkatle dinlerdi beni. Kahroluyorum onunla ilgili her güzel şey aklıma geldiğinde ve onun öldüğünü bildiğimde kahroluyordum. Onu morgda görmeseydim sonra kefenin içinde o morarmış yüzünü görmeseydim kendimi avuturdum belki ölmedi derdim delilikte olsa kendimi buna inandırırdım ama acı gerçekti o yoktu, ölmüştü benim de ondan farkım yoktu ki. Nefes alıyorum, gülüyorum ama ölüyüm toprakta olan o ölü olan benim yaşayan bir ölü olmak her şeyden daha zor. 7 ay geçmiş tam tamına 213 gün. Onu tanıdığım günden beri ayrı kaldığımız zaman toplamı üç bile değilken ben şimdi 213 gündür ayrıydım sevgilimden. Kokusu yoktu, nefesi yoktu, beni sarıp sarmalayan kolları ve huzur veren sesi yoktu... Günler hızlı geçiyor gibiydi içimde her bir gün için çivi çakılıyormuşçasına acı oluşuyordu oysaki. Mevsimler onsuz değişirken ben onsuz günlerime devam ederken her gün daha da zorlaşıyordu. Deniyorum gerçekten onsuz da olabilmeyi deniyorum hala ama sizin nefesiniz olmuş sizin yarımınız olmuş bir adam gittiğinde her şey öyle kolay olmuyordu. Düşüncelere daldıkça nefes alamamaya başladım bir banka oturdum. Gözümden birkaç damla yaş aktı. Zaman geçiyordu baki kalan acımdı benim. İstediğim kadar deneyeyim bir yerde tökezliyordum işte. Telefonu aldım elime resimlerimize baktım mutlu olduğum anlara... Geçen yaz Alaçatı'da birbirimizi öperken çekilen fotoğrafa baktım o günü hatırladım mutluluğumuzu, deli gibi kahkahalar atarak eğlendiğimiz anları. Her yer dardı bana her yer onunla olduğum anılarla doluydu. Sokaklar, cafeler, barlar, sinema salonları ve hatta başka şehirler bile. Ben şimdi kimden kaçabilirim. Kendimden mi? Düşüncelerimden? Kalbimin sesinden? Neyden kaçabilirdim? Aklımı kaçırsaydım keşke annemin, abimin ve babamın dediği gibi delirmiş olsaydım deli olsaydım belki bu kadar acıyı çekmezdim. Aldığım nefes az geldi yine ağlamam yerini tekrardan hıçkırıklara bıraktığında kendimden geçmiştim oturduğum banktan kalktım bir iki adım attığım gibi yere düştü. Bacaklarım bile taşıyamıyordu artık acı dolu bu bedeni. Yanıma birkaç kişi geldi. "Hanımefendi iyi misiniz?" Değildim iyi olamıyordum işte ben. İçimdeki o koca delik beni alıp çekiyordu içine. "Ambulansı arayalım mı ya da aileden birini?" Aileden birini? Benim ailem yoktu tek ailem vardı oda Aras'tı beni bırakıp giden Aras. Neden gittin ki seni hak edemeyecek kadar kötü birisi miydim? "Öldü." "Efendim?" "Ailem." Etrafımdaki insan sayısı çoğalıyordu yanı başımda duran genç kız ve oğlan beni sakinleştirmeye çalışıp kalabalığı dağıtmaya çalıştı. "Aileniz mi öldü ulaşabileceğimiz birisi var mı?" Ağlamam çoğaldı. "Sevgilim beni bırakıp gitti. Öldü o kalbi dayanmadı ben bir şey yapamadım. Uğraştım ama yeterli gelmedi." Karşımdaki kız su şişesinin içinde eline döktüğü suyu yüzüme ve boynuma değdirdi. "Tamam ambulansı arıyoruz şimdi sakin olun." Ayağa kalktım. "İstemiyorum." "Ama." Bağırdım. "Ambulans ne yapacak sevgilimi geri mi getirecek. Gidin defolun!" Zorla birkaç adım attım bedenim titriyordu biran ismimin söylenmesi ile çakılı kaldım olduğum yere. "Masal." Arkamı döndüm Ateş'le göz gözeyiz neden gelmişti ya da biri mi çağırmıştı onu. Yanıma geldi elini uzattı gözlerimi kapatıp tekrar ağlamaya başladım. Elimden tutup çekti kendine sarıldı bana. "Tamam tamam ağla güzelim bağır, küfret, kız boşalt içini." "Ateş dayanamıyorum. Yemin ederim deniyorum ama yapamıyorum." "Biliyorum." Yüzümü ellerinin arasına aldı akan yaşları sildi. "Kafayı yemek üzereyim devam etmek istiyorum ama olmadık zamanda aklıma düşüyor ben engel olmak istiyorum ama çok zor onun yokluğunu kabullenmek çok zor." Koluma girdi arabaya götürdü beni. "Acınası olduğumu düşünüyorsun değil mi? Zavallı gibiyim." "Asla Masal böyle söyleme kimin üzüntüsü zavallıca ya da acınası olur. Sen hayatının aşkını kaybettin." Bir yandan arabayı sürüyor bir yandan da beni teselli ediyordu. Bir yerde durdu manzarası güzel yüksekte kalan hoş bir yer. İndirdi beni arabadan "Bağır hadi. Ağla." Yüzüne baktım anlamamıştım. "Boşalt içini sevgilin öldü senin. Artık yok gitti." Kafa salladım. "Yalnız hissediyorsun, terk edilmiş." Yeniden ağladım. "Evet işte bağır hadi kus öfkeni." Birden benden beklenmedik bir tavırla çığlık attım ardından hıçkırarak ağlamanın arasında. "Lanet olsun. Özlüyorum seni deli gibi özlüyorum Aras. Seni çok seviyorum sevgilim." Yere çöktüm benle birlikte oda çöktü sardı kollarını. "Tamam bak burada istersen sabaha kadar ağla yanında durur beklerim bunlar normal ara ara ağlama nöbetleri geçireceksin sonra iyiyim sanacaksın bir bakmışsın ki yine kötüsün. Birdenbire iyi olmayı bekleme Masal ağır hasarlı bir aracı kimse hemen trafiğe çıkarmaz." Ağlamamın arasında zoraki gülümsedim. "Şimdi de bana hasarlı araba mı diyorsun sen?" Kahkaha attı. "Yok canım ben teşbih yapıyorum sadece." Gözyaşlarımı sildi. "Eve gelecektim Bulut'un yanından çıktıktan sonra ama aklıma Aras geldi engel olamadım sonra bu hale geldim işte." Peçete uzattı akan burnumu ve gözyaşlarını sildim. İğrenç mide bulandırıcı gözüküyorum büyük ihtimalle ama hala bana yardım ediyordu. "Sen nasıl anladın yani gitmiştiniz siz neden tekrar geldin?" "Bulut'u aradım sen çıkalı çok olmuş bende buralarda olabileceğini tahmin ettim araba ile etrafa baka baka giderken kalabalığı fark ettim." "Sonra olsa olsa Masal buradadır dedin." Kafasını iki yana salladı. "Kalabalığı görünce kötü bir şey oldu sandım. Kendine bir şey yaptın sandım ne olur Masal olmasın diye dua ettim." "Kendime zarar vermeyeceğim artık." Derin bir nefes aldım. Ciğerlerime batıyordu aldığım nefes. Uzuvlarım sızlıyordu. "Deli değilim ben. Deli olduğumu düşünüyorsun değil mi?" "Düşünmüyorum. Değilsin insanın acısını yaşaması da delilik değildir. Sen olağan davranıyorsun olması gerektiği gibi." Kafamı onun omzuna koydum. "Gamze'ye söyleme lütfen ya da Bulut'a" "Kimseye söylemem merak etme." Yüzüme düşen saçlarımı attım geriye. "Sen Yasemin gidince nasıl bu kadar iyi hale gelebildin." "İnsanlar aynı değildir Masal Kızı o yüzden kendini onlara benzetmeye çalışma herkes acısını farklı yaşar ben o öldükten sonra duygusallıktan çok öfkeli birine dönüştüm. Herkesi kırdım, döktüm kendime küfrettim. Her gün lanet okudum kendime geç kaldığım her an için sövdüm onu kurtaramadığım için nefret ettim. Şiddete yönelik iğrenç bir insan oldum." "Sonra?" Güldü. "Sonra ona böyle bir faydam olmadığını fark ettim kendimi paralasam da, öldürsem de o gelmeyecekti hiçbir şey yaptığım ya da yaşadığım şeyleri başa almayacaktı. Olanlar olmuştu ve tek yapmam gerekenin önüme bakmam gerek olduğunu anladım." "Ben önüme bakmaya çalışıyorum bazen iyi gibi hissediyorum sonra büyük bir vicdan azabı yaşıyorum sanki acı çekmeliyim gibi mutlu olursam onu unuturmuşum gibi en olmadık zamanda zihnimin içinde belirip nasıl iyi olursun ben öldüm sesi yankılanıyor gibi. Biliyorum hayat devam ediyor ve Aras asla mutsuz olmamı istemezdi ama ben bu döngüden kurtulamıyorum Ateş. Sen nasıl kurtuldun?" Haklıydı ne yaparsak yapalım her şey yaşandığıyla kalıyordu. "Bundan sonrası için söz verdim kendime daha mantıklı ve yaşanılır bir hayat yaşayacağım diye acım hala benimle ve Yasemin'e olan sevgim tam burada." Gülümseyerek kalbini gösterdi. "Burada sonsuza dek kalacak. Tıpkı Aras'ın burada kalacağı gibi." Kalbime dokundu. Doğru söylüyordu sonsuza dek orada kalacaktı ölsem de bir gün ecelim gelip nefes almayı bıraktığımda bile orada onun sevgisi hep aynı kalacaktı. Kolumu boynuna sardım. "Teşekkür ederim Ateş sen gerçekten çok iyi bir dostsun." "Sende çok iyi bir dostsun"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE