Ateş gidince odaya geçtim. Kafamı yastığa koyduktan sonra düşündüm yaptığım şey doğru değildi kabul ediyorum ama doğru olan her şey maalesef güzel olmuyor. Kendi kendimi avutmak adına gözlerimi yumdum, sabahın olmasını sabırsızlıkla umarak. Gözlerimi açtığımda hava aydınlanmıştı. Gördüğüm son sabahtı belki de; uyandığım son sabah. Sevgilimin doğum günüydü bugün. En mutu günümdü işte. Ona kavuşacaktım. Temiz ter temiz olmak istedim. Duşa girdim. Sıcak su vücudumu rahatlatıyordu. Duştan çıkar çıkmaz saçlarımı kuruttum, üzerimi değiştirdim, saçımı topladım, çantamı aldım; dolaptan pasta ve portakal suyunu da aldım. Bıçak, çatal, tabak her şeyi aldım; evden çıktım. Kalbim duracak gibiydi. Arabama bindim ve mezarlığa doğru gitmeye başladım o sırada telefonum çaldı. Gamze arıyor. Bir şey belli etmemem gerekti.
"Efendim.
"Canım nasılsın seni merak ettik."
"Evdeyim. Akşam geleceğim. Görüşürüz."
"Tamam. Görüşürüz."
Mezarlığa gelmiştim. Bir daha görüşemeyecektik üzgünüm bir daha asla beni şarkı söylerken de görmeyecektiniz. Ben kararımı vermiştim. Sevgilimin yanına gidiyordum. Geç bile kaldım. Malzemeleri arabadan aldım. Aras'ın mezarının başına geldim. Mumları koydum ve yaktım.
"İyi ki doğdun Aras. İyi ki doğdun sevgilim. Mutlu yıllar bitanem."
Mezarın başına oturdum.
"Sana pasta yaptım çikolatalı ve muzlu ve portakal suyu sıktım sen seversin. Senin için mumlarını ben üfleyeceğim.”
O üfleyemezdi ki. Ölüydü o birazdan benimde olacağım şey oydu. Dilekte dileyemezdi artık ben dilerdim onun yerine.
"Hep birlikte olalım."
Mumları üfledim. Sonra koca bir dilim kesip tabağa koydum. Kendime de aldım bir iki çatal yedikten sonra.
"Bana kızma lütfen ikimiz için yapacağım bunu sende beni özledin eminim. Hem inan bana yaşamanın hiç tadı yok. Anlamsız..."
Yutkundum. Bunu neden yaptığıma ikna ediyordum onu ya da kendimi sonuçta o duyamazdı beni değil mi?
"Sende olsan yaşamak istemezdin gitseydim eğer hayat senin içinde dururdu biliyorum şimdi benim devam etmemi bekleme."
Mezar taşını öptüm. Ben gitseydim o bunu yapsaydı çok kızardım. Oda kızıyordur kızacaktır ama ben denedim altı aydır her gün deniyorum. Yapamıyordum ki onsuz olmuyordu işte. Dokundum toprağına ona dokunur gibi hep bu hissiyata kapılıyordum. Bu kez ağlamak yoktu. Çünkü sevgilime kavuşacaktım. Çantamı aldım yerden. İçindeki ilaç kutularını çıkardım avucuma döktüm. Derin bir nefes aldım. Korkma Masal Aras için yapmalısın. Sonunda ona kavuşmak vardı. İlaçları ağzıma attım sonra portakal suyundan içtim.
"Seni Seviyorum bitanem."
ATEŞ
Gamze Masal'ın evde olduğunu söyleyince aklım takılmıştı. Masal her gün ne olursa olsun mezarlığa giderdi. Meraktan aradım ama açmıyordu. Dünde tuhaftı bana sarıldı yani onun tarzı değildi aylardır bana bir kez teşekkür etmedi ki. Ne karıştırıyordu acaba. Tedirginliğim Bulut'un dikkatini çekmişti.
"Neyin var?"
"Masal."
Kaşları çatıldı ben Masal deyince kafasını salladı.
"Masal'a ne olmuş?"
"Ya bu kız her gün mezarlığa gider ne olursa olsun ama bugün gitmemiş diyorsun arıyorum açmıyor. Dünde tuhaftı. Bu Masal'a göre değil."
"Dün? Hastaymış işte."
"Dün ben kontrole gitmiştim onu iyi mi değil mi diye ada çayı yaptım ona sonra biraz oturup kalktım giderken bana sarıldı ve teşekkür etti."
Bulut'un yüzü değişti bana baktı sonra Gamze'ye baktı, bakışları yeniden beni bulunca.
"Neden gittin ona. Sana mı kaldı onu kontrol etmek Ateş? Hastaymış işte kız gitmedi."
Bulut Masal'la olan iletişimimden rahatsızdı bu durum onu rahatsız ediyordu ama maalesef son takılmamız gereken mesele buydu şuan daha büyük sorun var gibi hissediyorum.
"Yok hayır yine de giderdi o."
Gamze bizi dinliyordu sonra birden.
"Şeyi arasana Bulut neydi Ahmet Bey vardı kapıcıları o bilir çıkar bakar kapıyı çalar."
Bulut kafa salladı sonra telefonunu alıp adamı aradı.
"Ahmet bey iyi günler ben Masal'ın arkadaşıyım. Masal hastaydı biraz telefonlarımızı açmıyor kapısını gidip çalsanız merak ettik."
Karşıdan gelen cevapla Bulut'un yüzü düştü.
"Öyle mi. Emin misiniz? Teşekkürler."
Telefonu kapadı. Daha sonra.
"Çıkmış evden elinde pasta, portakal suyu filan bir şekilde çıkmış."
"Ne pastası ne alaka nereye gidiyor ki? Belki de bize pasta yapmıştır."
Gamze birden:
"Kahretsin."
"Ne oldu sevgilim?"
"Bugün günlerden ne?"
"Perşembe."
"Öyle değil ayın kaçı."
"16 temmuz."
"16 temmuz Aras'ın doğum günü."
Bulut'un da gözleri büyüdü biranda. Sonra endişeli ses tonuyla.
"Hemen mezarlığa gitmemiz gerek."
Apar topar çıktık. Arabaya bindik. Bulut öylesine hızlı sürüyordu ki benim kafam karışmıştı açıkçası.
"Siz Masal'ın kendine zarar vermesinden mi endişeleniyorsunuz?"
Gamze ağlamaklı sesi ile.
"Söz vermişti yani Aras'a onun için yaşayacağına dair söz verdi kendisine zarar vermemesi lazım."
Umarım öyledir. Masal daha çok genç. O hayat dolu bir kızdı aslında sadece o noktasını yeniden keşfetmesi gerekti. Güçlü olmalıydı pes edip gitmek ona göre değildi. Mezarlığa geldik koşar adımlarla Aras'ın mezarına doğru gitmeye başladık. Mezar görünüyordu. Masal oradaydı işte. Yatıyordu. Bunu sık sık yapardı gelip mezarda yanında uyurdu. Yanına koştuk ama bir terslik vardı. Yerde su şişesi ve ilaç kutuları.
"Masal!"
Gamze ağlamaya başladı. Bulut hemen kucakladı onu. Arabaya doğru koşmaya başladık. Direksiyon başına ben geçtim. Gamze Masal ile konuşmaya çalışıyordu.
"Masal bitanem lütfen lütfen ölme."
Nefes alıyordu. Yaşıyordu ama ya pes ederse. Ölür müydü? Ölmesin. Lütfen ölme.
"Masal ölemezsin hayır lütfen."
Mezar başında pasta ve portakal suyu vardı. Masal iyi değildi hasta o. Kendini nasıl bir dünyada sanıyordu acaba! Öldükten sonra gerçekten Aras ile olabileceğini mi sanıyordu bu koca bir saçmalıktı. Kendine bunu yapmış olması... Hastanenin önüne geldik. Bulut arabadan indi kucağına aldı tekrar.
"Yardım edin biri sedye getirsin."
Hastane görevlileri koştu hemen. Gamze bilgi vermeye başladı.
"İlaç içmiş ne zaman içti bilmiyoruz bulduğumuzda bu haldeydi. İçtiği ilaçlar bunlar."
Görevliler hemen Masal'ı götürdü. Ona bir şey olmasın. Lütfen lütfen. Birini daha bu şekilde intihar sebebi ile kaybedemem. Bir kez daha geç kalmış olmak istemiyorum. Masal içerideydi biz bekliyorduk. Bulut Masal'ın ailesini aradı haber verdi. Doktorlardan gelecek haberi bekliyorduk. Aradan yarım saat geçti biri çıktı yanına gittik.
"Durumu nasıl?" dedim hemen
"Şuuru uykuya meyilli. Solunum yavaş organlar şuanda tam anlamda ne durumda bilmiyoruz. Midede fazla miktarda alkolde vardı ilaç ile birleştiğinde daha zehirli bir hal olmuş. Hasta şuan için uykuya meyilli. Midesi yıkandı. Üstelik oldukça etkili ilaçlar içmiş şuan beklemekten başka çaremiz yok."
"Ölmeyecek değil mi?"
"Sadece bekleyelim bir şey demek için erken."
Doktor gitti. Hayır, ölemezdi o yine geç kaldım kardeşime geç kaldığım gibi onu da kurtarmakta geç kaldım oysaki hep gidiyordum mezarlığa yine gitseydim.
"Allah kahretsin." Diye bağırdım birden.
Gamze ailesine haber verdi Masal'ın. Ne yapacaktık bilmiyordum ama kendime kızıyordum anladım işte bir terslik olduğunu keşke gitseydim kahretsin. Dakikalar geçiyor ama kimse bize Masal ile ilgili bir şey demiyordu. Bulut sakinleştirmeye çalıştı beni o anda Masal'ın ailesi geldi. Annesi yol boyunca ağlamış belli babası Bulut'a olup biteni sorarken yanlarında biri vardı daha soğukkanlı duruyordu. Konuşmuyordu kimseyle dinliyordu sadece. Babası.
"Nasıl yapar intihar eder. Yanımıza gelseydi eğer."
Tam o anda o çocuk konuşmaya başladı.
"Ben sana dedim baba gidip ben getiririm dedim dinlemedin."
"Seninle küsken seni mi dinleyecekti?"
"Benimle o çocuk için küstü bak ne oldu adam öldü gitti hala daha kardeşime zarar vermeye devam ediyor."
"Atakan tamam oğlum."
"Beni susturma baba. Masal uyansın bundan sonra bunlarla da görüşmeyecek. Neymiş bar köşelerinde Aras için şarkı söyleyecekmiş aklınız alıyor mu böyle bir şeyi ya hasta bu kız destek almalı."
O an dayanamadım atladım.
"Çok düşünüyorsun madem kız kardeşini neden yanına gelmedin bir kez olsun yanında olmayı denedin mi aylardır acı içindeydi?"
"Sen kimsin? Kardeşimle aramdaki ilişkinin muhatabı sen değilsin."
"Aylardır biz varız yanında ağlarken sinir krizi geçirirken, üzgünken hep biz vardık sen ona ulaşmayı bile denemedin."
"Çünkü o zibidi ona hep zarar veriyordu. Kardeşimi yoldan çıkardı. Kendi gibi serseri yaptı kızı peşinden saçma sapan yerlere sürükledi. Hiçbiriniz demediniz mi Masal git ailene, destek al hayata dön. Kız altı aydır öldü resmen. Yaşarken öldü benim kardeşim şimdi olana bakın intihar etmiş. Geç bile kaldı ben biliyordum bunu yapacağını. Aras öldü ama kardeşime hala zarar veriyor."
Bulut atladı o esnada.
"Atakan doğru konuş. Ölmüş gitmiş hala ne istiyorsun Aras'tan?"
"Öldü gitti ama hala kardeşimi bizden uzak tutuyor kardeşimi alıyor bizden."
"Kardeşin senin ona saygı duymaman yüzünden, baskıların yüzünden küstü. O aşık oldu sevdi Aras ona hiçbir zaman kötü bir şey yapmadı. Kötüye yönlendirmedi onu"
"Kendine geldiğinde artık sizsiz bir hayatı olacak."
Bulut sinirliydi. Gamze kolundan tutup uzaklaştırdı onu biraz. Bu nasıl bir insandı kardeşini düşünme şekli bu muydu? Lanet olası doktorlar bilgide vermiyor. Yoğun bakımda kız ne olur ona bir şey olmasın onu hayata döndürecektim daha yeniden yaşama sevinci olacaktı. Dayanamadım.
"Lanet olsun! Lanet olsun bu doktorlar neden hala bir şey söylemiyor doğru dürüst."
Bulut geldi yanıma kolumdan tuttu.
"Sakin olsana sana ne oluyor?"
"O kız şuanda orada yatıyor bir şey yapamadım onu kurtaramadım. Ben onu yeniden hayata döndürecektim yeniden gülecekti."
Bulut öfkeli gözlerle bakıyordu.
"Ne oldu?"
"Ne demek güldürecektim. Ne diyorsun sen?"
"Onun yanında olacaktım Bulut."
Yakamdan tuttu.
"Masal'ı mı seviyorsun sen?"
Aniden gelen soru karşısında şaşırdım nereden çıktı bu. Sevmiyordum o kızın yardıma ihtiyacı vardı. Üzgündü, kırgındı yaşamayı yeniden sevmek için neden bulmalıydık ona. Sevgim bir insana olan sevgimle aynıydı. Onu sevmem için bana gülümsemesinin güzel gelmesi lazımdı ama onu daha hiç gülümserken görmedim bile. Birlikte ortak noktalarımız olmalıydı ama bizim mezarlık dışında ortak bir noktamız yoktu onu neden sevecektim ki o sadece yardıma ihtiyacı olan biriydi işte.
"Ne. Nereden çıktı bu?"
"Bana bak Ateş o kızı sevemezsin anladın mı?"
Sipariş üzerine birini sevip sevmemeye karar veremezsin. Sevmiyordum onu ama sevmiş olsam Bulut dedi diye vazgeçecek halim yoktu.
"Ne saçmalıyorsun sen kız ne durumda ne diyorsun."
"O kız Aras'ın emaneti bana ondan uzak dur sen kimsin onu sahipleniyorsun."
"Bulut git başımdan."
Atakan geldi o sıra yanımızda.
"Sen Masal'ın yeni sevgilisi misin? Lan oğlum siz ne ayaksınız bu kız Aras için intihar etmedi mi düşün kardeşimin yakasından."
"Ben onun sevgilisi değilim. Arkadaşız biz."
"Olma. Onun arkadaşına ihtiyacı yok ailesine var."
Abisi iyiden iyiye sinirimi bozmaya başladı. Çok bilmiş ukala herif.
"Öyle mi eğer size ihtiyacı olsaydı sizin yanınızda olurdu kabullenmek zor geliyor galiba ama aylardır sizden bahsetmedi."
Atakan beni itekledi o sıra babası geldi.
"Atakan yapma. Kardeşin içeride ne halde sen ne yapıyorsun?"
Atakan ağlamaklı ses tonu ile.
"O benim küçük kız kardeşim baba beni kötü görüyor belki ama o benim savunmasız minik civcivim küçüklükten beri hep gölgesi oldum onun canını yakanların karşısına dikildim, korudum ama kardeşim altı aydır eriyor ondan önceki senelerde zaten bizimle iletişim bile kurmuyordu neredeyse! Kim için baba ben kardeşimden senelerdir ne için uzaktayım söylesene. O kız şuanda canının savaşını veriyor. Ben kardeşimi artık bunlara bırakmam. Asla bırakmam. O uyandığında artık yanında ben olacağım."
Babası ona sarıldı. Doktor geldi yeniden.
"Kızım nasıl ne zaman uyanacak?”
"Şuan için hala bir şey diyemiyoruz isterseniz burada beklemeyin uyku halinde"
"Hayır bekleyeceğiz."
Atakan öfkeliydi Masal'ın etrafında olan herkese öfkeliydi onlardan uzak kalmasına sebep olduğunu düşündüğü herkese kin kusuyordu ama şuan çaresizdik Masal uyanmalıydı buna inanmak istiyordum. İçimde onun yanında olmam ona yardım eli uzatmam gerektiğini düşünen bir his vardı. Gözlerini aç bize dön Masal lütfen...
İki üç gün geçmişti hastaneye gidip geliyorduk ama doktorlar durumu hakkında değişiklik olmadığını söylüyordu. Bulut'un sahnesi bitmişti Gamze'yi de alıp hastaneye geçtik. Atakan hemşire ile konuşuyordu yanlarına gittim.
"Selam durumu nasıl?"
Bana ters bir bakış attı. Cevap vermeyince.
"Atakan o bizimde arkadaşımız."
Kaşlarını çattı. Uykusuzluktan şişmiş ve kızarmış gözlerinden tüm öfkesini belli etmeye çalışan bir bakış attı.
"Kardeşimi siz mahvettiniz. Defolun."
Sakinliğimi bozmadan ona doğru adım attım elimi koluna koydum.
"Bak dostum kardeşini tanıdığımda ölmüş sevgilisinin yasını tutuyordu. Kimseyle konuşmuyordu içip şarkı söylemekten başkada bir şey yaptığı yok zaten. Alkol bağımlısı olmuş bile olabilir. Yeme bozukluğu var yemek yediğine bile emin değilim. Organları kim bilir ne halde. Kardeşinin çok büyük sorunları var ona baskı kurarak bunları çözemezsin."
Öfkeyle beni ittirdi. Kardeşi hakkında gerçeği duymak üzdü onu da.
"Sinirlenmekte haklısın şuan dipte ölümü kurtuluş zannetti. Güçsüz yardıma ihtiyacı var."
Histerik bir kahkaha attı.
"Sen mi yardım edeceksin kardeşime. O zibidi hasta olduğunu bile bile kardeşimi sürükledi peşinden sıra sende mi?"
"Ben kardeşinin sevgilisi değilim belki dostu bile değilim ama benle konuşuyor sadece. Bak ona yardım edecek tek insan benim"
Soru soran bakışları ile cümle kurmadan "O nedenmiş?" bakışlarını kaptım.
"Psikiyatristim ben."
Anlamamış ifade ile baktı.
"Bak bunu Masal bilmiyor zaten Bulut ve Gamze sayesinde tanıştık gördüğümde oldukça ruhsal bir bunalımdaydı Bulut'tan rica ettim mesleğimi gizli tutmak kaydı ile ona yardım edeceğimi söyledim."
Bu kez suratında oluşan ifadeyi anlamak karmaşıktı. Kızmış gibiydi ama şaşkınlıkta vardı kafa karışık birçok duygu barındırıyordu zihninde.
"Kardeşime yalan söyledin yani ve devam etmek istiyorsun?"
Kafa salladım.
"Yalancılardan nefret eder. Kandırılmaktan da."
"Kardeşin kendini bir uzmana açacak durumda değil o dertlerini bu şekilde dinleyecek birini istemiyor. Dosta ihtiyacı var arkadaş olarak benimserse daha kolay iletişim sağlarım ve söz veriyorum yeniden hayata o neşeli kız olarak dönmesi için her şeyi yaparım."
Bu kez o öfkeler saçan herkese tehditler savuran adamın gözünden bir damla yaş aktı.
"Yapar mısın gerçekten?"
Kafa salladım.
"O hep mutlu bir kızdı aslında eğer yeniden öyle olacaksa her şeyi yaparım."
"Olacak sadece zaman verin bana buradan çıktıktan sonra her şeyi daha kontrollü şekilde idare etmeye çalışacağım."
Kafa salladı teşekkür mahiyetinde koluma dokundu. O sıra Masal'ın annesi.
"Uyanmış. Atakan oğlum uyanmış kardeşin."
Hepimiz koşar adım odanın olduğu yere geçtik. Doktor ciddi ifadesini bozmadan o klasik cümleyi kurdu
"Hasta kendine yeni geldi çok yormayın."
Doktorun söylediği kimin umurundaydı. Odaya girdik Masal'ın yüzü cama doğru dönüktü. Annesi koşar adım gitti yüzünü öptü ama tepki vermedi babası uzaktan izliyordu ağzından ağlamaklı "Masal." İsmi çıktı ama yine tepki vermedi. Atakan bir adım attı günlerdir kardeşi uyansın diye deli gibi bekleyen gözyaşı döken adam tam zıttı bir davranışla
"Aferin gerizekalı ölmeyi denedin demek şimdi de."
Masal tepkisizliğini koruyordu.
"Kızım sen hasta mısın tamam yeter aylar geçti adam öldü senin kendine ne kastın var."
Hiç tepki vermeyen Masal hiddetle döndü. Doğruldu biraz.
"Allah'ın cezası istediğinde buydu zaten Aras'tan hep nefret etmedin mi?"
"Ettim kardeşimi bizden kopardığı için nefret ettim o zibididen."
Masal ağlamaya başladı. Yatakta doğruldu öfkeyle:
"Defol seni görmeye bile tahammülüm yok anlıyor musun? Ne biçim abisin sen ya senden nefret ediyorum. O adam benim hayatımdı anlıyor musunuz nefes alamıyorum boğuluyorum ben ya batıyorum, mahvoldum zaten yaşamıyorum ki. Neden beni kurtarmaya çalışıyorsunuz."
O sıra beklemedik tepki Bulut'tan geldi.
"Aras'ın aşık olduğu kız bu zavallı kendine acıyan kız değildi."
Masal'ın bakışları Bulut'a yöneldi.
"Ne diyorsun?"
"O senin enerjine hayata bakış acına güçlü bir kadın olmana aşık oldu giderken de hep sana güçlü ol pes etme dedi ama şu yaptığına bak. Emin ol Aras böyle bir Masal'a aşık olmazdı. Şuan seni tanıyamıyoruz. Emin ol Aras iyi ki ölmüşüm diyordur."
Ağır konuşu Bulut ama doğruydu söyledikleri. Masal'a tam söylenmesi gerekenleri söyledi. Beklemediği bir tepki ile karşılaşınca bir şey diyemedi.
"Ben yani... Güçsüzdüm Bulut."
Yanına gitti elini tuttu.
"Güçlü olman gerek."
Annesi hemen yanına sokuldu.
"Biz sana çok iyi bakacağız merak etme. Odanı hazırlattık."
Masal annesine baktı.
"Eve dönmüyorum benim bir evim var."
Babası bu kez sert bir tonla.
"Artık seni yalnız bırakmayacağız."
Masal yüksek sesle.
"Eve dönmek istemiyorum anlamadınız mı?"
Araya girdim.
"Tamam Masal sakin ol."
Bu kez öfkeyle bana.
"Sen karışma." Diye bağırdı.
Abisi ile göz göze geldik. Atakan Masal'ın yanına gitti elini tuttu Masal'a geri çekti. Yüzüne bile bakmıyordu abisinin.
"Tamam gelme o evde kal."
Bu kez döndü baktı abisine beklemiyordu böyle bir şeyi.
"Eğer öyle mutluysan orada kal abicim."
Gözleri doldu. Bir şeyler söyleyecek gibiydi.
"Abi."
"Güzelim."
"Abi canım çok yanıyor. Nasıl dayanacağım."
Atakan sım sıkı sarıldı.
"Sen güçlüsün ben sana inanıyorum Masal onu sevmekten vazgeçmeyeceksin ya da unutmayacaksın ama kendine böyle sonsuza dek eziyet edemezsin değil mi?"
Kafasını salladı. Kimsenin yüzüne bakmak istemiyordu belli ki. Üzerine gidilmesine gerekte yoktu zaten. Doktor gelip herkesi dışarı çıkardı dinlenmesi gerektiğini yarın taburcu olacağını ve uzun bir süre alkol almamasını söyledi. Masal buna ne kadar uyardı bilmem ama elimizden gelen her şeyi yapacaktık. Odadan çıkınca Atakan ailesine döndü.
"Sürekli gözeteceğiz bundan sonra tekrar onu kaybetmekle karşı karşıya gelemem ben."
"Tamam oğlum sen üzerine gitme kardeşinin zaten onun tartışmaya bile hali yok baksana."
Kendi aralarında konuştular yarın çıkacağı için tekrardan görmemize izin vermeyeceklerdi bizde çıktık. Yolda Bulut'un yüzü asıktı sinirlenmişti bana.
"Bulut dostum iyi misin?"
"Değilim en yakın arkadaşımın; kardeşimin sevgilisi intihar etti. Ona yardım edebileceğini söylemiştin."
"Edeceğim zaten. Zamanı var sandığın kadar kolay değil kendisini duygularını hemen açıp aa gel her şeyi anlatayım demiyor."
"Bırakmalısın belki de bu işi onun sana ihtiyacı yok. Hem Masal tanımadıkları insanlarla bir şeyler paylaşmaz."
"Birkaç aydır tanışıyoruz Bulut arkadaş sayılırız."
Ani frenle durdurdu.
"Bak Ateş eğer ki Masal'a aşık olursan."
Sustu devamını getirmedi velev ki aşık oldum ne olacaktı. Tehdit edilmekten hoşlanmadığımı bilmiyor mu bu?
"Olursam?"
"Bozuşuruz. O kız benim kardeşimin emaneti ve ben buna müsaade etmem. Masal olmasın aşık olunacak bir sürü hatun var sokakta benim kardeşimin sevgilisinden uzak dur. Lütfen!"
"Neden giderken sana Masal'ın aşık olacağı adamları engelle mi dedi?"
Kaşlarını çattı tam bir şey söyleyecekti Gamze atıldı.
"Bulut saçmalama istersen. Aşık olsa ne olur hem Aras ona mutlu ol dedi yeniden sev dedi eğer olursa bırak olsun."
Gamze'ye kızmıştı öfkeli bakışları Gamze'nin gözlerini bulurken deminkinden daha yüksek bir tonla:
"Gamze saçma sapan konuşma. Olmaz anladın mı gitsin başkası olsun ama Ateş olmaz o kadar."
"Bağırma bana! Sen onun arkadaşısın sadece hayatına müdahale etmeye hakkın yok. o kız aşık olduğu adama abisine bile karıştırmadı bilmem farkında mısın?"
Bulut sinirlendi. Öfkeliydi. Bir şey söylemek isteyip söylememenin öfkesi vardı üzerinde. Omzuna dokundum.
"Dostum için rahat olsun. Yemin ederim sevgi , aşk babında.hoşlanmıyorum bile ondan Melankolik bir kız."
"Sevdiği adam öldü çünkü. Normalde çok neşeli aklının almayacağı kadar neşe saçan enerjik bir kızdı o."
"Tahmin ediyorum merak etme."
Bir şey söylemedi yeniden çalıştırdı arabayı... Bulut netti açıkça ifadeetti eğer aşık olursan bedelini ödersin dedi. Ödenecek bir bedel yoktu ki ben okıza sadece yardım etmek istiyordum ona aşık değildim ya da olmazdım biz zıttıktamamen ayrı uçlarda iki karakterdik aramızda aşk nasıl oldun ki. Her şeydenönce aramızda kocaman bir Aras vardı...