Defne sorduğuna anlam veremeyerek bir an duraksadı. Çınar ise, yine Derya'yı haklı çıkarak bir şeyler aradığının farkında değildi.
Bakışını kızına çevirdi Defne. Tek başına büyüttüğü anları düşündü.
Elbette zorlandığı çok an olmuştu ama ilk dişi, ilk adımları, ilk kelimeleri ve gülümseyişleri, her zor anını unutmasının nedeni olmuştu. Gülümsediğinde, Çınar'ın cevap beklediğini hatırlayıp ona döndü.
"Masal, normal bir bebeğe kıyasla, çok hassastı. Sürekli hastalanırdı. Hastanede geçirdiğimiz geceler çok oldu ama bir gülümseyişi, bir anne deyişi bana o an her şeyi unutturuyordu"
Gülümsediğinde, Çınar gülümseyişine daldığının farkında değildi. Derin bir nefes verdi. Takdir ediyordu bu kadını. Takdir ediyordu anneliğini. Bakışının ona kaydığını görünce, göz göze gelirken hızla kafasını çevirdi.
"Zor değil"
Dedi acı bir nefes alan adam. Kızı, onu ilk zorlanmada terk eden bir anneye sahip olmuştu. Kafasını yere eğerken, Defne ona döndü.
"Bunu neden sordunuz?"
Çınar bakışını ona çevirdi. Merakla bakıyordu. Gülüş sesleri kulağına ulaşan çocuklara döndü. Koşturuyorlardı.
"Masal'ı tek başınıza büyütmüş olduğunuzu duydum"
Defne bakışını ondan ayırıp kızına çevirdi. Zihninde kızıyla tek başına geçirdiği günler vardı.
"Yeni doğduğu günlerde babasını kaybettik. Kızımın varlığı, hayatımda ki bir mucizeydi. Ben o mucizeyle, o daha çok küçükken bir başıma kaldım"
Çınar kafasını eğdi. Genç kadın ise, kızını izliyor, bazen de öpücük gönderiyordu gülümseyip.
"Babası, onu hiç mi görmedi?"
"Tek sefer. İsmini birlikte seçtik. Bizim için, kızımızla birlikte yepyeni bir masal başlayacaktı ama olmadı. Hayatın, bize uygun gördüğü buymuş."
Çınar başını eğdi. Kadının, anlatırken ki yüz ifadesini görebiliyordu.
"Özür dilerim, üzmek istemedim"
Defne yüzünde gerçek olmadığı çok belli olan bir gülümseme oluşturdu.
"Önemli değil, bu tür sorularla çok karşılaşıyorum"
Arkadaşlarının arasından koşarak yaklaştı Masal. Yüzü gülüyordu, oldukça da heyecanlıydı. Günlerdir, bu partiyi bekliyordu.
"Anne"
Çınar'a gülümsedikten sonra annesine döndü. Defne, ellerini sıkıca tutmuştu.
"Efendim bebeğim"
"Sürpriz yapacağını söylemiştin"
Defne gülümseyerek yanağına öpücük bıraktı.
"Evet, tabi ki yapacağım"
Zil duyuldu. Defne ayağa kalktı kızının gözlerine bakarken.
"Geldi sürpriz"
Kapıyı açtığında, karşılarında bir palyaço gören çocuklar gibi Masal da sevinçle yerinde zıplamaya başladı. Müzik ve palyaço eşliğinde tüm çocuklar sevinçle oynamaya başladığında, Defne gülümseyerek oturdu yerine. Kızının mutluluğuna bakıyordu ki elinde bulunan içecekle yaklaştı Selen yanlarına.
"Merhaba"
Defne'nin yanındaki adama bakarken, Defne ayağa kalktı.
"Selen, Çınar Bey Masal'ı kaybolduğunda bulan kişi. Selen de yakın arkadaşım"
Çınar da ayağa kalktı. El sıkışırlarken, Selen adamı süzüyordu gizliden.
"Memnun oldum, Çınar Bey"
Çınar biri yanında biri de karşısında duran iki kadına baktı. Söyleyeceği şeyden biraz çekiniyordu.
"Aslında, sadece Çınar demenizi isterim"
Selen'in yüzünde gülümseme oluşturdu.
"Bana uyar, Çınar"
Gülümsediğinde, bakışlar Defne'ye döndü. Gözünü arkadaşına dikmişti. Çok başka amacı olduğunu biliyordu.
"Sana da uyar, değil mi Defne?"
Defne bakışını adama çevirdi. Ona merakla bakıyordu. Derin bir nefes verdi gizliden.
"E-vet"
Demek zorunda kaldığında, Selen'in yüzünde gülümseme oluştu zaferle.
....
Misafirler tek tek gitmeye başlarken, bulunduğu ortamdan hiç şikayetçi olmayan Çınar ayağa kalktı. Hala kalmayı istese de gitmek zorunda hissediyordu.
"Artık gitmeliyim"
Kapıdaki sonuncu misafiri de yolcu eden Defne yanına yaklaştı.
"Masal'ı kırmayıp geldiğin için çok teşekkür ederim"
Samimiyetle konuştuğunda, Çınar'ın yüzünde gülümseme oluştu. Bunu sevmişti.
"Lafı bile olmaz, benim için de güzel bir gündü."
Elini uzatınca, Defne gülümseyerek eline karşılık verip tuttu. Çınar tuttuğu bu elin, tüm vücudunu titremeye başladığının farkında değildi. Gözlerine baktığı kadından, çekinerek bakışını hediyeleriyle oynayan Masal'a çevirdi.
"Görüşürüz Masal'cım, doğum günün tekrardan kutlu olsun"
Masal hızla ayağa kalkıp yanına yaklaştı. Elini sıkıca tutup gözlerine baktı. Hala gitmesini istemiyordu.
"Gitme Çınar"
Yüzünü asınca, Çınar önüne eğilip ellerini tuttu. Masmavi gözlerin, heyecanla baktığını görebiliyordu.
"Tüm misafirler gitti. Bende gitmeliyim, sonra yine görüşebiliriz"
Masal astığı yüzünü annesine çevirdi. Gözleri dolu dolu olmuştu.
"Gitmesin anne"
Defne yaklaşıp önüne eğildi.
"Annecim, böyle yapmamalısın. İşi vardır"
Masal Çınar'a ve annesine bakıp hızla arkasını döndü.
"Küstüm ikinize de!!"
Koşarak ilerleyince, Çınar Defne'ye çevirdi bakışını.
"Kızdı "
"Ben hallederim"
Etrafa bakındı. Onu yine büyük bir temizlik bekliyordu. Önünde ki boş tabakları eline alıp, mutfağa bıraktı. Geri dönerken, salonun boş olduğunu gördü. Genç adamın nereye gittiğini merak ederek, etrafa bakınırken, kızının odasının kapısının açık olduğunu fark etti. Merakla kapıya yanaşınca, Çınar uyuyan Masal'ı kucağına alıp yatağa ilerliyordu.
"Uyumuş mu?"
"Evet, koltukta uyuyakalmış"
Defne hızla yaklaşıp yatağın üzerindeki örtüyü çekti. Çınar'ın yatağa yatırdığı kızının dolabından pijamalarını çıkarıp önüne oturdu.
"Çok yoruldu"
Gülümseyerek üstünü değiştirirken, Çınar odayı inceliyordu. Küçük bir kız çocuğu için özenle hazırlanmıştı. Kapının üzerinde "Masal'ın Odası" yazan bir kapı süsü vardı. İçeri de pembe ve beyazın olduğu bir çocuk odası takımı bulunurken, duvarlarda da anne kızın resimleri asılıydı. Odanın bir köşesinde onlarca oyuncak düzenle dururken, yatak da tam pencere kenarına konulmuştu. Ayağa kalktığını gördüğü kadınla kendine geldi. Defne, kızının üstünü değişip, üstünü örttükten sonra ayağa kalkmıştı. Birlikte yine ara salona geçerlerken, Çınar tek kaldığı salona bakıp Defne'ye döndü.
"Sanırım artık gitmeliyim"
Defne gülümseyip ona döndü.
"Kahve yapacağım, içmek ister misin?"
Diye Çınar ona baktı. Bu teklifi kesinlikle reddetmek istemiyordu.
"İyi olur aslında"
"Hemen yapıyorum o zaman"
Mutfağa yöneldiğinde, Çınar koltuğa oturdu. Kapanan mutfak kapısına bakıp, bakışını eve çevirdi. Parti sonrası oldukça dağılmıştı ve güzel bir temizliğe ihtiyacı vardı. Bakışları yeniden Masal'ın odasının kapısına çarparken, derin bir nefes verdi. Kızı, her zaman olduğu gibi yine aklındaydı. Cebinden telefonunu çıkarıp, fotoğrafın önünden çektiği resmi açtı. Nasıl da savunmasızca uyuyordu. Elini yavaşça yüzüne yaklaştırdı. Ona gerçekten dokunduğu anı hayal ediyordu.
"Babacığım"
Dediği an mutfağın kapısının açıldığını görüp, hızla ekranı kapatarak telefonu cebine yerleştirdi. Elinde ki iki kahveden birini uzatan genç kadına bakıp gülümsedi.
"Teşekkür ederim"
Birini eline aldı. Sıcaklığını hissettiği kahveyi yudumlamaya başladığında, ağzına hiç bilmediği bir tadın girdiğinden emindi. Bakışını karşısında oturmuş, sessizce kahvesini içen kadına çevirdi.
"Bu, biraz farklı"
Defne gülümseyerek bir yudum daha alıp ona döndü.
"Çok mu kötü? Bu aslında farklı bir kahve"
"Kötü değil sadece değişik"
"Masal'la birlikte yaptığımız bir karışım. Kahveyi çok sever, bende onu uzak tutmak için böyle bir çözüm düşündüm. Kahve içerisinde yok denecek kadar az bulunuyor"
Çınar'ın yüzünde gülümseme oluştu. Bir yudum daha içip ona döndü. Tadı farklı olsa da hoşuna gitmişti.
"Güzelmiş"
Yeniden ağzına yaklaştırdığında, Defne gülümsüyordu. Kızı için bulduğu tarif, onun da vazgeçilmezi olmuştu. İçtiği yudumlarla kafasını eğen Çınar, telefonunun sesini duyunca, cebinden çıkardı. Ekranda kardeşinin ismi yazıyordu.
"Efendim Çetin"
"Abi, şirkete senin için bir dosya bırakıldı. Eve götürüyorum."
"Ne dosyası?"
"Bilmiyorum sadece ismin yazıyor, açayım mı?"
Çınar duraksadı bir an. Ne olduğunu bilmese de işlerle ilgili olduğunu düşünüyordu.
"Önemli değildir, ben gelince bakarım"
"Tamam o zaman görüşürüz "
Kapattığında, bakışı genç kadına kaydı. Kahvesini bitirmesine rağmen fincanı elinde tutuyordu. Kendi bardağına çevirdi bakışını. Yarıya kadar dolu olmasına rağmen, tek yudumda içip ayağa kalktı. Genç kadını, bu gece çok iş beklediğini biliyor, daha fazla engel olmak istemiyordu.
"Gitmeliyim, kahve için çok teşekkür ederim"
Kapıya yöneldiğinde, Defne de takip etti. Açtığı kapıda, genç adamın ayakkabılarını giyişini izliyordu.
"İyi geceler"
Çınar gülümsemekle yetinip gözlerine baktıktan sonra arkasını döndü. Ağır adımlarla bahçeye ilerledi. Ev, tek katlı müstakildi. Bozuk bir kapısı ve parkı olmayan küçük bir bahçeden oluşuyordu. Kalbi, uzun zamandır bilmediği bir duyguyu hissediyordu. Attığı her adımda, geriye dönüp bir defa bile olsa bakmak istiyordu. Derin bir nefes aldı. Kesinlikle doğru olmazdı, genç kadının aklında yanlış bir izlenim bırakamazdı.
....
Kapıyı kapatıp içeri geçti Defne. Saat geceye yaklaşıyordu. Bedenini koltuğa bıraktı. Oldukça yorulmuştu ve ev de olabildiğince dağınıktı. Etrafa bakınarak derin bir nefes alıp ayağa kalktı. Önce odasına geçip, üstünü değişti. Rahat bir şeyler giyindikten sonra saçlarını da yukarıdan bağlayıp işe koyuldu.
.....
Çınar, eve gidiyorum diyen kardeşinin arkadaşlarıyla takıldığını öğrenince, yatağına girdi. Dosyayı merak etse de oldukça yorgun hissediyordu. İzlediği tavandan bakışını ayırıp gözlerini kapattı. Aklında, ilk defa kızıyla birlikte Defne ve Masal da yer alıyordu. Küçük kızın yakınlığı, gülüşleri ve heyecanı yüzünde gülümseme oluşturdu. Yan döndü. Zihninde, özenle düzenlenmiş olan oda canlandı. Kızının da odası var mıydı? O da böylesine seven aileye sahip olabilmiş miydi? Derin bir nefes verirken, aklına gelen şeyle hızla doğruldu. Tabi ya, neden düşünememişti? Kızını ararken, onun için hazırlıklar yapmalıydı. Öncelikle bir ev dedi, bahçesi olan ve kızıyla yaşayabileceği ayrı bir ev bulmalıydı. Heyecanla, yeni evini ve bahçesinde birlikte koşturacakları kızını düşünüp gözlerini kapadı. Uykuya giriş yaparken bile gülümsüyordu. Kulağında küçük bir kızın, babasına sarılıp gülüşü yankılanıyordu.
....
Yavaşça açtı masmavi gözlerini Masal. Odasında ve yatağında olduğunu görüp düşündü. Dün, doğum günü yapılmış ve Çınar da gelmişti. Gözlerinde ve yüzünde hala bitkinlik olmasına rağmen yataktan çıktı. Çıplak ayaklarıyla odanın kapısını açtığında, annesini elindeki ekmeği hazırlamış olduğu kahvaltı masasına bıraktığını gördü. Adımları oldukça yavaştı.
.....
Günler sonra ilk defa deliksiz bir uyku çeken Çınar, gözlerini araladı. Oldukça dinlenmişti. Karşısında duran saate baktı dokuzu geçiyordu. Hemen doğrulduğu sırada, başucunda ki komodinin üzerinde kahverengi bir dosya gördü. Merakla eline aldığında, kardeşinin bıraktığını düşünüp doğruldu. Üzerinde sadece isminin yazdığı dosyanın kapağını açtığında, içerisinden bir bebek resimleri düştü yatağa. Şaşırırken, hızla eline aldı. Onun kızının resimleriydi. Aynı resimler onda da vardı. Hızla ve hissettiği heyecanla elini yeniden dosyanın içerisinde gezdirmesine rağmen boş olduğunu gördü. Yeniden resimleri eline aldı. Yavaşça arkasını çevirince, bir yazı gördü.
"Bir çocuk, annesine nasıl bu kadar benzeyebilir?"
yazıyordu, şaşıran Çınar hızla diğer resimi eline aldı. Merakla arkasını çevirdi.
"Heyecanlandın değil mi? Merak etme, sana resimlerini göndermeye devam edeceğim"
Diye yazan resimden sonra sonuncusuna yaklaştı. Yeniden arkasını çevirmesine rağmen, boş olduğunu gördü. Şaşkınlıkla defalarca yeniden arkalarını çevirdi fakat başka hiçbir şey yoktu. Düşündü, kızından hala hiç kimseye söz etmemişti. Aklına gelen tek ihtimal, Derya'yı tanıyan biri olduğuydu. Heyecanla resimlere baktı. Belki, kızına ulaşmak için tek yol bu kişiydi. Kalbi heyecanla atarken, yüzü de gülmeye başlamıştı. Hissediyordu, kızına çok yakında kavuşacaktı. Dosyayı, komodinin içerisine bırakıp ayağa kalktı.
.....
Duştan çıkan Çınar, tamamen hazır bir şekilde aynanın karşısına geçti. Odası, oldukça büyük ve lükstü. Çift kişilik koca bir yatak ve duvarın bir köşesinin tamamımı kaplayan koca bir pencere bulunuyordu. Saatini koluna takarken, aynadaki yansımasına baktı. Bugün yoğun bir gün olacaktı. Öncelikle en güzelinden bir ev bulmalıydı. Ceketini son kez düzenleyip, odada çıktı. Evin içerisinde ki merdivenlerden inerken, ailesini kahvaltı masasında gördü.
"Günaydın"
Gülümsedikten sonra ağzına bir lokma attı .
"Oğlum, oturup düzgünce yap kahvaltını"
Annesine yaklaşıp yanağını sıktı.
"Çıkmam gerek anne"
Babası elindeki gazeteyi okuyordu. Annesi ayağa kalktı. Oldukça mütevazi bir kadındı Zehra Hanım. Oğullarına koca adam olmalarına rağmen fazlasıyla ilgi gösteriyordu. Saçları siyah ve uzun, gözleri de mavinin en güzel tonuydu. Boyu uzun olmasına rağmen, iki oğlunun yanında oldukça küçük görünüyordu. Elleri ve yüzü yaşına rağmen oldukça bakımlıydı. Oğlunun, kravatını düzeltip gözlerine baktı.
"Çok yorma kendini"
Çınar annesinin yanağına öpücük bıraktı. Onun için en büyük güçtü bu kadın. Derin bir nefes verip, babasına, kardeşine ve annesine baktı.
"Bu arada ayrı eve çıkıyorum, kararımı verdim, haberiniz olsun. Geç kalıyorum "
Kimseye söz hakkı vermeden arkasını dönüp çıkışa yöneldiğinde, Çetin şaşkınlıkla anne ve babasına baktı. Ondan açıklama beklediklerini biliyordu.
"Bende bilmiyorum nedenini"
Masadan kalktı, hızlı adımlarla ağabeyini takip etti
"Abi bekle"
Arabaya binen ağabeyinin yanındaki diğer koltuğa oturdu.
"Ne oldu? Nereden çıktı bu ev işi?"
"Bahçesi büyük olan güzel bir ev bulmalıyım. Hemde acil olarak"
Arabayı çalıştırdığında, Çetin merakla ona bakıyordu. Üstünde, siyah bir takım elbise bulunuyordu. Kravatı da saçları ve sakalları gibi siyahken, gömleği de beyazdı. Özenle havaya kaldırmıştı saçlarını. Ağabeyinden sadece iki yaş küçük olmasına rağmen, birbirlerine sadece görünüş olarak benziyorlardı. Çetin ağabeyinin tam aksine, işten çok gezmeyi eğlenmeyi seven bir tipti. İşlerini de asla ihmal etmese de eğlenceyi de bir köşeye sığdırıyordu.
"Neden?"
Diye sordu ayrı eve çıkmak isteyen ağabeyine bakıp.
"Şimdi söylemeyeceğim, hepinize sürpriz olacak"
"Kötü bir sürpriz değildir umarım"
Çınar'ın yüzünde gülümseme oluştu. Heyecanla kızını düşünürken, Çetin ona döndü.
"Bende seninle o eve yerleşebilir miyim? Çok eğleniriz, kızlar filan"
"O evi aklından bile geçirme! "
Ağabeyinin yüzünden eksik olmayan gülümsemeye bakıyordu Çetin. Uzun zamandır bu gülüşü görmediğini farkındaydı. Daha fazla soru sormadan bakışını yola çevirdiğinde, Çınar arabayı şirketin önünde durdurdu. Kardeşinin indiğini görünce hızla yeniden çalıştırdı.
"Nereye??"
Diye arkadan seslenen kardeşine aldırmadan hızla ilerledi. Bir caddenin park yerinde durdurup indi. Bundan sonrasına yayan devam etmek istiyordu. Önünde onlarca mağaza vardı. En baştakine bakıp heyecanla içeri girdi.
.....
Girdiği son mağazadan da çıktı Çınar. Kesinlikle hiçbirini kızına uygun görmüyordu. En güzeli, en iyisi ve en sağlamı olmalıydı. Kızı, babasıyla yeni bir hayata, en lüks ve güzel şekilde başlamalıydı. Sondaki mağazaya yanaştı. Camın önünde bir mobilya takımı gösteriliyordu. Bakışını çevirdi. Her şeyini en ayrıntısına kadar inceleyip gülümsedi.
"Bu! Bu olmalı"
Heyecanla içeri girdi.
.....
Kızının sınıfına yaklaştığında, kapıda bekleyen öğretmeni gördü. Yüzü asılırken, endişeyle adımlarını hızlandırdı.
"Masal! Masal içeri de mi?"
Telaşla sorunca, Öğretmen arkasında ki kapalı kapıya bakıp ona döndü. Öğrenciler içeride hala oyun oynuyordu.
"Evet, arkadaşlarıyla oynuyor ama sizinle konuşmak istediğim bir konu var"
Defne merakla ona bakıyordu. Öğretmen, genelde kötü bir durum olduğunda bunu öğrencilerin yanında değil de veliyle gizlice konuşurdu. Defne yine o anlardan birinde olduğunun farkındaydı.
"Sorun nedir?"
Öğretmen derin bir nefes verdi. Bir kadındı ve oldukça da ilgiliydi. Masal'ın kaybolmasında da kendini affettirebilmişti. Zaten Defne de, kızının çok sevdiği öğretmeninden ayrı olmasını istemiyordu.
"Defne Hanım, Masal bugün biraz huysuz. Normal de çok uyumludur, bunu hep söylerim bilirsiniz ama bugün çok farklı. Sürekli arkadaşlarını itti, hiçbiriyle oynamak istemedi"
Defne'nin yüzünde şaşkınlık oluştu. Kızının, oldukça uysal olduğunu biliyordu. Bu yaşına gelmesine rağmen de asla birini incitmemişti.
"İnanın, bende çok şaşkınım şu an. Masal öyle bir çocuk değil, oyunu ve arkadaşları çok sever"
Öğretmen derin bir nefes verdiğinde, yaklaşan başka bir veliyle, susmak zorunda kaldılar. İçeri giren diger veli çocuğuna seslenirken, Masal kapıda duran annesini gördü.
"Anne"
Yanaştığında, Defne önüne eğildi. Ellerini tutup, yanağına öpücük bıraktı.
"Nasılsın annecim?"
Masal sessizce yaklaştığı annesinin kollarına girdi. Başını omzuna bırakırken, Defne şaşırıp geriye çekildi.
"Bebeğim, iyi misin?"
"Uykum var anne"
Defne zorlamak istemeyerek ayağa kalktı. Öğretmenle vedalaştıktan sonra kızının elinden tuttu. Birlikte arabaya yaklaştılar. Küçük, açık mavi, normal fiyatlarda bir arabaydı ve arka koltuğunda kızı için oto koltuğu vardı. Normalde, kıpır kıpır ve neşe dolu olan çocuk, şu an oldukça sessizdi. Annesinin onu bindirip, kemerini bağlayışını sessizce izledi.
.....
Defne, zorla birkaç lokma yedirdiği kızına yaklaştı. Hala okulda yaptıklarını sormamıştı. Yanağına dokundu. Sıcak değildi.
"Anne, Küçük Tavşanı okur musun?"
Defne kucağına aldı. Gözlerine bakıyordu.
"Tabi ki okurum, uyuyacak mısın?"
"Evet"
Birlikte odaya girdiler. Defne kızını yatağa yatırırken, o da yanına geçti. Eline kitabı alırken, Masal başını annesinin göğsüne yaslamıştı. Gözleri kapanmak için direniyordu tüm gün olduğu gibi. Oldukça halsiz hissediyor, bunun da etkisiyle huysuzlanıyordu. Annesinin okumaya başladığı hikayenin sadece ilk sayfasını dinleyip, uykuya yenik düşmüştü. Şaşkınlıkla kızının kapalı gözlerine bakan Defne, yavaşça geriye çekildi. Başını yastığa bırakıp, yüzüne dokundu. Sıcaklık yoktu.
.....
Önündeki onlarca kağıdı topladı Defne. Öğrencilerine yarın için soru hazırlamıştı. Esneyerek duvardaki saate baktı. Gece yarısını geçiyordu. Laptopu kapayıp, masayı düzenledikten sonra ayağa kalktı. Sessizce kızının odasına yol aldı. Amacı, her gece olduğu gibi üstünü açmışsa örtmekti. Yavaşça kapıyı araladı. Gülümsedi, yanılmamıştı, Masal üstünü tamamen açmıştı. Ucundan tuttuğu pikeyi yavaşça örtüp önüne oturdu. Karanlığa rağmen, yanakları al aldı. Elini önce saçlarına yaklaştırdı. Eğildi, küçük bir öpücük bırakmak isteyince, hızla geriye çekildi.
"Masal!"
Telaşla kalktı, küçük kız ateşler içerisinde yanıyordu.