Zümra Bilincim karanlık ve ağrının içinden sıyrılırken ilk hissettiğim şey, kolumdaki hafif iğne batması ve akan bir serinlik oldu. Gözlerimi açmak için mücadele ettim. Göz kapaklarım kurumuş, ağırlaşmıştı. Odanın loş ışığı gözlerimi acıttı. Başım, hâlâ bir mengenede sıkışmış gibi zonkluyordu ama artık o yakıcı ateş hissi biraz azalmıştı. Vücudum, derin bir yorgunlukla doluydu. Yavaşça başımı çevirdim. Kolumda serum vardı. Plastik borudan, damla damla bir sıvı akıyordu. Sonra odanın diğer tarafında, pencerenin yanındaki sandalyede oturan kişiye gördüm. Çetin. Sırtı bana dönüktü başı hafif öne eğik, pencereden dışarıyı izliyor gibiydi. Ama omuzlarındaki gerginlik odanın sessizliğini dolduruyordu. Hareketsizdi ama uyanık olduğunu her hali belli ediyordu. Nefes alışımı duydu mu bilmiyoru

