Şaşkınca kaldım karşısında. Elleri belimi sıkıca sarmıştı belime, beni kendine hapsetmişti sanki. Hiç bırakmak istemez gibi sarılıyordu. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Kokusu burnuma çarparken duyduğum koku içimdeki buzulları eritmişti. Kollarımı sardım sırtına, bu hamlem üzerine daha çok çekti beni kendine, o an kemiklerimin kırılıp onun göğüs kafesine gireceğimi hissetmiştim. Aslında ne de çok isterdim onun göğüs kafesinde olmayı, sahi beni alır mıydı o göğüs kafesine? Bu soruyu bana sıkıca sarılan bir adama sormam belki de şu an çok anlamsızdı. Geriye çekildiğinde özlemle baktı yüzüme, öylece bakıyordu ki içim tir tir titremiştim. Bakışı bile yetiyordu beni etkilemeye varlığı ne büyük etkendi kalbime. ''Ayrı kalamıyorum senden,'' diye fısıldadı acı çeker gibi, ''Niye ayrı kala

