sanki o an zaman bir anlığına durmuş gibiydi iki kez neyi istedimi bilmeden hareket etmiştim. İstediğim şey Baran ını kolarımıydı yoksa o anın kafa karışıklığımıydı bilmeden bırakmıştım kendimi baran ağa nın kollarına dün akşam
o an nefes alıp verilerim bel değismişti.
Bildiğim tek bir şey vardı anne olmak en büyük hayalim ken bu yaşta anne olmak istemediğimdi.
"Baran ya of Baran uyansana. uyanmıyormusun tm o zaman" diyip yatakta zıplamaya başlamıştım.
"yemin ederim tam küçük çocuk gibi sin" hafif gözlerini aralayarak hemen yanin yata oturdum.
"Hadi kalk bişey sorucam sana"dememle yataktan doğrulmuştu."Sor küçük sor"
"Eğer bugün işin yoksa bugünü birlikte geçirelim mi" bana sasırmış gözlerle bakıyordu sanki hiç beklemediği bir sorulmuş gibi.
"İsteğin başım gözüm üstüne küçük hanım"
yüzümde küçük bir tebessüm oluşmuştu çok sevinmiştim bu eve geldiğim günden beri bir kere dışarı çıkmıştım o zaman da az kalsın ölecektim ama bugün Baran la birlikte çıkacaktım hem hayatım güvende olucaktı hem her istediğimi yapacaktı biliyorum.
"O zaman ne oturuyorsun kalk hazırlan çıkalım bende hazırlanıcam" diyip dolaba doğru küçük çocuk gibi icimde tutamadığım sevinciyle koşuyordum.
"Ben bunu giyicem nasıl Baran agam" diyip elime aldığım elbiseyi üzerime koyarak gösteriyordum. elimde beyaz üstünde sarı papatyalar omuz kolu dizlerimde biten bir elbise vardı.
"Sana herşey çok yakışır küçük" söylediği seyle dudaklarımda küçük bir tebessüm olusmustu. elbiseyi alıp hemen banyoya koşarak üstümü değiştirmiştim çıktığımda Baran odada üstünü değiştirmişti bile üstünde siyah pantolon beyaz bir gömlek ve siyah saçlarını arkaya doğru taramış.
Bende koyu kumral saçlarımı açık bırakıp elbisemin altına siyah topuklu ayakkabı giyip barana doğru gitmistim.
"Çok güzel sin küçük"
"Sende çok yakışıklısın Baran ağa" söylediğim seyle kizardıgımdan adım kadar emindim. saçlarımı yüzüme çekmiştim.
"Kızarınca daha da guzel oluyorsun küçük" diyip odadan dışarı çıkmıştım bugun küçüğün emrindeyim o nederse o olucaktı.
Aslında bugün önemli işlerim vardı açelya ve yengeme kim ateş etmeye cesaret ettiyse o kisinin önce ellerini kıracak sonra canını alacaktım ama açelya ilk kez benimle vakit geçirmek istedi kıyamazdım bu yuzden onları ertlemistim.
"Hadi küçük nerde kaldın"
"Burdayım geldim"
herkes salonda oturuyordu.
"Nereye böyle ogum"
"Kucuk hanımın emri var bugün beraberiz " baranın dedigi seyle çok utanmıştım ceva anneden değil de bedir babadan çekinmiştim biraz başımı yere eğdim. baranın kolundan çimdiklemiştim.
"Napıuorsun kızım ya" diyip çimdiklediğim yeri diger eliyle ovuşturmustu.
"Zalim sin kızım sen"
"Niye canın mı acıdı"diye sesiz ce fısıldarken
"Evet" diye cevap vermisti baran.
"Hadi biz çıkalım"diyince baran yavaştan onunde yürümeye başladım omzumun üstünden arkada kalan kozcuoğlu ailesine bakarken hemen arkamda olan baranın imalı sırıtışıyla gözlerimi devirdim.
arabaya binmiştik baranın yanına on koltuğa oturmuştum.
"Napıyorsun"
"Napıyormuyum"
"Evet"
" Dalgamı geçiyorsun benimle"
" Hayır kızgınmısın diye bakıyorum"
"Niye kızgınmısın diye soramıyormusun"
"Kızgınmısın"
"Hayır"
"Tirip mi yiyorum ben simdi"
" Bana değil Baran ağa yola bak ha bu arada merak etme tirip falan da atmıyorum yani tirip yemiyorsun"
" Ben senin tirpinide nazını da çekmek istiyorum ama küçük" gozlerimi devirip camadan yolu izlemeye başladım hala camdan bakarak
"Nereye gidiyoruz" Baran arabanın radyosundan Mardine şarkısını açınca istemsizce tebessüm etmiştim evet arabada Mardine çalıyordu.
"Ez heyrana çavên te yên daristanê biçûk im"(Orman gözlerine hayranım küçük) kürtçeyi pek bilmiyorum o yüzden baranın ne dediğini anlamamıştım pekte merak etmemiştim.
"Sorduğum soruya cevap ver"
"Midyat"
"Gerçekten mi" sevinmiştim çünkü uzun zaman olmuştu Midyat'a gitmeyeli.
"Gercekten"
bir yarım saat sonra midyata gelmiştik arabadan inince midyatın kokusunu ciğerlerime çekmiştim sanki birdaha gelmicek gibi tamerbey sokağındaydık.
"Şal bağlamak istiyorum" her midyata geldiğimizde ben ve ahsen hep ilk önce şal bağlardık öyle gezerdik midyatı.
"Gel bakalım "
"Merhaba"
"Merhaba lar"
"Şal bağlamak istiyorum"
"Peki hangi renk"
"Siyah" siyah rengini çok seviyordum o yuzden siyah bağlamak istedim.
çalışan kız şalı başlamıştı bile Baran parasını verip elimden durup yürümeye baslamıstı tamerbey sokağında hala geziyorduk. baranın önüne geçip bedenimi ona dondum hala elini tutuyordum.
"Teşekkür ederim"
"Ne için küçük"
" Bu günümü özel kılmaya çalıştığın için" beni kendine çekip sarılmıştı.
"Sen iste her günü özel kılarım ben sana" diyip basimi öptü. sonra ayrıldım ondan küçük kız çocuğu gibi tamerbey sokagında koşmaya başladım arkamdan Baran ağa da koşmaya başlamıştı şaşırmıştım Baran ağa kosuyordu hafif havada savrulan saclarim ve iki yana açtığım ellerimle gökyüzüne bakarak koşmaya devam ediyordum arkamda kalan Baran ın yaklaştığını hissetmemiştim bile iki eliye belimi kavrayıp etrafında dönmeye başlamıştı. Baran ağa benimle küçük bir çocuk gibi eyleniyordu bu hoşuma gitmişti kahkahalarla gülerken
"Yeter Baran başım dönmeye basladı" dememle baran yavaşça durmuştu beni indirip yüzüme küçük bir tebessüm ile bakmıstı.
" Cok güzel gülüyorsun sen hep böyle gül kumral"
"Şimdi nereye" diye sorunca baran merakla gözlerime bakıyordu.
" Mağaralar" diye cevapladim magaralarda yürümeyi seviyordum ben genel olarak yürümeyi seviyordum.
baranla magaralara gelmiştik mağaraları sarı ışıklar aydınlatırken içindeki tarihi esyalar goz aliciydi yarim saat mağaralarda gezindikten sonra midyataki tarihi konaklara gelmiştik konakları Baran ile el ele gezmiştik hersey çok güzeldi encokta midyat güzeldi.simdi ise midyat beyaz konaktayız burayı çok severim huzur verici beyaz konakta çiçekler ve nazar boncuklarından olan bir salıncak vardı.
"Oturalım mı"
"Oturalım küçük" baranla salıncağa oturmustuk basimi onun göğsüne koyup kalp atışlarını ve ortamın verdiği huzuru dinlemiştim.
"Teşekkür ederim" başımdan öperek sanki cevap vermisti. on beş dakika salıncakta oturduktan sonra kalkmıştık.
"Hadi gel yemek yiyelim sonra eve geçeriz" tamam anlamında başımı salamıştım. beni beyazsu vadisine getirmişti herseyiyle çok güzeldi burası dekorasyon uyla suyun sesiyle bile insanın içini ısıtıyordu.
yemeklerimiz gelmisti yemeklerimizi yetik ve kalktık artık konağa gitme vakti aksam da olmustu arabaya biner binmez Baran yine Mardine şarkısını açmıştı.
"Ne dedin" kürtçe söylediği sozu merak etmiştim.
"Bisey demedim"
" Gelirken kurtçe bir şey dedin"
"Sen kürtçeyi bilmiyor musun"
"Hayır"
"Orman gözlerine hayranım küçük" söylediği sey hoşuma gitmişti olmali ki yuzumde bir tebessüm oluşmuştu hiçbir şey demeden başımı cama koyup yolu izliyordum. Bir saat sonra konaga varmıstık. Baran isim var diyip beni indirip tekrardan cıkmıstı ben konaga girdimde herkesi salonda beklerken hic kimse yoktu mutfaktan gelen seslerle mutfağa gitmiştim mutfakta meltem abla ve oğlu memo vardı.
"Hosgeldin kızım"
"Hosbuldum abla"
"Abla konaktaki herkes nerde"
"konakta kimse yok kızım"
"Neredeler abla"
"çağlar bey ve devin hanım yemek için dışarı çıktılar cevza hanım ve bedir bey ailenizin yanına gittiler"
"Hım tm abla ben odama çıkıyorum yorgunum dinlenicem"
"tm kızım bende burdaki isleri bitirip musamilata gecicem"
"kolay gelsin abla" diyip odama çıkmıştım çok güzel gündü ama çok yorulmuştum hemen üstümü değiştirip kendimi yatağa atım eğer biraz erken gelseydim cevza annemlerle aileme giderdim annemle ahseni çok özlemiştim aynı şekilde diğerlerinde diye düşüncelerle beraber uykuya dalmıştım