Bilinmeyen gerçekler,acılar,hayeler,yaşanmamış çocukluk,umut, ve bir şeylere tutunma hayali.
Gözlerine baktığımda bütün bu duyguları barındırıyor. Açelya geçmişinde ne yasamıştı onu böyle sarsan şey neydi.
Huzuru, mutluluğu, sevinci,umudu gördüğüm gözlerini bu sefer kin,nefret, huzursuzluk ve intikam isteği barındırıyor du. Ben Baran ağa karımın ne çektiğini bilmiyordum ve bu duygu benimde içimi yiyip bitiriyoru.Daha bir önceki saldırıyı yapan şerefsizin işi bitmemişken bu saldırı neyin nesiydi hickimse buna cesaret edemezdi daha önce ne arabalarım nede evim kurşunlanmamıştı Peki bunlar neydi.Açelya yı bu kadar korkutan, karanlığa çeken ne bu gun olanlarmı onu bu kadar etkilemişti yoksa geçmişten gelen bir korkumu bilmiyordum ama onun bütün dertlerini korkularını unuturucam ona.Babamın sesiyle bütün duşünceleri bir kenara bırakmıştım.
"Nerdeydin sen" demesiyle başımı babama döndüm.
"Bardaydım" dediğimde demirin sinirli bakışlarıyla karşı karşıya kaldım.
"Bardaydın" diye tekrarlamıştı beni öfkesini anlayabiliyordum konu kardeşinin hayatıydı ve onu bana emanet etmişlerdi ve ben koruyamamıştım.
"Böyle olacağını bilmiyordum" demir öfkesine hakim olamayıp yakama yapışmıştı.
" Lan dalgamı geçiyorsun düşmanın varsa her ihtimali göz önünde bulundur bulundurucaksın.sesi bütün konakta yankılandı kardeşini bu durumda gormesi onu korkutmuş olmalıydı hata bütün Ertekin ailesi korkmuştu. demirin ellerini yakamdan çekip belguzar hanıma döndüm.
" Açelya sizi görmek istiyor" başını aşağı yukarı saladı tamam anlamında hic birsey demeden yukarı doğru yürümeye başladı celal ağa nın sesiyle başımı ona çevirdim.
"Bedir ağa biz gidelim artık kızım size emanet" bunu söylerken gözlerimin içine bakıyordu o Açelya yı babama emanet etmisti onlara bisey demiyordum çünkü haklılardı ben onu koruyamamıştım. Ertekin ailesi gitmişti babam öfkeyle bakıp odasına çekilmişti annem de arkasından gitmişti ardından abim ve yengemde odalarına çekilmişti hic biri yüzüme bakmamışt bütün suç benim miydi öyle davranıyorlar çünkü.
ellerimi siyah saçlarımdan geçirip koltuğa oturmuştum. Bir elimle alnımı oluştururken diger elimi sinirimden yumruk yapıp bunu kimin yaptığını düşünüyordum.
Açelya kozcuoğlu
Gördüm kabus ve ardından gelen kurşun sesi beni o güne götürmüştü sanki o günü bu gun yaşamışım gibiydi o gün beni abimden ayırmıstı.on bir yıl tam on bir yıl abimsiz geçmişti ve uzun zaman sonra tekrar rüyalarıma girmesi öfkem nefretim bütün iliklerime kadar hissetmiştim içimi cayır cayır yakıyordu kalbime ateş koru düşmüştü. onun intikamını alacağım tek yoluda berdel kararı yok etmişti bu koru ölünceye kadar kalbimde mi taşıyacağım yoksa bir umut doğup o koru söndürecek miydim.
Kapının çalmasıyla irkildim ve onca cevapsız sorular dan kurtulmuştum.
"Kim" dedim çünkü hiç kimseyle konuşmak yada anlatmak istemiyordum tek isteğim annemin olması.
"Benim kuzum"
annem di onun sesi küçük açelya nın yüzündeki tebessümü yayıldı dudaklarıma annem hala içeri gelmemişti sanki benim ona izin vermemi bekliyordu.
"Gel annnem" annem içeri girdiğinde ağlamamak için kendini zor tutuyordu acikca beli ediyordu sanki tek lafım onu yerle bir edecekti. Gelip yanıma oturmuştu hic konuşmamıştı çünkü böyle durumlarda konuşmayı hic sevmediğimi biliyordu.
Yastığa koyduğum başımı iki eliyle tutup dizlerinin üstüne koydu. Gözleri gözlerimi dikkatlice izledi. Kendi acımı onun gözlerinde görmüştüm konuşmak istiyordu anlatıp rahatlamamı ister gibi bakıyordu ama faydasız olduğunu biliyordu bu yuzden susmayı tercih etmişti eskiden olduğu gibi.
Annemin sesi içime işler gibi huzuru yaymaya başlamıştı bedenime hafifçe gözlerimi kapatım ve geçmişte abimin olduğu zamanlara mutlu olduğumuz zamanlara gitmistim küçükken annem bize hep bu şarkıyı söylerdi.
Karanlıktan gelecekler
Önünde dikilicekler
sarı sarı dişleri olucak
Sivri pençeleri olucak
Yakalıyacak sanıcaksın
Ama hep sen kazanacaksın
Ben sana koşmayı öğreticem
İçinden gülmeyi öğreticem
Yalanlar söylicekler
Sözlerinden dönücekler
Buzdan kalpleri olucak
Acı sözleri olucak
Yaralıyacak sanıcaksın
Ama hep sen kazanacaksın
Üstlerine gitmeyi öğreticem
Düşünce kalkmayı öğreticem.
iliklerime kadar hafiflediğimi hisetim.
Başımı annemin dizlerinden çekip gözlerimle yastığı göstermiştim annem yatağa yatınca bende başımı annemin göğsüne koyup dünyadan kopmuş gibi tekrar uykuya dalmıştım.
1 Hafta sonra
O günden sonra bir hafta geçmişti o bir hafta içerisinde hic konuşmayıp odamdan çıkmamıştım. Annem o bir hafta boyunca hep benimleydi ve baranda misafir odasında kalmıştı arada bir babam, demir abim, erim abim, ve ahsen gelirdi beni görmeye ama artık kendime gelmem gerekiyordu o yuzden önce güzel bir banyo iyi gelirdi hemen duşa girip banyomu yapıp cikmistim ustume mavinin açık tonlarında bol pantolon beyaz tişört aynı şekilde mavinin açık tonlarında kot çeket giyip saçlarımı açık bırakıp Derin bir nefes alıp aşağı inmiştim herkes yemek masasındaydı aşağı indiğim için hepsinin yüzüne tebessüm oluşmuştu hepsinde gozlerimi gezdirirken.
"Günaydın"dedigimde herkes karşılık vermişti. Gidip baranın yanına oturmuştum.
"İyi misin küçük" dediğinde küçük diyişine istemsizce tebessüm olusmustu dudaklarımda evet anlamında başını aşağı yukarı saladım. kahvaltımız etikten sonra annem önce bana sonra cevza anneye bakmıştı.
" Cevza hanım ben artık gideyim zati acelyam iyi artık" sanki söylediği şeyden emin olmak ister gibi bakmıştı gözlerimin içine. evet dercesine gozlerimi açıp kapatınca dudaklarına küçük tebessüm yerlestirdi. Annem gitmişti bende duz odaya çıkmıştım baranda peşimden gelmiş yanıma yatağa oturdu.
"Küçük iyi misin" Sanki tekrar emin olmak ister gibi aynı soruyu sormuştu bana.
"Evet iyi'im baran" ellerimi sıkarken gozlerimi elerime dikmiş dişlerimle dudaklarımı ısırıyordum baran eliyle ellerimi tutup diğer eliylede çenemi tutup yüzüne bakmamı sağladı.
" Ne oldu bir sey mi oldu" diye sordugunda sozlerinde endişe vardı Derin bir nefes verip iki eliyle yüzümü avucladı baş parmağıyla yüzümü okşarken.
"Senden bir şey isteyebilir miyim" ondan birsey istemem onu mutlu etmisti küçük bir tebessüm ile."Emret" dedi sanki söylediklerim onun için rica değil emir gibiydi ve benim ona emir vermem hoşuna gidiyor gibiydi.
"Dövüşmeyi ve silah kullanmayı öğretirmisin bana" dediğimde anlamsız gözlerle bakıyordu gözlerime.
"Kendimi koruyabileceğim kadar yeter bana" kendimi koruma istegi onun beni koruyamadığı düşündüğümün hissiyatını vermişti ona ama ben abimin intikamını almak için girecektim bu yola abim uzun zaman sonra boşuna girmemişti rüyalarıma.
"Ben seni koruyabilirim açelya" sadece gözlerinin içine bakiyordum." Bu sefer yanında değildim ama bu bir daha asla tekrarlanmıyacak kucuk" Sözlerinde pişmanlığını her zerresine kadar isledigini hisedebiliyordum bu olanları engeleyemediği için kendini sucluyordu ama onu suçu yoktu mardin gibi bir şehirde asiret ağa sıysan düşmanın çok olurdu.
"Baran...ben senin beni koruyabileceğini biliyorum bu olanlardan da kendini suçlama çünkü ben seni suçlamıyorum sadece güçlü kadın olmak istiyorum erkeğe boyun eğmek istemiyorum" beni kendine çekip sarılmıştı sonra kendini bir adım geri çekti tamam anlamında başını aşağı yukarı saladı yuzumde küçük bir tebessüm oluşmuştu.
"Hadi o zaman benim güzel ve güçlü kadınım" baranla odadan dışarı çıkıp arabaya doğru gitik arabaya binip beklememi soyledi ve korumaların olduğu mustemilata gitmişti bir on beş dakika sonra Baran, Ahmet'le beraber geri gelmişti Baran sürücü koltuğuna otururken ahmet'te arka koltuğa oturmuştu.Beni görünce sasirmis gibiydi.
" Nereye gidiyoruz patron" baran dikiz aynasından baktı Ahmete.
"Yenge nin işini haledicez" duydugu seyle goz bebekleri büyüdü aklına ne geldi tam anlayamamıştım ne yapacaklarını sanmıştı baranı tekrarlar gibi.
"Yenge nin işi...yenge nin işi derken patron" baran ahmetin aklına gelen şeyin ne olduğunu bilir gibi sırıtmaya başladı. Yaklaşık bir saat sonra bir deponun önünde durmuştuk. Etrafında hic bir şey olmayan buyuk bir bahçeye sahip bir depoydu burası onlardan başka kimsenin bilmediği ısız bir yerdeydi.Dışarıda oturan üç adam ve kapının yanındada iki adam daha vardı.arabadan inip oturan üç adamın yanına gimiştik baranı görünce üç adamdan ikisi hemen ayaklanınca diğeri çok rahat bir tavırla hala yerinde oturuyordu, gozleri bir barana birde ahmet arasında gidip geliyordu . kahverengi gozleri sinirli bakıyordu ikisinede onlara olan siniri beni görmeyi engeliyordu o beni farketmemisti. Baran ayaktaki adamlara "içeriyi hazırlayın ve diğer herkesle beraber kendi odalarınıza çekilin biz gitmeden sakin çıkmayın" başlarını tamam anlamında salayıp içeri girdiler gozlerim etrafta gezinirken o adamın sesiyle ona dondum.
" ula sizu hagi ruzgar atıda ha buraya" ahmetin sinsi sırıtışını görünce siniri daha da buyumüstu.
"Kima dirim ha ben burada" tam Baran bir şey diyceken ahmet atladı lafa alayla.
"Ha senun aşkun da aşkun" dediğinde istemsizce bir kıkırdadım.bakısları birden beni buldu.
"Abov yoksa sen yengeyimi aldataysun ha bu kız kimudur. söylediği seyle daha çok gulmeme neden olmuştu ahmet kafasına bir tane vurup.
"Ula ha bu zatu yengen idur.dediginde daha çok sinirlenip o da ahmetin kafasına vurmuştu.
"Ula şerefsuz herkesler kendu silvasuyla konuşsun... yoksa sen benim ule alaymı mu edersun kotkafali" onların bu haleri daha çok gulmeme neden oluyordu. Baran için onlar koruma değil kardeş gibiydiler.
"Lan kavga etmayun da hadi iceru işumuza bakalum.
"Abi senidemi"
"Seveyrum seni Süleyman um" diyip gülmeye baslamıştı o zaman adının Süleyman olduğunu öğrenmiştim.
" Ha bu arada unutum sizun yuzunuzdan hosgelmişsum yenge"
"Hosbulmuşum Süleyman abicum" dediğimde dudaklarına tebessüm oluşmuştu.
"Ha yengem konusabilur ama siz edemesunuz" diyip Baran ve Ahmete bakarak gülmüştük hepimiz. içeri girmiştik girdiğimizde herşey hazirdi ve adamların hic biri yoktu Baran ın üstünde beyaz eşotman siyah kazak vardı. Bende sabahki giydiklerimle gelmiştim yanıma sadece eşotman getirmiştim pantolon la rahat hareket edemezdim diye.
"Yengenize bugun Dövüşmeyi öğreticez"Ahmet ve Süleyman gozlerini üzerimize dikerken ahmet " Anlamadım abi ni-" lafını tamamlamasına izin vermeden Süleyman konuştu.
"Ha kusura bakmayasun yenga da sen su kılıkta bu cılızlıkta zor bu iş ta" lafını tekrar etim.
"Cılızlıkta" hemen kendini savunmaya alır gibi konuştu.
"Evet...çok zayufsun da" Süleymana gozlerimi devirip.
" Ben bir üstümü değiştirip geliyorum" diyip oradan ayrılmıştım.ustumu değiştirip altıma siyah eşotman üstüne de siyah krop giyip yanlarına tekrar gitmiştim. Baranın gozleri faltaşı gibi açılmıştı.
"Küçük napıyorsun sen...lan donun arkanıza" Süleyman ve ahmet arkalarını dönerken Süleyman " yenge delirtayi azarunu biz işitayuriz" baran bana doğru gelirken" Sus Süleyman ım sus" baran ustunu çıkartıp bana giydirmişti.gozlerimi üstüne dikip dudaklarımı büzüp biraz cilveli konuştuğumun farkında bile değildim.
"Ya Baran ben böyle nasıl dövüşeyim bu bana çok buyuk ama" Alt dudağını ısırıp.
"Cilve yapma yavrum yapma" gozlerimi kaçırıp suleymanlara baktım hala arkalarını donüktüler.
"Eeee ordamı durucaksınız hadi herkes is başına"
Emredersiniz karıcım" Süleyman ve ahmet yanımıza gelip ahmet" yenge ben sana kendini savunmayı öğreticem" hemen ardından baran " Bende karıma dövmeyi öğreticem ve bende diye ekledi Süleyman" silah kullanmayı öğreticem.