Okulun kantininde boş boş oturuyorduk. Kimse bir şey demiyordu. Kimse birbiri ile konuşmuyordu ve bu beni boğuyordu. Ares hariç diğer erkeklere sinirli olduğum için kızlara döndüm.
'Ayy içim şişti kızlar kalkın bahçeye çıkalım' Arya ve Nehir başını salladığında ayağa kalktım ve o anda Rüzgar'dan gelen ses ile ona döndüm.
'Adin kankicanım affet beni' hemen yanından bir kutu çikolatayı çıkardığında gülümsedim.
'Sen bu çikolataları bana mı veriyorsun şimdi' dediğimde dudaklarını büzdü ve başını salladı.
Gülümsedim ve sarıldım.
'Tamam affedildin' dediğimde oda bana sarılmıştı.
Kolumdan tutulup çekildiğimde çeken kişiye baktım. Ares kaşları çatık bize bakıyordu.
'Ben unuttum prova yapmamız gerek' dediğinde kaşlarımı çattım. Ne provası yapacaktık ki.
'Ne provası' benim yerime soran Deniz'e baktığımda Ares'in bakışlarında Deniz'i buldu.
'İki hafta sonra olacak yarışma için işte. Daha şarkıyı bile seçmedik.' Ares'i başımla onayladım ve bizimkilere döndüm.
'Haklı Ares kankiaşkım. Siz gidin şarkıyı seçin. Bizi hiç o işlere katmayın biz zaten her şekilde çalarız' gözlerimi kısıp Rüzgar'a baktım. Bizi yalnız bırakmaya çalışıyordu.
'Tamamdır' Ares bana bakıp başı ile işaret ettiğinde başımı salladım. Ve beraber müzik odasına geçtik.
Telefonuma gelen mesaj sesi ile ekrana baktım. Nehir mesaj atmıştı.
'Kızım seni kendi arkadaşından bile kıskanıyor.' mesaja burukça gülümsedim ve Ares'e baktım. Kaşları çatık bana bakıyordu.
'Aklında bir şarkı var mı?' diye sordum.
'Kimdi'
'Kimi soruyorsun?'
'Mesajlaştığın kişi kimdi Adin' dediğinde gözlerimi kıstım ama cevapta vermiştim.
'Nehir'di.' bakışları yumuşamıştı bir an.
'Karar vermedim.' başımı salladım ve yanına gidip söyleyebileceğimiz müzikleri dinlemeye başladık.
'Aslında farklı bir bölgeye ait şarkı söyleyebiliriz. Karedeniz ya da Güneydoğu Anadolu gibi' Ares'i başımla onayladım.
'O zaman Karedeniz şarkuları söyleyalum uşağum' dediğimde gülümsedi. Gülünce kısılan gözlerine baktım. Kahverengi olmalarına rağmen o kadar güzeldi ki. Hafif çıkmaya başlayan sakalları onu daha da yakışıklı gösteriyordu.
'Söyleyalum o zaman güzelum' dediğinde nefesim boğazımda takılı kalmıştı sanki. Güzelim demişti demi. Kalbim ağzımda atıyordu sanki. Bu kadar güzel bakmamalıydı. Böyle sözleri kullanmamalıydı.
'Aslında Karadeniz'liyiz. Bazen inadım tuttuğunda annem Karadeniz inadın tuttu yine der.' dediğimde gülümsedi.
'Bende Karadeniz' liyim' dediğinde heyecanla ona baktım.
'Adin sonra konuşalım mı? Bak bir şarkı buldum.' dediğinde bulduğu şarkıyı dinlemeye başladım.
Aradan geçen bir sürede söyleyeceğimiz şarkıda karar kılmıştık. Bence çok güzel olacak. Başını sallayıp beni onayladığında ayağa kalktı.
'Hadi bundan sonraki ders edebiyat. Kaçırmayalım' dediğinde başımı salladım ve ayağa kalktım. O önden çıkarken bende arkasından çıktım ve onu takip ettim. Fazla yakışıklıydı.
Adımlarını yavaşlattığında yanına yaklaştım.
'Eee anlat bakalım bu Karadeniz'lik nerden geliyor.' dediğimde gözlerini acıyla yumdu ve yutkundu.
' Belki sonra anlatırım' dediğinde başımı salladım.
Beraber sınıfa girdiğimizde herkes oturmuş hocayı bekliyordu. Nehir ve Deniz'in beraber oturduğunu görünce şaşırsamda belli etmedim ve Ares ile birlikte arka sıralarına geçtik.
'Eee buldunuz mu şarkı' Deniz'in arkasını dönüp sorduğu soru ile gülümsedim ve başımı salladım.
'Karadeniz yöresine ait bir şarkı' dediğimde Deniz Ares'e döndü ve başını salladı.
Bakışları ile anlaşabildikleri için onları bir an kıskandım. Gerçi biz de Nehir ile öyle anlaşabiliyorduk ama aralarında ki olayı merak etmiştim. Sınıfa giren hoca ile gülümsedim. Edebiyat dersini seviyordum.
Hoca içeri girip selam faslından sonra konuya geçmişti.
'Çocuklar aslında bugün anlatacağın şey bu kadar. Serbest bırakıyorum.' dediğinde başımı salladım. Zilin çalmasına 20 dakika vardı.
Deniz ve Nehir arkasını döndüklerinde onlara baktım.
'Napsak ki' dediğinde bilmiyorum şekilde dudağımı büzdüm.
'Büzme şu dudağını' Ares'e baktığımda kaşlarımı çattım. Sadece bende değil Deniz'de öyle bakıyordu. Tek gülen kişi Nehir'di.
'Neyse' Nehir geçiştirmeye çalışmıştı. Bazen işe yarıyordu sarı kafa.
'Okuldan sonra bir şeyler mi yapsak?' bu kız cidden zekiydi. Deniz'in dikkati hemen bu yöne kaydığında başımı Ares'e çevirdim.
'Bizimkilere soralım karar veririz' Deniz'i başımla onayladım.
'Çocuklar ben sınıftan çıkıyorum lütfen sessizce oturun' dediğinde herkesten mırıltılar çıkmıştı. Bende tekrar bizimkilere döndüm.
Tam bir şey söylemek için konuşucakken Ares'in çalan telefonu ile ona baktım. Telefonunu çıkarıp açtı.
'Efendim Yasemin abla' karşı taraf her ne dediyse ayağa kalktı çıkacağını anladığım için ayağa kalktım ve geçmesi için çekildim.
'Babamı aradın mı? Onu sakinleştirecek tek insan o' dediğinde çıkmış ve çoktan gözden kaybolmuştu. Kaşlarımı çattım ve arkasından baktım. Merak etmiyor değildim ama Deniz'in bana bir şey söylemeyeceğini bildiğim için dönüp bir şey sormaya cesaret edemiyordum da. O sırada benimde çalan telefonum ile ekrana baktım. Babam arıyordu.
'Efendim baba'
'Meleğim akşam yeni iş ortağımızla yemek düzenledik. Eve gidip hazırlan lütfen. Seninde gelmeni istiyorum.' dediğinde üfledim.
'Baba ben öyle ortamları sevmiyorum' dediğimde babam itiraz istemiyorum deyip telefonu kapatmıştı. Peki şimdi çıksam zaten anca yetişirdim. Zaten Ares'i merak ettiğim için derse de odaklanamazdım.
'Ben gidiyorum görüşürüz' deyip sınıftan çıktım ve arabama binip eve vardım.
'Hoşgeldin kuzum'
'Hoşbuldum Ayşe Sultan annem nerede’ dediğimde gülümsedi.
'Yukarıda' dediğinde başımı salladım ve yukarı çıktım. Odalarının önüne geldiğimde kapıyı çaldım.
'Anne gelebilir miyim?' İçerden gel sesini duymamla içeri girdiğimde gülümsedim. Rana Sultan süslenmişti yine.
'Anne ben ne giyeceğim.’ dediğimde gülümsedi.
'Yatağının üstüne hazırladım.' dediğinde gülümsedim. Öpücük attım ve odama geçtim.
Yatağımın üzerinde duran siyah etek ve bordo bir kazak olan kombini aldım ve giyindim. Saçlarımı açık bırakıp hafif bir makyaj yaptım. Ayakkabı olarakta siyah postallarımı giydim ve üzerine deri ceketi alıp odadan çıktım. Bende aynı anda çıkan abime baktım.
'Niye bu kadar yakuşuklusun' dediğimde gidip sarıldım. Çok seviyordum bee.
'Niye bu kadar güzelsin' dediğinde gülümsedim ve yanaklarına öpücük kondurdum.
'Hadi gidelim' kolunu uzattığında uzattığı koluna girdim. Aşağı indiğimizde aşağıda bizi bekleyen babam ve anneme hayranlıkla baktım.
'Böyle bir anne ve babadan böyle çocuklar çıkması normal' dediğimde kahkaha attı ve başını salladı.
Evden çıkıp arabaya bindiğimizde kısa bir süre sonra gelmiştik. Korumalar tarafından karşılandıktan sonra açılan kapı ile gülümsedim. Çok tatlı bir kadın ve bir adam karşımızda belirmişti. Sıcacık gülümsemesi ile içeri davet ettiklerinde annem ve babamın takip edip içeri girdik.
Salona oturduklarında etrafta baktım ve ne yazık ki gelen tuvaletim ile ayağa kalktım.
'Rica etsem lavaboyu kullanabilir miyim?'
'Tabii canım. Melek Adin' e lavaboyu gösterir misin? dediğinde aslında kadının bizim aileyi tanıdığını anladım. Ama ben ilk defa görüyordum. Yukarı çıktığımızda lavaboya girdim işimi hallettikten sonra çıktım ve geldiğim yerden geri gitmek için döndüm gelen ses ile durdum. Sesin geldiği yöne doğru ilerlediğimde elimi ağızıma götürdüm. Bu Ares'ti. Bir kadının dizlerine başını koymuştu ve kadında Ares'e Karadeniz'in meşhur ninnisini söylüyordu.
Ha Bu Feleğin Kuşi
Demirdendur Pençesi
Kuş Yollarim Kanadini
Uç Da Getir Annesini
Nenni Uşağum Nenni Nenni
Oy Nenni Nenni
Nenni Uşağum Nenni Nenni
Oğlum adam olacak
Kani deli akacak
Mertliğun destanıni benim oğlum yazacak
Nenni uğaşum nenni
Sabah sesinle olur
Yayla sesinle meşhur
Bekle sevduğu bekle
Uşağum seni bulur
Nenni Uşağum Nenni Nenni
Oy Nenni Nenni Nenni
Sonuna kadar dinlediğimde hızlıca oradan ayrıldım. Geldiğimiz ev kimindi ve o kadın Ares'in neyi oluyordu.
Aklımdaki bu düşüncelerle aşağı indim.
'Melek Ares ve Arel'i çağırır mısın? Nihal'e söyle oda gelsin' dediğinde yukarı çıkmıştı.
'Ares'e okuldan arkadaşsınız zaten' diyen kadına başımı salladım.
Aşağı inen Ares ve yanındaki kadına baktım.
Ares beni görmesiyle şaşırsada aşağı indiler ve tam karşımızda durdular.
'Yanındaki kadın elini uzattığında annemde elini uzattı. Nihal Ateş dediğinde gülümsedim sanırım annesiydi.
'Rana Aladağ' tanışma faslından sonra yemeğe geçildiğinde herkesi öğrenmiştim. O kadın Ares'in annesiydi ve bizi kapıda karşılayan aile ise amcası ve yengesiydi. Ares'in babası yurtdışında olduğu için bu akşam yemeğe katılamamıştı ama başka akşam için yeniden yemek sözü verilmişti. Ve Ares'in kuzeni olan Melih abi vardı. Abimle aynı yaşta gibilerdi. Bir de onun kız kardeşi Mira vardı ve o da Arel ile aynı yaştaydı. Ailenin soyağacını çıkarmışım resmen.
Ares ile göz göze gelmemle birlikte bakışlarını annesine çevirdim kadının bize baktığını görmem utanmama sebep olmuştu.
Yemekte konuşulan iş sohbetinden sonra biz izin alıp masadan kalkmıştık. Abim ve Melih abide iş sohbetine dahil olmuş Arel ve Mira ödevlerinin olduğunu söyleyip yukarı çıkmıştı. Geriye Ares ve ben kalınca onun odasına çıktık. Odası çatı katıydı ve yatağının olduğu bölüm çatıda dahil camdı. Siyahın hakim olduğu odada bol bol gemi vardı ve kitaplarla doluydu.
'Odan çok güzel' dediğimde gülümsedi.
'Bu gemileri sen mi yaptın?' maketten yapılan gemilere baktığımda başını salladı.
'Babamla beraber yaptım. Küçüklüğümden belli gemilere hayranım var. Babamda bu maketleri almıştı. Her yıl onla birlikte bir maket yaparız' dediğinde gülümsedim. Fazla güzeldi.
Boş bir yere oturduğumda karşıma oturdu.
'İş ortağımızın sizler olması güzel' dediğinde gülümsedim.
'Bugün neden erken çıktın okuldan' diye sorduğumda gülen yüzü soldu ve boşver dercesine elini salladı. Kaşlarımı çattım ve etrafa baktım ve o gün Lunaparka gittiğimiz gün benim için kazandığı oyuncağa baktım. Onun arabasında kalmıştı ve oda buraya koymuştu gülümsedim.
'Oyuncağımada iyi bakmışsın ama ona bir isim koysak hiç fena olmaz' dedim gülümsedi ve başını salladı. Bir anda konu değişmişti aslında ama hala o olayın sebebini deli gibi merak ediyordum.
'Abdülrezzak nasıl' dediğinde suratımı buruşturdum.
'Biran karşımda Rüzgar oturuyor zannettim' kahkaha attı ve başını salladı.
'o zaman Müco koyalım' dediğinde gülümsedim. Bak bu olabilirdi. Yanii sonuçta bir oyuncağa normal isim koymak saçma olurdu.
'Olur' dedim.
'Bir şey sorucam. Aslında merak ettiğim bir şey okula bir sene geç mi yazıldınız yoksa ara vermek zorunda mı kaldınız.' bahsettiği şeyi anladığımda yutkundum ve yüzümdeki gülümse soldu.
'Eğer anlatmak istemezsen anlarım ama anlatırsan sevinirim. Senin hakkında bazı şeyleri merak ediyorum' dediğinde başımı salladım. Bende onun hakkında bazı şeyleri merak ediyordum ama o cevaplamıyordu. Belki bundan sonra bazı şeyler değişir diye sorusuna cevap verdim.
'Küçükken bir hastalık geçirdim. Efe ve Barış'ta sürekli yanımdaydılar okula gitmediler ondan' dediğimde kaşlarını çattı.
'Ne hastalığı' burukça gülümsedim. Çok fazla acı çekmiştim.
'Lösemi' dediğimde yutkunmuştu. Yanıma gelip sarıldığında kollarımı beline doladım.
'Sen olmazsan napardım bilmiyorum' dediğinde gülümsedim bana karşı ne hissediyordu bilmiyordum ama böyle sözler söylemesi hoşuma gidiyordu.
'Adin...' cümlesini kesen kapının çalınmasıydı.
'Gel' dediğinde yanımdan ayrılmış ve karşı tarafa oturmuştu.
'Adin Hanım aileniz kalktıklarını söylememi istedi' dediğinde gülümsedim ve kalktım.
'Görüşürüz Ares' dediğimde başını salladı ve benimle birlikte aşağı indi. Aşağıda beni bekleyen ailemin yanına gittiğimde gülümsedim ve bu güzel aileye el salladım.
Ares'in sorunlarını merak ediyordum. Ve umarım bugün ona yaptığım itiraftan sonra bir şeyler değişmiştir.