Yalan söylemeye mecburdum. Elimi saçıma götürdüm, parmaklarımın arasında sıkıca tuttum. Sınıftan çıktım. Koridorda yürüyordum; dalgındım, adımlarım yavaş ve ağırdı. Biray’a ne demeliyim? Doğruyu mu? Hiç sanmıyorum. Çünkü doğruyu söylemek başıma büyük bir bela açar. Nefsi müdafaa yüzünden birini öldürdüm... Acar bu konuda benimle konuşacak. Okulun arka bahçesine gittim. Farklı yerlerde banklar vardı ama kimse yoktu biri dışında. Söğüt ağacının hemen yanındaki bankta Acar oturuyordu. Yutkundum ve yanına doğru yürüdüm. Ona baktım. Boş gözlerle etrafa bakıyordu. Bana hiç bakmıyordu. "Eliz... Atlas’la evlenmeyeceksin demiştim sana. Hatırlıyor musun?" dedi. Hiç uzatmadan konuya girmişti. Sesi soğuk ve sakindi. "Evet... Tehdit etmiştin," dedim, gözlerimi kaçırarak. Bana tiksinerek bakt

