7

1151 Kelimeler
Selamünaleyküm mümin kardeşlerim..  Sınır = 120 beğeni - 350 yorum.   İyi ve güzel okumalar. ♡  ☣  "Baran, Dilara'nın yanına yaklaştı. Onu kolundan sıkıca kavrayıp 'benimsin!' diye bağırdı. O kadar romantik bir andı ki... İlk başlarda Baran, Dilara'ya kötü de davransa... Olsun. Sonuçta Baran çok havalı ve pişman oldu. Hem alt tarafı Dilara'ya birkaç kez tokat atmıştı. Bu dünyanın sonu değil ya. Bence Baran'ı linçleyenler net geri zekalı." "Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?" Ayperi yüzüne içten bir tebessüm yerleştirip kafasını olumlu anlamda salladı. Belki birkaç gün önceye kadar benimde bu düşüncede biri olduğum söylenebilirdi. Hatta kesin öyleydim. Erkek karakterleri ne olursa olsun kitabın sonunda affederdim. Amma velakin hayatıma o kadar hızlı girmişti ki... Adını bilmediğim ama her günümü zehir eden şahıs. İstersem ismini öğrenmem saniyelerimi alırdı. Sonuçta babam onun için bir dava dosyası hazırlatmıştı. Numarasını sorgulattırmış ve adresine kadar bulmuştu. Hiçbir işe yaramasa da bu bilgiler, hepsi elimizdeydi. "Hem düşünsene Dilara sayesinde Baran'ın kalbi yumuşadı." Ayperi'ye onaylamaz bakışlar atıp önüme döndüm. Bahçedeydik. Kamelya da oturmuştuk ve ben sabahtan beri Baran cibiliyetsizinin Dilara'ya yaptıklarını ve Dilara'nın onu affetmesini dinliyordum. Ne kadar da mutlu bir son... Ayperi'ye bazı şeyleri anlatmayı denesemde beni dinlemeyip 'Bu sadece bir kurgu.' deyip geçiyordu. 'O sadece bir kurgu değil Ayperi. Gerçek hayatta da böyle şeyler oluyor. Kitaplarda bu durum yanlış ifade edildiği için hepimiz bu durumları meşrulaştırıyoruz. Zihnimizi yıkıyorlar ama bu durum bizim hoşumuza gidiyor, sanki çok matah bir şeymiş gibi özeniyoruz. Neden bazı şeyleri anlamak için başımıza gelmesini beklememiz lazım?' demiştim. Bana dediği şey şuydu, 'Uzatma Yüsra. Bu kurguları oku, geç. Hem kimse bunlara özenecek kadar geri zekalı değildir. Tamam belki Baran kadar harika sevgilim olsa fena olmazdı filan ama ne bileyim yine de yer altı dünyası ilgimi çekmiyor.' Thomas Paine'nin de dediği gibi, Mantığı kullanmayı reddeden biriyle tartışmaya girmek, bir cesede ilaç tedavisi uygulamaya benzer. Uğraşmayacaksın böyleleriyle. Telefonumdan yükselen bildirim sesiyle sıkıntılı bir iç çektim. Kesin o puşttu. Bıkkınlıkla telefonu elime aldığımda bu sefer beni nasıl bir ahlaksızlığın beklediğini zerre merak etmiyordum. 0589***: Şu an yanında olmak ve seni solumak o kadar çok isterdim ki... 0589***: Solumak derken yanlış anlama. 0589***: Boynundan değil ;') Mide öz suyum ağzıma kadar geldiğinde göğüs kafesimin arkasında yanma hissettim. Bazen kaldıramıyordum. Tamam belki haftalar olmuştu, sürekli bana yazıyordu, normal bir insanın bu tacizlere alışması lazımdı filan ama... Ne bileyim ben her geçen gün daha kötü oluyordum. Tıpkı şu anki gibi... O bana ne zaman mesaj atsa gözlerim doluyor, vücudumu bir titreme sarıyordu. Onun bana yazdığı günden bugüne sürekli engellemiştim. Ama bu da işe yaramıyordu. Birkaç kere numaramı değiştirmeyi düşünsemde bu karaktersizin yeni numaramı bulacağına emindim. 0589***: Canım seni çekti. 0589***: Bir okuldaki kızların kalçasına bakıyorum bir de senin ekran görüntüsünü aldığım kalçana... 0589***: Kızım sen neymişsin be. 0589***: O kalçaya benim yüceler yücemi sokmak için sabırsızlanıyorum.  "Yüsra iyi misin?" Açık havada olmamıza rağmen nefes alıp vermekte zorluk çekiyordum. Buna bir de ağlamamak için direnen gözlerimde eklenince yüzümün berbat gördüğüne emindim. Başımı belli belirsiz olumlu anlamda sallayıp soyunu teptiğimin çocuğunu engelledim. Üç hafta olmuştu. Tükenmiştim. Korkuyordum. Hiçbir güvencem yoktu. Yarın öbür gün sanalı bırakıp yanıma gelip beni taciz etse onu hapse attırabileceğim bir adalet sistemi yoktu. Alacağı en büyük ceza, para cezasıydı. Ayperi'nin önüme gelip yere çökmesiyle gözlerimi ondan kaçırdım. Yaşadıklarımı bilmiyordu. Bilse diyeceği tek şey 'Takmamaya çalış.' olacaktı. Benim de bu teselliye ihtiyacım olmadığı için ona anlatmıyordum. Sonuçta anlamayacaktı. "Yüsra neyin var?" Çenem titriyordu. Dişlerim birbirine o kadar hızlı vuruyordu ki... Sanki kuzey kutbundaydık ve ben soğuktan delicesine titriyordum. Gerçi o haysiyetsiz yüzünden üç haftadır içim  kuzey kutbundan farksız olmuştu.  Birazda olsa kendime gelmeye çalışıp oturduğum bankta kenara kayıp ayağa kalktım. Ayperi'nin arkamdan gelmeyeceğini biliyordum. Ona bunu zamanında ben söylemiştim. Yalnız kalmak istediğimde peşimden gelme diye bir sürü uyarı çekmiştim. Halbuki kimse yalnız kalmak istemezdi. Herkes onu anlayan biri olsun isterdi. En kötü anında biriyle susmak isterdi. Teselliye de gerek yok, o kişinin kendisiyle ağlamasını isterdi. Sadece iyi gün dostu değil, kötü gün dostu da isterdi. Hayatı kendi kafasında sorgulamaktansa kendisini yargılamayacağını bildiği birine düşüncelerini anlatmak isterdi.  Bütün bunları yapan tek nesne, ayna. Okula birbirini seri şekilde takip eden adımlarım eşliğinde girdim. Öğle arasında olduğumuz için insanlar ya yemekhanedeydi ya da bahçede. O yüzden kendimi rahat hissedeceğim bir yere sokmam kolay olacaktı. Sessiz bir yer bulmam kolaydı. En azından kısa süreliğine. Aklıma kimya laboratuvarı geldi. Hem orada bir sürü masa vardı. Bir tane masanın altına geçip oraya saklanıp ağlayabilirdim. Etrafta birkaç tane insan vardı. Onlarla göz teması kurmamaya çalışarak beşinci kata çıktım. Merdivenlerden çıkarken gözlerimden bir iki damla dökülmüştü bile. Kendimi kilitli olmadığına emin olduğum laboratuvara attım. Normalde ders harici kilitli olması lazımdı ama öğretmenimiz fazla unutkan olduğu için bu kapı hep açık kalırdı. Zaten bu unutkanlığı yüzünden okulu kaç kere yakmıştı sayamadım. (Çok sevgili kimya hocama sevgiler.♡ ) En arkaya geçip masanın altına yerleştim ve kendimi sıkmaktan gözlerimde kaynamaya başlamış olan gözyaşlarımın yanaklarımdan aşağıya süzülüp gitmesine izin verdim. Bazen kendime soruyorum, 'Zamanında kuyruğuna bastığım biri benimle dalga mı geçiyor?' diye. Sebep ne olursa olsun bu denli bir şeyi hak etmiş miydim? Kesinlikle hayır. Kaldıki ben insanlarla uğraşan biri hiçbir zaman olmadım. Sadece arada Savaş'a karşı gelir, tepki gösterirdim o kadar. Bunun da sebebi herkesi yönetme istediğinden kaynaklanıyordu. Savaş'ın da beni takmadığı bir gerçekti. Hatta adımı bile bilmediğine bahse girerim. Bu durumda bana yazan kişi etrafımdan biri değildi. Bu gerçek daha kötüydü sanırım. En azından etrafımdan olsa bana zarar vermeyeceği bir gerçekti. Ama etrafımdan olmayınca... Belki de okul çıkışı beni bir yere sıkıştırırdı. Ya da akşam uyurken odama girerdi. Ne bileyim belki oturduğum kafede kahvemi içerken karşıma otururdu. Ailemle davete gittiğimde beni yalnız yakalardı... Aklımda bir sürü senaryo vardı. Tek hatamın profil fotoğrafımın arkadan çekildiğim bir fotoğraf olması gerçeği sinirime dokunuyordu. Bazı erkekler duvara baksa etkileniyordu. Hatta bence evlerine gelen çatalı gözüken tamircilerden de etkileniyorlardır. Bunlar böyle bir zihniyet. Birdenbire gelen gürültüyle yerimden sıçardım. Laboratuvarın kapısı o kadar hızlı açılmıştı ki gözyaşlarım akmayı bırakmış, kalbim korkudan atmaya başlamıştı.  Gelenin kim olduğunu bilmiyordum ama gitmesini beklemek istiyordum. O kişiye karşı bu derece aciz ve savunmasız gözükemezdim. Kulağıma gelen sesler... Allah'ım umarım düşündüğüm şey için buraya gelmemiş olsunlar. Bunu midem kaldırmaz. Yaşadıklarımın üstüne bu çok ağır olur. Bir kızın inleme sesini duyduğumda montumun cebinden telefonumu ve kulaklığımı çıkardım. Bu lanet yerden çıkıp onların uygunsuz hallerini görmektense şarkı dinlerim daha iyi. ☣  "Lan puşt! Başka yapacak yer mi bulamadınız!?"  Kulaklığımda yeni bir şarkı çalmaya başlamıştı ama bu şarkı fazla küfür içeriyordu. Benim müzik listemde böyle bir şarkının yeri neydi? "Abartmasan mı Savaş? Ayrıca ne yapabilirdim kadın rahat durmadı ki. Ben de istemsizce laboratuvara çektim kadını." "Akın... Siktir git! Bir süre gözüm görmesin seni." "Sanki bir şey yaptım Savaş!"  "Lan 'Laboratuvara çektim kadını' cümlesindeki kadın bir öğretmen! O öğretmen evli Akın! Her şeyi geçtim bu yaptığınız çok iğrenç. Okulu bu amaçla kullanamazsın."  "Bana da mı emir veriyorsun? Gerçekten mi Savaş? Bu muyuz biz? Bir öğretmen düzdüm di-"  Şarkının müziği biraz hışırtılıydı.  Darp sesleri filan geliyordu.  Seslerin akışına kendimi bırakıp tekrar bilincimin kapanmasını sağladım.  İnstagram: amistadream ━━━━━━ Yüsra?  Ayperi?  Savaş?  Akın?  Bilinmeyen?  Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?  Seviliyorsunuz
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE