" deli mi lan bu kız ne demeye uçurumdan atlıyor " dediğimde sadık bana şaşkınlıkla bakıyordu kesin bir şey vardı bu herifte de " söyle " dediğimde hemen konuşmaya başladı
"kızı arayalım mı oradakilerden bir kaçı arıyor şuan abi bırakıp gitsinler mi yoksa bulalım mı karar senin abi ?" dediğinde ayağı kalkıp yürümeye başladım.
"arayın o kız ölmeyecek duydun mu beni sadık o kız ölmemeli "dediğimde sadık hemen konuştu
" o zaman biz hazırlıkları yapıp hemen yola çıkıyoruz abi "dediğinde hemen başımla onayladım
"tamam siz bana konum atın bende geleceğim. " dediğimde telefonunla bir şeyler yaptı ve bana mesaj geldi.
" attım abi sana alanın konumunu iznin olursa bende çıkıyorum "dediğinde başımla onayladım ve o evden çıkarken bende yukarıya çıkmaya başladım.
odama çıkıp klasik giyim tarzım olan siyah takım elbisemi üstüme geçirdim, hızlıca ayakkabılarımı giydim, ceketimi elime aldım, haziran ayında olduğumuz için hava güzeldi,
alana geldiğimde uçurumun aşağısında biraz uzağında kayalıklardaydım yukarıya doğru baktığımda atladığı yere doğru dikkatlice baktım bu kız bu kadar yüksekten atlayacak cesareti nasıl bulmuştu ölmekten hiç mi korkmuyor bu kız .
etrafa baktığımda herkes bir işlerle uğraşıyordu dalgıçlık yapan onca insanlar vardı ama bu küçük kızın daha kendisine ait bir ayakkabısı bile çıkmamıştı yer yarıldı da yerin içine girdi sanki küçük kız umarım ölmezsin senin yerine su değil de ben olmalıydım sen denize karşı suçlu değilsin bana karşı suçlusun senin cezanı deniz kesmemeli, ben yapmalıyım her şeyi her ince ayrıntısına kadar hem de bir kaç saat sonra bir ayakkabı bulunmuş ama kızı hala bulamıyorduk, bu kızı köpek balığı yutmamıştır herhalde illaki bulunacaktı önemli olan ölmeden bulmaktı , kızı canlı ve sağlıklı istiyorum saat 5.30 ve kız yok yok işte amına koyayım yok işte denizin içinde nasıl bulunamaz bu kız nasıl.
saat 12.05 şuan da şirketteyim ama bu kızı aramadığım anlamına asla gelmez çoğu çalışanım bu işin peşindeler . içeri hızlıca biri girdiğinde kaşlarımı çatarak kapıya doğru bakmaya başladım ve karan gelmişti .aslanda benim en yakın arkadaşımdı yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi
" selam " dediğinde sadece başımı olumlu anlamda salladım ve işlerime geri döndüm aslanda karşımda ki camın orada olan siyah deri koltuğa uzandı.
"oğlum sen hiç rahatsız olmuyor musun lan?" dediğinde bana bakıyordu bende ona bakmaya başladım.
"neden " dediğimde bana gülmeye başlamıştı.
"sen şimdi bu koltukta hiç yatmamışsındır da neyden bahsedeceğim tabi ki de koltuktan bahsediyorum aklın nerde lan senin oğlum " dediğinde elimle dosyaları gösterdin.
"nerede olacak tabi ki de burada aklım hem başka nerede olabilir "dediğimde göz devirdi.
"bulabildiniz mi bari kızı. " dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım.
" yok lan kız yer yarıldı yerin içine girdi denizde nasıl bulunamaz bu kız anlamıyorum " dediğimde çekingen bir tarafta konuşmaya başladı.
" ya kızı biri sizden önce bulduysa " dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım.
" bulunamaz denizin her yerini özenle baktırıyorum kız yok " dediğimde hemen konuşmadı bir şeyler düşünüyor gibiydi.
" abi ya kız öldüyse ne yapacaksın bu kızı neden aradığını da söylemiyorsun ki geri zekalı ona göre sana yardım edeyim. " dediğimde başımı iki elimin arasına aldım.
" bu kız ölmemeli ölmeyecek onun cezasını ben vereceğim ben. " dediğimde karana doğru bakmaya başladım.
" sen kafayı yemişsin küçücük kızdan ne istiyorsun anlamıyorum ki " dediğinde çekmeceden dosya çıkartıp önüne attım.
" al bak bakalım neden istiyorum bu kızı." dediğimde dosyayı sanki hediye açıyormuş gibi heyecanla açtı ve biraz incelediğinde gözleri fal taşı gibi açıldı.
" bunlar doğrumu bu kız bu kadar parayı nasıl kendi hesabına geçirmiş sizin şirketten lan " dediğinde histerik bir şekilde güldüm.
"diğer sayfaları da çevir benim param ile ne yapmış. " dediğimde bir sayfa çevirdi ve okumaya başladı.
"has siktir bu kız senin paranla birde uyuşturucu sevkiyatı yapmış öylemi inanmam. " dediğinde sesli bir şekilde gülmeye başladım.
"başlarda bende inanmazdım ama bak kız yapmış boyuna yaşına bakmadan 6 ay bizim üstümüzden geçinmiş. " dediğimde tekrar dondu kaldı.
"bu kız sizin reklamınızı yapmıyor muydu reklam ajansı vardı kızın neden böyle bir şey yapsın. " dediğinde dudaklarım düz bir çizgi haline geldi.
" ben nereden bileyim lan bu kızı bana çok övdüler bende tamam bu yapsın tüm reklamlarımızı diye anlaşma yaptık. " dediğimde bana başını olumsuz anlamda salladı.
"bence bunun içinde bir iş var ama hadi hayırlı kardeşim. " dediğinde gözlerimi devirdim.
" ne işi olacak kız benim şirketimden 12 milyon tek işi bu değilmiş gibi birde o parayla uyuşturucu ticareti yapmış küçücük kız bu işleri nasıl yapabilir " dediğimde bana alayvari gülümsemesi ile bakıyordu " sen sanki silah işleri yapmıyorsun konuşana bak bir laf var bilir misin? " dediğinde sustu ve gözlerimin içine baktı.
" dinime küfreden Müslüman olsa diye he işte tamda sizin durumunuz bu. " dediğinde elime ilk gelen şeyi karana fırlattım ve o fırlattığım ise arabamın anahtarıydı.
"lan sen manyak mısın arabanın bir kenarı en az bin dolardan başlıyor bu gelmiş bana anahtarını fırlatıyor. " dediğinde gülümsedim ve sandalyeme rahatça yaslandım.
"boş konuşmada neden geldin söyle. " dediğimde.
"öylesine geldim kızı bulabildin mi diye ?" dediğinde başımı olumlu anlamda salladığımda kapı tık tıklanıp açıldı.
" abi şey televizyonu açman gereken konular var. " dediğinde karana kumanda daha yakın olduğu için açmıştı sadıkta burada bekliyordu
" bu gün yine bir kadın öldürülmeye çalışındı sayın seyirciler ünlü iş insanı kadir Ateşoğlu'nun kızı bade Ateşoğlu bu sabah bilinci kapalı bir şekilde sahilde bulundu " dediğinde sahili gösteriyorlardı hızlıca ayağı kalktım.
" has siktir kızı biz bulmadan kimler bulmuş " dediğimde karana döndüm.
"anahtarımı ver çabuk!" dediğimde bana attı sadığa döndüm
" kız hangi hastanede kalıyor ?" dediğimde hemen konuştu
" abi kız ****** hastanesi ameliyata almışlar kızı beyin kanamasından şüpheleniyor " dediğinde hızlıca çıktım asansöre binmiş kapı kapanacakken bir el durduğunda baktım ve karandı.
" sen nereye ?" dediğimde gülümsedi " tabi ki de seninle geliyorum asla seni yalnız bırakmam. " dediğinde başımla onayladım.
"bırakma zaten bırakma gel gecede benimle yat tam olsun. " dediğimde kapı kapanmış karan suratını buruşturuyordu.
"seni ne yapayım lan ben gider tek uyurum daha iyi " dediğinde konuşmamız buraya kadardı .
hastaneye giriş yaptığımızda hızlıca danışmaya döndüm " Bade Ateşoğlu bu gün getirilmiş " dediğimde kadın önce beni bir süzdü
"yakını olmayan kimseye bilgi veremiyoruz beyefendi. " dediğinde kaşlarımı çattım ve konuştum
"karım hakkında bilgi vermiyor musunuz siz şimdi?" dediğimde bana tedirginlikle bakıyordu
" kimlik " dediğinde kimliğimi vermeyecektim " bu gün evlenecektik nişanlım kendisi hem de dinen karım " dediğimde başını onayladı ve yanımda ki karana döndüğünde onay verir bir şekilde başını salladı.
" üçüncü katta normal oda no 245" dediğinde hızlıca asansörlerin olacağı tarafa ilerlediğimizde karan konuştu.
"karın öyle mi?" dediğinde ayağına vurdum
"sus seni gebertirim yoksa it herif! " dediğin ağzına hayali fermuar çekti.
odayı sonunda geldiğimizde içeri girdik ve içeride iki kişi vardı biri sarışın yeşil gözlü bir kızdı ve gözleri kızarmıştı ağlamaktan diğeri de kumral bir adamdı. " yanlış yere geldiniz. " dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım.
" doğru yere geldim badenin yattığı oda burası. " dediğimde kız konuştu.
" badenin neyi oluyorsunuz iş yaptığı insanlardan biri misiniz? " dediğinde başımı olumlu anlamda salladım.
"siz ?" dediğimde kız konuştu
"ben melek badenin arkadaşıyım. " dediğinde diğeri konuştu
" ben murat meleğin abisi badenin iş arkadaşıyım. " dediğinde başımı olumlu anlamda salladım ve bir köşeye oturdum.
" siz kimsiniz?" diye murat sorduğunda hemen karan konuştu.
"ben karan yanımda ki kişinin en yakın arkadaşı ve bir kaç işlerinde ortağım. "dediğinde karana baktığımda gözleri o sarışın kızdaydı.
" ben cihangir badenin eşiyim. " dediğimde o ikisi gülmeye başladı seslice sonunda kız konuştu
" güzel şakaydı." dediğinde yüz halimi gördüğünde murat konuştu .
" bu herif ciddi badenin yaptığı şaka sonunda tuttu mu lan " dediğinde açıklasın diye bekledim.
" bade hamile mi ?" diye sorduğunda başımı olumsuz anlamda salladım.
" değil " dediğimde bana kaşları çatık baktı
" o zaman neden biz bunu bilmiyoruz lan aynı evde yaşadığım kadından benin nasıl haberim olmaz, melek senin var mıydı bu herif hakkında bir bilgin? " dediğinde melek başını olumsuz anlamda salladı takıldığım konu sadece bu murat denen herifle mi aynı evde kaldığıydı.
" hayır murat bilgim yok geceleri eve geldiğini pek görmezdim ben zaten sende görmüyordun bardan çıktığınız mı var sizin bak elin adamını bulmuş evlenmiş kesin sarhoştu. " dediğinde ciddimi diye baktım.
"kaç günlük evlisiniz kaç gündür bir birinizi tanıyorsunuz yada bu daha doğru olur? " dediğinde konuştum.
" 4 aydır tanışıyoruz 3 aylık birlikteliğimiz var " dediğimde bana şaşkınca baktı her ikisi de tabi ki bunların hepsi yalandı çünkü badenin %90 hafıza kaybı olacağını söyledikleri için rahat bir şekilde yalan söyleyebiliyordum.
"peki dün gece neredeydin hiç badeyi gördün mü? " dedi murat şüpheli bir sesle
" hayır görmedim bende tüm gün badeyi aradım adamların canı çıktı sonunda haberlerden gördüm bende " dediğimde murat güldü.
" eşinden haberin yok yani" dediğinde başımla onayladım.
"aynen öyle haberim yoktu aramız hafif kötüydü de " dediğimde bu sefer sesli bir şekilde güldü
" bu ay kendinizi boşanmış bulursunuz " dediğinde kaşlarım çattı
"o neden ?" dediğimde melek abisinin koluna vurdu.
" neden olacak sizin gibi adamlar kılık kıyafete fazlaca karışıyor, yok bunu giyemezsin yok bu çok açık kesin bade de buna sinir oldu açmadı telefonlarını ama denizden nasıl çıktı anlamış değilim ." dediğinde melek konuştu.
" gece yüzüyor bazen sarhoş kafayla bir yere çarpmış olabilir. " dediğinde murat rahat bir nefes almış gibi geriye doğru yaslandı.
" umarım öyledir " dediğinde konuşmamız bu kadardı.
hava kararmış ve biz aldığımız şeyleri yiyorduk. " bunu nasıl yiyorsun sen? " dedi karan meleğe bakarak aramızda herkes kokoreç midye yerken melek sushi ve midye yiyordu.
" sana ne asıl siz nasıl yiyorsunuz onu?" dediğinde murat konuştu
" atma sizde yiyorsunuz" dediğinde yanakları kızardı
" en azından biz eve şırdan , mumbar söylemiyoruz!" dediğinde murat konuştu
" sizin yediklerinizi ben yesem şuan en aşağı 150 kilo olmuştum. " dediğinde karan öksürmeye başladı ve konuştu.
" yuh o kadar fazla " dediğinde ben sadece bu küçük suçluya bakıyordum ve biraz kıpırdamaya başladığında ayağı kalktım.
gözlerini hafif hafif açmış ve bakınıyordu kim var kim yok diye en son gözü meleğe takıldı ve konuştu "¿Dónde estoy? ¿Qué me pasó? ¿Quiénes son?" (neredeyim ?bana ne oldu ? onlar kim?) dediğinde hepimiz dona kaldık bu kız İspanyolca mı Fransızca mı ne konuşuyordu lan kızın ismi Türk kendi yabancı mıydı?