SAVAŞ Gömleğimin düğmelerini doğru iliklediğimden emin olarak kravatımı boynumdan geçirdim. Bağlamaya çalışsam da başarılı olamayınca oflayarak odamdan çıkıp Barış'ın kapısını çaldım. "Gel." o da ceketini giyiniyordu. "Hazır mısın?" beni süzdü. "Değilim. Şu aptal kravatı bağlayamadım." güldü. "Gel bakalım." yaklaştım. "Heyecanlı mısın?" "Evet. Öleceğim heyecandan." güldü. "Kimleri çağırdın?" "Mete'yi ve Serdar'ı." "İhsan'dan haber yok mu hala?" "Hayır. Yer yarıldı da içine girdi sanki." "Bir kızın peşinden bir yerlere gitmiştir belki." "Ben de öyle düşünüyorum ama yine de haber vererek gitse daha iyi olurdu." "Döner yakında." dudak büzdüm. "Bak bakalım iyi mi boyu uzatayım mı?" aynada kendime baktım. "Yok iyi. Teşekkürler." yakamı düzelttim. "Annemlere parayı ne zaman söylemeliyiz?" "Bilm

