SAVAŞ Üzerimde zıplayan prenseslerle gözlerimi açtım. "Günaydın dayı! Hadi uyan. Köpeği çişe çıkaralım." "Bahçeye bırakın. Bahçede halletsin işini. Çok yorgunum." "Ama dayı!" "Sonra götürürüz. Şimdi uykum var. Hadi." Oflayarak odadan çıktılar. Tam gözlerimi kapayıp uyuyacakken annem içeri girdi. "Savaş. Uyandın mı?" "Hayır." "Paşacığım, uyan o zaman." Yastığa sarılıp gözlerimi açıp anneme baktım. "Demin Tuğba hanımla konuştum." "Yine ne işler peşindesiniz?" "Bu sefer bir iş peşinde değiliz aslanım. Devrim'in babaannesi vefat etmiş. Tuğba hanımlar memleketlerine gidiyormuş." "Ya? Devrim'le çok yakınlar mıymış?" "Babaannesi diyorum paşam. Ne kadar yakın olduklarının bir önemi yok. Aynı kanı taşıyorlar." "Ben de babaannemle aynı kanı taşoyorum ama ölseler umrumda olmaz." "Öyle deme paşam

