Dedektif

555 Kelimeler
Kasaba, cinayetten önce de uyanıktı aslında. Liman kasabası hiçbir zaman tam anlamıyla uyumazdı; yalnızca sesini kısardı. Sabahları balıkçı motorlarının tekdüze uğultusu, taş sokaklara yayılan kahve kokusu ve denizle karışık tuzlu rüzgâr… Hayat, her günkü ritmiyle akıyordu. İnsanlar dükkânlarını açıyor, çocuklar okula gidiyor, yaşlılar limana bakan banklarda aynı hikâyeleri tekrar ediyordu. Her şey olması gerektiği gibiydi. Ta ki o sabaha kadar. Maktülü bulan kişi, kasabanın en erken uyananlarından biriydi. Limana yakın evlerin birinde yaşayan, tapınağa çıkan patikayı her gün kullanan sıradan biriydi. O sabah da farklı değildi. Gün henüz ağarmamıştı; deniz sakindi, rüzgâr yoktu. Normalde bu saatte martılar çoktan seslenmeye başlardı, ama o sabah kasaba kendi sabahını bekliyormuş gibi sessizdi. Patikadan yukarı çıkarken önce bir koku aldı. Deniz değildi. Taş değildi. Metalik, ağır ve yerinde durmayan bir koku. Tapınağa yaklaştığında adımlarını yavaşlattı. Sunağı gördüğü an, gördüğünü anlaması birkaç saniye sürdü. Sonra gözleri kalbe takıldı. Ellerinin arasındaki o şekil, zihninin reddettiği ama gözlerinin inkâr edemediği bir gerçekti. Bağırmadı. Koşmadı. Bir süre öylece kaldı. Daha sonra geriye dönüp kasabaya indiğinde, artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. O sabah, kasaba ilerlememişti. Sadece durduğu yerde kalmıştı. Haber kısa sürede yayıldı. Ama kasaba paniklemek yerine içine kapandı. İnsanlar birbirine bakıyor ama konuşmuyordu. Kapılar daha erken kapandı, perdeler daha uzun süre kapalı kaldı. Limanda ağlar onarılıyor, tekneler denize açılıyordu; fakat kimse gözlerini tapınağın olduğu kayalıklardan ayırmıyordu. Sanki herkes aynı şeyi düşünüyordu ama kimse dile getirmeye cesaret edemiyordu. Lavinia, kasabayı yürüyerek gezmeyi tercih etti. Üniformasını giymedi. Resmî sorular sormadı. Dinledi. İnsanların kelimelerinden çok suskunluklarını not etti. Bu kasaba bir şey biliyordu. Ya da bir zamanlar bilmişti. Tapınaktan söz açıldığında konuşmalar yarım kalıyordu. Cümleler tamamlanmıyordu. Tapınak, kasaba için yalnızca eski bir yapı değildi. Yaklaşılması ama dokunulmaması gereken bir sınırdı. Yapının, liman kurulmadan önce de orada olduğu söyleniyordu. Denizle bağlantılı ritüellerden, adaklardan, fırtına öncesi yapılan törenlerden bahseden eski hikâyeler vardı. Ama anlatılan her şey bilinçli bir eksiklik taşıyordu. Lavinia, bunun farkına vardığında içindeki huzursuzluk derinleşti. Bu cinayet, kasabaya sonradan gelen bir karanlık değildi. Buradaydı. Uzun zamandır. Akşamüstüne doğru, limanın arka tarafındaki dar sokaklardan birine saptı. Eski taş evlerin arasında küçük bir çay ocağı vardı. Önünde tek başına oturan genç bir adam dikkatini çekti. Masanın üzerindeki kitap kasabada görmeye alışık olmadığı türdendi.Mitler tarihi. “Burada bunu okuyan pek kişi yoktur,” dedi Lavinia. Genç adam başını kaldırdı. “Hasan,” dedi. “Okumayı seviyorum. Özellikle antik tapınakları.” Konuşmaları yavaş ilerledi. Hasan, tapınakların yalnızca ibadet yerleri olmadığından söz etti. Bazılarının sınır noktaları olduğunu, insanla doğa arasında yapılan eski anlaşmaların mekânları sayıldığını anlattı. “Deniz,” dedi bir ara, “her şeyi alır. Ama bazen geri ister.” Lavinia sustu. Hasan devam etti. “Bazı ritüellerde,” dedi sessizce, “kalp sunulmaz. Yerine konur.” Bu cümle Lavinia’nın zihninde yankılandı. “Tapınaklar unutulmaz,” dedi Hasan. “Sadece insanlar onları unuttuğunu sanar.” Lavinia kalktığında hava serinlemişti. Ama farkında olmadan saate baktığında, akşamın çoktan gelmiş olması gerektiğini düşündü; limanda hâlâ sabahın ışığı varmış gibi duruyordu. Limanın ucuna vardığında durdu. Deniz sakindi, tekneler kıpırtısızdı. Bir an için, sabah tapınağa çıkan patikada aldığı kokunun benzerini hissettiğini sandı. Çok hafifti. Belki de yoktu. Denizden geliyor olamazdı; bunu biliyordu. Yürümeye devam etti. Arkasına bakmadı. Hasan’ın sesi, nedenini bilmediği bir anda zihninde yankılandı: Tapınaklar unutulmaz. O an bunun bir bilgi mi, yoksa bir uyarı mı olduğunu ayırt edemedi. Deniz hâlâ sakindi. Ama artık Lavinia biliyordu: Bu sakinlik, bir huzur değil, bir bekleyişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE