8

2327 Kelimeler
"Bu kesinlikle babanın fikri güzel kızım-" "Hey, anlaştık sanıyordum. Ortak fikir sayılır artık."dedi babam buna karşılık ve kaşlarını çatarak anneme doğru döndü. Annemde oturduğu yerde babama doğru çevirdi başını. Yan yana aynı koltukta oturuyorlardı. Ve ben onları tam karşılarından izliyordum. "Bana göre bu üzücü bir video... Yani ne biliyim yaşıyoruz ve öldüğümüz zaman izlemesi için bir video çekiyoruz. Ama ölmedik. Ve ben torunlarımı sevmeden ölmeyeceğim." Ve torunlarını görmeden ölmüştü... "Azraille mi anlaştın hatun? Nereden biliyorsun?" "Ay iyiki ölüm tehlikesi atlattın..."diye söylendi annem ve kameraya doğru döndü. Babamda gözlerini devirerek kameraya doğru dönmüştü. "Evet güzel kızım, babanın sana itiraf etmek istediği şeyler var." "İkimizin var güzel kızım. Ben bu işte tek değilim." Dedi babam kaşlarını kaldırarak. O sırada annem arkadan dudaklarını oynatarak 'tek' demişti. Bu gülmeme neden olmuştu. Babam derin bir nefes aldı. "Öncelikle güzel kızım, annen ve babanın tek mesleği bir reklam şirketi yada otel işletmek değil..." Bu sırada Annem ters ters babama bakmaya başlamıştı. Annem bunu hiç istemiyordu. "Biz... Bir mafyaya üyeyiz..." "Allah'ım!" Diye isyan etti annem ve bakışlarını kameraya çevirdi. "Kızı bu işlerden uzak tutan ailesi, öldükten sonra işin içine sokuyordu."diye sitem etti. "Bu olayı bilmesi onu işin içine sokmaz Nehir. Yalçın böyle bir şeye zaten izin vermez. Ama eğer bu durumla ilgili başımıza bir şey gelirse kızımız bunu bilsin." "Başımıza bir şey gelmiyor Altan. Dediğim gibi daha vademiz var. Hem o itler bizi öldürecek yüreğe sahip değiller..."dedi ve güldü annem. Gözümden akan yaşı hızla sildim. "Annen ve her zamanki özgüveni..." Diye söylendi ve güldü babam da. Ardından uzanıp annemin yanağına bir öpücük kondurdu. Ama maalesef o yüreğe sahipmişler... "Neyse kızım, biz bu mafyaya sadece üye değiliz aynı zamanda 3 büyük baştan biriyiz." "Mafya babası."dedi annem kameraya doğru ve sırıttı. Güzel annem benim. "Habu anan iki dakika susamıyor." Babamın dediği şeye annem kıkırdamakla yetinmişti. "Böyle büyük bir şeyi senden sakladığımıza kızma. Sen daha küçüksün-" "Bu videoyu izlerken torunlarıyla oturuyor olucak." "Taktı torunlara. Kendi torunlarını gördüğü yetmiyor birde seninkilere göz dikti." İkisi birden gülerken gözümden bir damla yaş aktı. Canım annem... Zaman o kadar acımasız ki. "Kızım, ben seni bu işlerde hiç istemedim. İstemiyorum. İstemicem. Bulunduğum bu toplulukta o kadar çok genç varki... Hepsinin hayatı kararmış. Bunlardan biri olmadığın için mutluyum-"dedi ve anneme doğru dönüp baktı. "Bak gelecekten bahsediyorum. Yaşlandığı zamanlardan."dedi ve gülümsedi. Annem suratını ekşiterek karşılık vermişti. Babam gülerek kameraya geri döndü. "Mafya kelimesi kulağa kötü geliyor biliyorum. O yüzden ben bu ekipe mafya demiyorum. Çakma polis gibi bir şey olabiliriz bence-" "Biz iyi insanlara hiçbir şey yapmıyoruz güzelim."dedi annem başını iki yana sallayarak. "Bu ekibin bir hedefi var. Dünyadaki bütün kötüleri ortadan kaldırmak. İşte tam olarak bu yüzden bu iş harika bir meslek. Asla bitmeyecek bir meslek." "Neden böyle bir işte olduğumuzu merak ediyorsundur. Etmelisinde."dedi babam kaşlarını kaldırarak. "Bu ülkede hiç kimse yaptığı şeyin sonucuna katlanmıyor çünkü."dedi annem ve alt dudağını dişledi. Aynı zamanda suratı düşmüştü. Ağlıcak mıydı? Babam derin bir nefes aldı. "Annenin kuzeni Dilbaz vardı birzamanlar. Sen yoktun. Doğu'da yaşıyordu kuzeni. Ağrı da... Annende benimle Balıkesirde..." Dedi ve derin bir nefes aldı babam. "O annenin en sevdiği kuzeniydi. Babası ve abisi tarafından tecavüze uğramıştı. Defalarca kez hemde. Ve hamile kalmıştı." Bakışlarım anneme kaydı. Gözleri dolmuş babama bakıyordu. " O yetmezmiş gibi birde hamile kızı borçlarını ödemek için ordaki şerefsiz heriflere pazarlıyordu..."tüylerim diken diken olmuştu"Sonra kız artık dayanamadı ve her şeyi bir kağıda yazıp intihar etti." Annem ağlamaya başlamıştı ama hiç kıpırdamıyordu. Sadece gözünden yaşlar süzülüp gidiyordu. "Abisi ve babası hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam ettiler. Hiçbir şey olmamış gibi hemde." Yüzünde alaylı ama acınası bir ifade vardı "Hiçbir zaman bir kızları olmamış gibi..." "Böyle zamanlarda resmi olmayan ama bir o kadar da resmi olan insanlara ihtiyaç duyuyorsun kızım."dedi annem burnunu çeke çeke. Göz yaşları durmuş bir şekilde kameraya bakıyordu. Derin bir nefes aldı. Güzel annem benim. "Babanın asker arkadaşıdır Yalçın. Bende çok severim onu. Gerçekten bize aile olan biridir o. Eğer gerçekten babanın düşündüğü gibi bize torunlarımı sevmeden bir şey olursa..." Dedi ve gülümsedi babama bakarak. babamda ona bakıyordu. Birbirlerine öyle aşk dolu bakıyorlardı ki... "O zaman sen sadece ona emanet olabilirsin."dedi ve bakışlarını kameraya çevirdi annem. "Yalçın onu bildik bileli büyük bir mafya babasının oğluydu. Artık oğlu değil ta kendisi tabii. Onun sayesinde Dilbaz'ıma bunu çektiren bütün şerefsizler yeryüzünden silindi. Hemde güzel bir şekilde. Ayıptır söylemesi hepsini pipilerinden astılar."dedi ve güldü annem. Bu dediğine babamda gülmüştü. "Can çekişlerini izledim kızım. Bu olan Dilbaz ı unutturmuyor, geri getirmiyor ama en azından o orospu çocukları güle eğlene hayatlarına devam etmiyor." "Bu sadece bir örnek. O da bizim ailemizden olduğu için..."dedi babam. Ve elini annemin bacağına koydu. "Çevremizde o kadar çok kötü durumda olan insan vardı ki... Ve Yalçın'ın onlara hak ettiğini vermesi... Gerçekten harikaydı. Bunun bir parçası neden olmayayım ki dedim. Zaten Yalçın amcanın maddi desteğe de ihtiyacı vardı. Bende para onda güç vardı. Bizde ikisini birleştirdik." "Senin için bu kasetin olduğu çekmecede bir albüm var. Bize bu iş için kızmamana bir neden güzel kızım...."dedi annem ve gülümsedi. "Lütfen bize kızma. Eğer tahminimizden erken gittiysek bilki ; mutlaka bizim sayemizde bu hayata tekrar tutunan insanlar için yaptık bunu..." Başka insanlar mutlu olsun diye beni yalnız bırakmaları... şu an sadece bencil düşünebiliyordum kusura bakmasınlar. "O albümde bu güne kadar babanla bizzat yardımda bulunduğumuz insanlar var. Her resmin arkasında bir hayat hikâyesi var..." Çekmeceden aldığım albüm. İçindeki resimlerde olan insanları tanımıyordum. Zaten bu yüzden başka birinin bir eşyasıdır diye düşünüp onu bir kenara koymuştum. Geri götürmeyi planlamıştım. Meğer onlar hayatlarını kurtardıkları insanlarmış... Babama baktım. Derin bir nefes alıp kameraya doğru dönmüştü. "En son isteyeceğim şey seni bu kötü dünyada yalnız bırakmak. Emin ol, elimden gelen herşeyi yapacağım hayatta kalmak için." Babamın kurduğu cümle tekrar hıçkırarak ağlamama neden olmuştu. Bu... Of. Oysa dünden beri hiç ağlamamıştım. Dün annemlerin odasında göz yaşlarımı tüketmiştim. "Şimdi güzel kızım, annenle babanın çok güzel bir mesleği var. Bunu bil. Biz bu işi gerçekten isteyerek yapıyoruz. Bir çok insanın bize ihtiyacı var." "İnsanlara yardım etmek harika hissettiriyor. Özellikle şerefsizleri ortadan kaldırmak-" Çalan telefonumla videoyu durdurdum. Bilgisayarı yatağa koyup yanımdaki komidinde duran telefonumu aldım. 'Baran' arıyordu. Meşgule attım ve telefonu yatakta yanıma koydum. Ardından tekrar bilgisayarı kucağıma aldım. Videoyu tekrar başlattım. "Tabii bu senin yapmanı istediğim bir iş değil. Orası ayrı. Sen kafeni işletmeye devam et lütfen ve harika bir okul aç."dedi ve güldü babam. Artık onların şirketini yönetiyordum... Gelen mesaj sesiyle videoyu durdurup telefonu elime aldım. Hiçbir anlarını kaçırmak istemiyordum. "Sana ihtiyacım var. Evde misin?" Baran'ın yazdığı şey kaşlarımı çatmama neden olmuştu. Evdeydim. Ama bana neden ihtiyacı vardı ki? Hemde bu saatte. Saat 9 olmuştu. Akşamdı. Nedense cinsel sebeplerden dolayı bana gelmek istediğini düşünüyordum. Başka birini bulamamış mıydı? "Evdeyim." Yazıp yolladım. Ardından ekranı kapatıp telefonu yanıma geri koydum. Videoyu tekrar başlattım. "Bizim ortak bir banka hesabımız var kızım. Onun bilgileri ve kartı da o kutuda."dedi babam. "Orda eğer bize bir şey olursa ve bunun sonucunda şirket biterse sana ömür boyu yetecek para var. Henüz bir rakam söyleyemem sana çünkü her gün oraya para atmaya devam ediyoruz." Para mı? Şirket bitmemişti.... Gerçi henüz bitmemişti. Kerim iti onu benden almaya çalışacaktı. Belki de başaracaktı. Eninde sonunda ben kendimi tutamayıp patlak verecektim bence. Ve bunun sonucunda beni ortadan kaldırıcaktı. Derin bir nefes aldım. İnsanın yakın biz zamanda öleceğini bilmesi ne kadar kötü bir histi... "Bitti mi?"diye sordu annem babama dönerek. Babamda anneme doğru döndü "Bitmedi." Dedi babam ve tekrar kameraya baktı. "Seni her şeyden çok seviyorum."dedi gülümseyerek. Bu dediği yüzümde kocaman bir gülümseme oluşturmuştu. "Aaa." Diye doğruldu annem. "Kesinlikle ben daha çok seviyorum."dedi bakışlarını kameraya çevirerek ve güldü. Babam kaşlarını çatarak anneme baktı. Annem ise sırıtıyordu. "Babasının kızı o." "Anasının oğlu olamayacağına göre anasının da kızı."dedi ve güldü annem. Annem kameraya babam anneme bakıyordu. ikiside gülümsüyordu. Babam birden elini annemin çenesine koyup kendine çevirdi. Ardından dudaklarına yapıştı. Tamam annenizi ve babanızı öpüşürken görmek oldukça tuhaftı. Ve gerçekten alışılamıyordu bu duruma. Babam annemden ayrılınca tekrar kameraya doğru döndüler. "Mümkünse hayatının tadını çıkar kızım. Her zaman her kararında arkandayım..." "Ben hepsinin değilim açıkçası."dedi babam kaşlarını kaldırarak. "Erkeklere hayır. Bekarlık sultanlık kızım. Erkeklerin derdi tasası çekilmez, babanı dinle ve hiç onlarla muhattap olma. Güzel arkadaşlıklar dışında tabii-" "Ay valla boğuluyorum sen şu erkek konularına gelince..."diyerek babamın lafını kesti annem. Ardından babama ters ters baktı. Babamda ona doğru çevirmişti başını. "Ben torun diyorum sen erkeksiz yaşa diyorsun. İkisi aynı anda olmuyor." "Sende annenin karnından torununla mı doğdun hanım? Git başkalarının torununu sev..." "Gerçekten yorum yapmıcam..."dedi annem ve kameraya doğru döndü. "Git ve aşık olabileceğin birini bul güzelim-" "Ne? Ne? Pardon? Mafyadan bu öğütlere nasıl geldik biz? Ne aşkı-" "Susar mısın Altan?"diyerek baş parmağını babama doğru uzattı annem. "Bir kelime daha edersen bu gece oturma odasında uyursun..." Annemin her zamanki tehditi buydu. Ve hep işe yarardı. Bu ikili cinsel hayatlarına oldukça düşkündüler. Babam koltukta arkasına yaslanıp kameraya doğru döndü. Annem de yüzünde ki gülümsemeyle kameraya baktı. "Gerçekten sana iyi gelen birini bul olur mu? Yani... O senin kötü anlarında yanında olabilecek biri olmalı. Her daim arkanda olan biri olmalı, seni sevdiğini sana hissettirmeli, sevmeyi bilen birini bul ve sende sevmeyi bil. Hayatınızdaki insanların kıymetini bilin. Her zaman. Hayat çok kısa çünkü güzel kızım. Ben senin mutlu bir yuva kurmanı çok istiyorum. Yaşın geçmeden bunu yap, torun sevmek istiyorum..." Bunlar annemin klasik konuşmasıydı. Ara ara bana ve arkadaşlarıma bu konuşmayı yapardı. Öğütler vermeyi çok severdi. Özellikle de yaşamdan zevk almamızla ilgili şeyler... ama bu torun sevdasını bu videoda öğrenmiş olmuştum. "Bitti mi?"diye sordu babam çatık kaslarıyla anneme doğru bakarak. Komik gözüküyordu. "Baban gibi birini bulmanı tavsiye etmem..."dedi annem suratını ekşiterek. Bu cümlenin ardından babam annemin üzerine doğru atlamış ve koltukta onun üzerine çıkmıştı. Sanırım gıdıklayacaktı. Babam annemi gıdıklamaya başladığında annem kahkaha atmaya başladı. "Pardon kim gibi bulmasın? Neyim varmış benim de bakim-" Dış kapının sesiyle videoyu durdurdum. Kapı çalışıyordu. Bilgisayarı yatağa koyup yataktan kalktım. Odamdan çıkıp dış kapıya doğru ilerledim. Baran gelmiş olmalıydı. Dış kapının deliğinden baktım. Barandı. Kapıyı açıp geçmesi için ona alan bıraktım. "Hoşgeldin- Baran? Kaşına ne oldu?" Bakışlarım Baran'ın yüzünde gezinirken o içeri girip kapıyı kapattı. Kaşı kanıyordu ve dudağının köşesi kızarmıştı. Önüne geçip gözlerine baktım. "İyi misin? Ne oldu?" "İyiyim, merak etme."dedi ve elini belime koyarak beni kendine çekti. Ardından kafamı öptü. Bu hareketde nereden çıkmıştı? "Ne olduğunu bilmek istiyorum."dedim ondan ayrılırken. Bir adım gerileyip kanayan kaşına baktım. Kan donmuş artık kanamıyordu. "Böyle ayakta mı konuşalım?" Baran'ın sorduğu soruyla oturma odasına doğru ilerledim. O da peşimden geliyordu. Koltuğa oturduğum zaman o da gelip yanıma oturdu. Ardından başını koltuğa yaslayıp gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı. Ve verdi. Ne olmuştu acaba? Bende sevişmek istediğini düşünmüştüm. Günahını almıştım adamın... "Cansu'nun tecavüzcülerini bulduk." Baran'ın dediği şeyle kaşlarımı çattım. Cansu'ya tecavüz edenleri mi bulmuşlardı? O zaman cezalarını da vermişlerdir. Gerçi bende neyi düşünüyorum, cezalarını alsalar bile kızın psikolojisi yerine gelmeyecekti ki... "Kimmiş?"diye sordum. Kim olduğunun bir önemi yoktu ama sormuştum sorulması gereken bir soruymuş gibiydi. "Bizim ekipten biri..." "Ne?"dedim şaşkınlıkla. Gözlerim kocaman açılmıştı. Kendi arkadaşı mı tecavüz etmişti? Bunu neden yapsın? "O orospu çocuğu..."dedi ve başını kaldırıp bana baktı. Kaşlarını çatmıştı. "Cansu'ya yürüyordu. Ama Cansu ondan asla hoşlanmıyordu."sesi oldukça sert ve yüksekti. "O gece arkadaşlarıyla gezerken Cansu'yu görmüşler. Hepsinin kafası güzel tabi."dedi ve alaylı bir şekilde güldü. "Teker teker tecavüz etmişler kıza. Cansu da bunu biliyordu. Hepsini tanıyordu. Hepimiz tanıyorduk."dedi ve başını iki yana salladı. Ardından yüzünde acı bir tebessüm oluştu. "Ama bize söylemedi. O itin yaptığını söylemedi. O it Cansu'ya geçmiş olsuna geldi, biliyor musun? Yanında kaldı. Refakatçi olmak istedi. Cansu tecavüzcüsüyle aynı ortamda bulundu. Saatlerce... Ve hiçbir şey demedi-" Baran git gide daha çok sinirlenmeye başladığından elimi elinin üzerine koyup okşadım. Bu hareketim onu susturmuştu. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Bu duruma oldukça sinirlenmişti. "Ne yaptınız onlara?" "Kavga ettik." "Sadece bu kadar mı? Nasıl öğrendiniz onların yaptığını?"diye sordum ve elinin üzerinde ki elimi yavaş yavaş hareket ettirmeye başladım. Elini okşuyordum. "Cansu Merve'ye anlatırken duymuş Cenk." Ne Cenk'i ne Merve'yi tanıyordum. Biri birine anlatırken biri duymuştu. "Sonra geldi bize söyledi. Önce inanamadık..."dedi ve bakışlarını benden çekip yere sabitledi. "Böyle bir şey yapacağına gerçekten inanmadık. Ama yapmıştı. Rüzgarla gidip ona sorduğumuz da yaptığını ve pişman olduğunu söyledi!" Dedi. Son cümlesinde ses tonu yükselmişti. "Tecavüz ederken Cansu'yu dövdüğü gibi dövdük onları. Hepsini dövdük. Öldüresiye dövdüm. Ama öldürmedim. Daha onla işimiz çok uzundu." "Yüzündeki yaraları o mu yaptı?"diye sordum. Dudağının altında ki kızarıklık küçük ve hafifti ama kaşı kötü gözüküyordu. Ben kandan ve yaralardan hiç hoşlanmazdım. "Yok."dedi ve bakışlarını bana çevirdi. "Rüzgar kafa attı." "Ne?"diye sordum ve istemsizce gülümsedim. "Niye vurdu sana?" "Kafası güzeldi onun. İçiyorduk haberi öğrendiğimiz sırada. O kafayla bana da diğerlerine de geçirdi." Dediği şeyin üzerine kahkaha attım. "Ne gülüyorsun acaba? Komik mi?"diye sordu üzerime doğru eğilirken. "Evet. Böyle önüne gelene geçirdi mi?"diye sordum yavaş yavaş geriye doğru yatarken. Baran cevap vermek yerine üzerime eğilmeye devame etti. Git gide koltukta uzanmaya doğru gidiyordum. "Eğilmesene..."diye mırıldandım. Baran daha hızlı eğildiğinde bende birden koltuğa yatmış oldum. Yüzünü yüzümle aynı hizaya getirdiğinde gülümsedim. O da gülümsüyordu. Dudaklarını yanağıma doğru götürdü. Nefesi öyle güzel yüzüme çarpıyordu ki... Dudakları tenimde yavaş yavaş gezinirken gözlerimi kapattım. Tüylerim diken diken olmuştu. Sadece nefesinin bu kadar yakından çarpıyor olması bile kasıklarım da baskı hissetmeme sebep olabiliyordu. "Çok güzelsin..." Baran'ın kurduğu cümle içimi ısıtmıştı. Güzel olduğumu söylemesi... Onun söylemesi çok güzel bir şeydi. Yani bana öyle geliyordu. Çalan zil sesiyle gözlerimi açtım. Kapı çalıyordu. Ama bu saatte hiç kimseyi beklemiyordum. Baran sıkıntılı bir iç çekerek doğruldu ve çatık kaşlarıyla bana baktı. "Kim olduğu konusunda hiçbir fikrim yok."dedim ve koltuktan kalktım. Dış kapıya ilerleyip kapının değilinden baktım. Kerim? Yok artık! "Benim sevgilim..."diye seslendi deliğe doğru bakarak. Şu an ona baktığımı görüyordu. "Canım iki dakika verir misin üstüm müsait değil! Hemen geliyorum!"diye seslendim ve oturma odasına doğru hızla ilerledim. Baran ayağa kalkmış çatık kaşlarla bana bakıyordu. "O itin burda ne işi var?"diye sordu sinirle. "Napıcaz?"diye sordum telaşla. "Ben senin odana geçiyorum. Sende çabuk postala."dedi ve yanıma doğru geldi. Oldukça rahat ve kendinden emindi. "Pardon da odaya girmek isterse?"diye sordum. "Ne işiniz var senin odanda?"diye sordu sinirli bir şekilde o da. hiçbir şey demedim. Diyemedim. Doğru söylüyordu. Eğilip yanağıma bir öpücük kondurdu ve odama doğru ilerledi. Odaya girip kapıyı kapattığında derin bir nefes aldım. Bu adamdan kaçmaya çalıştıkça o götüme kadar girme peşindeydi. Bu saatte bana niye gelmişti Allah aşkına!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE