“Ne düşünüyorsun?” sorusuyla bakışlarım Güz’ü buldu. Özel aracında yan yana oturuyorduk. Dışarda yağan yağmurun aman verdiği yoktu. Böyle bir havada onu ve korumalarını dışarı çıkmak zorunda bıraktığım için ayrıca hayıflanıyordum. Bu yetmezmiş gibi trafik nedeniyle bir hayli de gecikmiştik. Alay’a dediğim vakti de geçirmiştim. İnşallah erken gelmemiştir yoksa yağmurda dışarda kalacak. Telefonumun şarjı bittiği için arayıp durumunu da soramıyordum. Bir kere sadece bir kere telefonumdaki kayıtlı numarasına baksaydım şu an böyle bir derdim olmazdı. İstediğim kişiden arayıp durumunu öğrenebilirdim. O telefon açıldığı gibi yapacağım ilk iş numarasına bakmak olacaktı. “Deniz?” seslenişiyle Güz’ün suratına boş boş baktığımı fark ettim. Silkelenip gözlerimi kaçırdım. Karnım ağrıyordu stresten. “

