Kahvaltı sofrasını Kurt ve Jon topladığından Güz ile çalışma odasına çekilmiştik. Ben yazıyordum o ise beni izliyordu. Gözlerin sürekli üzerimde olması hoşnut olduğum bir durum değildi ancak gözler Güz’e ait olunca garip bir haz duyuyordum. Klavyede hareket eden parmaklarımı seyrediyordu. Tuşlardan çıkan sesler yer yer hızlanıp yer yer yavaşlıyordu. Tıpkı benim kalp atışlarım gibi. Ellerim klavyenin üstünde dondu kaldı. Gerçekten mi? Dişlerimi sıktım. Kendimle savaşmanın bir faydası yoktu. Güz Kağan adlı yasak bölgeye giriş yapmıştım ve hiç çıkasım yoktu. “Bir şey mi oldu?” diyen sesle başımı bilgisayar ekranından kaldırdım. Evet, oldu ama nasıl oldu anlamadım. Senin yanında bile seni düşünecek kadar kötü şeyler oldu bana. Alt dudağımı dişledim. “Sadece düşünüyorum,” dedim. Seni düşünüy

