Alay, hala avucunda olan elimi sıkınca düşüncelerimden sıyrıldım. “Deniz iyi misin?” sorusuyla sahte bir tebessüm kondurdum dudaklarıma. “İyiyim tabii.” Pek inanmasa da başını olumlu anlamda salladı. “Bu arada dudağına ne oldu? Biraz kötü görünüyor,” deyince alt dudağımı dilimle ıslattım. Düşüncelerle boğuşurken kanatmışım diyemedim. “Evet, kazara oldu. Önemli bir şey değil bir iki güne toparlar.” Dudaklarını birbirine bastırdı. Bu sefer onu geçiştirmem işe yaramamıştı belli ki. “Çok mu düşünüyorsun?” diye sordu. Yakalandım. Omuz silktim. “İnsan düşünen bir varlıktır Alay. Hiç düşünmeden olur mu?” Gülümsedi. “Sen düşünmekle kalsan keşke,” deyince kaşlarım havalandı. Beni nasıl bu kadar iyi analiz edebiliyordu? Sanki yılların dostuyduk. “Beni ne hızlı çözdün,” dedim hayretle.

