Gül, gecenin bir vakti kulağına gelen seslerle uyandı, konuşmalara kulak kesildiğinde ağabeyi ile Ahu olduğunu anlayınca rahat bir nefes alıp ''madem gitmeyecektin bize bu yaşattığın neydi peki?'' deyip uyumasına kaldığı yerden devam etmek için yastığa gömdü kafasını. Şu Devran da iyiydi hoştu ama bazen şu gıcık tavırları yok mu? Ah o tavırlar! Karşısında kini delirtebilirdi. Neyse ki Ahu yumuşak başlıydı. O yüzden ağabeyinin karşısına geçip ‘nedir şu yaptığın saçmalık ölen ikimizin de babasıydı.’ demeyecekti. Sabah onları rahatsız etmemek için erkenden evden çıkmak isteyen Gül, mutfağa girip onlara kahvaltı hazırlamayı da ihmal etmedi. Her şeye rağmen ağabeyini çok seviyordu. Onun için Ahu'yu iki defa seviyordu. Birincisi arkadaşı olarak ikincisi de yengesi olarak. Olabildiğince sessiz

