50

1102 Kelimeler

Aslında bunu yaptığım için pişman değilim. İşe koyulmadan önce çok kısa bir süre Emre’nin yanına uğruyorum. Annesi ve benim mutfakta yalnız olmamız onu endişelendirebilir diye durumu adama açıklamak istiyorum. Böylece o da yerinden kalkmaya cüret etmez. Odaya girdiğimde onu kucağında bilgisayarıyla bir şeyler yazarken buluyorum. Beni görünce gülümsüyor. “Nur, gitmemişsin!” “Sana veda etmeden gideceğimi düşünmüş olamazsın,” diyorum şaşkınlıkla. “Düşündüm. Özür dilerim.” Dudak bükerek ellerini iki yana açıyor. Bana şirin şirin bakıyor. Şu sevimli surata nasıl kızgın kalabilirim ki? Hem de böyle yaralı bir kuş gibi hareketleri kısıtlanmışken? “Annen akşam yemeğine kalmamı istedi. Senin için bir sakıncası var mı?” “Elbette yok!” Sözlerimin ardından Emre’nin gözleri öyle mutlu bir ışıl

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE