Aslında benim de aklımı kurcalayan şeyler var. Emre’nin arabasına alışmak için uzun bir süreye ihtiyacım olsa da işe geç kaldığım için bu konuyu dert edebilecek zamanım olmuyor. Bu yüzden arabaya binip herhangi bir hasar oluşturmadan işimi halledebilmeyi umuyor, bu esnada Emre’ye de kendi içimde kızmadan edemiyorum. Tabii bunu takiben içim suçlulukla doluyor. Beni bu kadar düşündüğü ve bana karşı bu denli cömert olduğu için ona kızmamın çok aptalca olduğunu fark ediyorum. Sonuçta bir arabam olsaydı ben de onunla paylaşmaktan rahatsız olmazdım ve eğer Emre arabama zarar verseydi, merak ettiğim onun sağlığı olurdu. Bu yüzden bu konuda ona kızmamın yanlış olduğunu anlayınca stresim biraz daha hafifliyor. Gün boyu işime odaklanmaya çalışarak ve Emre’yi özleyerek saatleri sayıyorum. Emre

