Petersburg'da soğuk karlı bir Aralık günüydü. Şehire yağan kar, boş sokakların da dolaşan tek tük başıboş insanlar, üzerlerine yağmış olan kar ile sanki üzerine toz şeker serpilmiş gibi duran çam ağaçlar, çevredeki sıra sıra dizilmiş olan evler, gökte ki dolunay halinde ki ay ve onun ışığı ile aydınlanan kaldırımlar ve meydandaki tarihi dokular ile Petersburg her zaman ki gibi orada olan insanlara kendilerini bir kar küresinin içindeymiş gibi hissetmelerini sağlayan her şeye sahipti. bu manzarayı kasvetli malikânesinin en yüksek camından izleyen henüz 7 yaşında olan Milan, pencereden baktığında böyle düşünüyordu. Milan uzun sarı saçları ve koyu mavi gözleri ile bakıldığında çok sevimli bir çocuk izlenimi bırakıyordu kendinde. nitekim öyleydi de. Lakin bu durumu gölgeleyen bir gerçek vardı

