Hatırlamıyorsanız, oldu diyene inanırsınız... MİRAN ATABEY Başım zonkluyordu. Sanki kafamın içinde birileri çekiçle duvar kırıyordu. Göz kapaklarımı araladım, karşıma çıkan loş otel odasını ilk başta tanıyamadım. Boğazım kurumuştu, dilim damağıma yapışmıştı. Yerçekimi artmış gibiydi, her şey üstüme çöküyordu. Kıpırdanmak istedim… ama o an fark ettim. Üzerimde hiçbir şey yoktu. Yorganı hızla üzerime çektim. Nefesim kesildi, kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Gözlerimi odaya gezdirdim, sonra yan tarafıma baktım… Şilan. O da… çıplaktı. Donakaldım. Mideme bir yumruk yemişim gibi oldum. Boğazımda bir şey düğümlendi. Hatırlamaya çalıştım… Ama hiçbir şey yoktu. Akşam yemeği… birkaç kadeh… sonra? Sonrası yok. Zihin karanlık. “Hayır… Hayır, olamaz…” dedim fısıltıyla. Ellerimi saçlarımın aras

