Elif Zehra Kahvem elimde, pencerenin önünde Paris’in parıltılı karanlığını seyrediyordum. Kendi kendime sordum: Bir daha böyle bir fırsat ne zaman geçer elimize? Bu şehir, bu büyüleyici an ve aramızdaki o tarif edilemez çekim... Hepsi bir araya gelmişken susmak, odama kapanıp uyumak istemiyordum. Kalbimdeki tüm o yıllanmış duygular dile gelmek için can atıyordu. Cesaretimi topladım. Karan’ın yanına gidecek, onunla doya doya sohbet edecek, belki de ilk kez maskelerimizi indirecektim. Odasının kapısına geldiğimde elim titredi; ama geri dönmedim. Kapıyı hafifçe tıklattım. Kapı açıldı. Ama açan, hayallerimdeki o adam değildi. Karşımda, asansörde bize o tuhaf bakışları fırlatan kadın duruyordu. Beni baştan aşağı süzdü; bakışları bir bıçak kadar keskin ve rahatsız ediciydi. "Ne is

