Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Havluyu çözerken dudaklarını sürterek yanağıma oradan boynuma ve omzuma indi. Omzuma yakıcı bir öpücük kondurdu. Sert bir soluk aldım. Onun her hareketi beni eritiyordu. Havluyu çözerken birden durdu. Neden durmuştu? Dudakları hala omzumdaydı. Eli havludaydı ama hareket etmiyordu. Bir süre öyle kaldı. Derin derin nefes aldı. “Tuana…” diye fısıldadı. Sesinde acı çeker bir ton vardı. Duracaktı. Hayal kırıklığıyla dolup taştım. Umutlarım da anında kırıldı, cam kırıkları gibi etrafa dağıldı. “Doğan…” dedim, aynı ses tonunda. Sustu ve soluklanmaya devam etti. Bundan sonra yine eskiye mi dönecektik? Beş dakika önce eli en mahrem yerlerimde dolaşırken, dudaklarımda hala onun tadı varken Doğan yine aynı mı olacaktı? Zaten çok korkuyordum. Konuşmay

