8.Bölüm

2470 Kelimeler
Biran da açılan kapılar vardı.. Açıldığında girmeye korkulan, Girdiğinde çıkmak istenmeyen.. İçi hikmet ve nizâmla dolu, En hayırlısı düşünülmüş, ince hesaplı kapılar... ---------------♡-------------- Gece kötü bir uyku çekmiş daha doğrusu çekememiş ben şimdi de şirketteki odada pinekliyordum.Bir hafta geçmişti hastaneye gittiğim günden bu yana.Benimse tek yapabildiğim geceleri ağlamak olmuştu.Babamla şu hafta boyunca çok sık karşılaşmıştık.Onun bozulan morali, günden güne zinden düşen vücudu daha çok elimi kolumu bağlamıştı.Kâbus gibi geçen haftamda beni mutlu eden tek ayrıntı vardı.Babam namaza başlamıştı...İlk gördüğümde şok olmuş öylece odasının kapısında onu seyretmiştim.Sanki bütün haftada ki karamsarlığı dağıtan bir gökkuşağı etkisi bırakmıştı bende.Annemin ölümünden bu yana ilk defa onu namaz kılarken görüyordum.Yada belki de kılıyordu ama ben göremiyordum çünkü aslında babamı görmüyordum. Evet ilk defa evde bu kadar uzun zaman geçirmişti.Sanki gözüme bazı şeyleri sokmak benim acı cekmemi istercesine beni halini seyreder bir şekilde bırakmıştı. "Senin bildiğini bile bilmiyor adam.Belki de ömrünün son günlerini sizinle geçirmek istiyordur olamaz mı?" Acımasız iç sesimin yaklaşık bir haftadır rutin haline getirdiği cümle beynimde büyük bir yankı bırakıyordu her seferinde.Bizi bırakmak bu kadar kolaymıydı yani? Öylece sessiz sessiz ceketini alıp evden çıkar gibi çıkıcakmıydı hayatımızdan?? Bencil adam..artık yerini kurumaya bırakmadan gözümden yaklaşık bir haftadır devamlı akan gözyaşlarım yine yerini yadırgamamıştı. "Bencilsin sen bencilsin..Bencill!!" Duyduğum boğaz temizleme sesiyle kendime gelip hızla gözlerimi sildim.Ben daha kafamı kaldıramadan önüme bir bardak su koydu gelen kişi. "İyimisin?" Hafızama nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde kazınan bu ses tonu...Tabi ki Emir beye aitti. Halimi merak eder gibi değilde bir askerin görevini yerine getirme edasıyla sorduğu soru üzerimde tahminimden fazla etki bırakmıştı.İlk defa harama bakmak için kalbim bu kadar nefsimin yanında olmuştu.Haram olduğunu bana her daim hatırlatan bu adamın karşısında zayıf düşen tek kalan vicdanım neyseki yine yelkenleri suya indirmemiş acı bal rengi harelerine bakmamıştım.Acı baldı çünkü bakması tatlı ama sonucu acıydı. Hislerim kuvvetliydi.Ve benim bu adam hakkında hissettiğim tek şey; Bakardım yanardım, bakardım yakardı, ve kül olurdum.Onun hareleri ateşini kaybetmezdi.Çünkü ateşinin odunları duygusuzluktu.Kaybettiği yada hiç kazanmadığı duygular onu güçlü yapıyordu belliki. Öyle değilmiydi insanlar ağlardın, güçsüz olurdun.Ağlamazdın güçlü.. Mutlu olurdun içindeki yangını harelerine taşımazdın fazla neşeli olurdun, duygusuz duygusuz bakardın olgun..İyi bir insan olmak çok pahalıydı ve herkesin bütçesi yeterli değildi.Anlaşılan bu herşeyi satın alabileceğini zanneden adamın da bunun için yeterli parası yoktu. Başımı kaldırmadan sallayıp iyi olduğumu belirttim. "Bu dosyalar saat dörde kadar temize çekilmiş ve düzenlenmiş bir şekilde  odamda olucak." Yine onaylar bir şekilde başımı aşağı yukarı salladığımda kendimi emret komutanım dememek için zor tuttum.Bence bu adam yanlış mesleği seçmişti.Disiplinli ve sert komutan kalıbına daha çok oturuyordu sanki. Kapı sesini duyduğumda gittiğini anlayıp, rahat bir soluk verip koltukta yayıldım.Bu adam etrafımda olduğunda içimde nedensizce beliren stres huzur kaçıran cinstendi.Getirdiği dosyalara bakıp umutsuzca iç çektim.Ben bunları saat dörde kadar nasıl bitiricektim? Acımasız kalpsiz adam..! Ayrıca neden kendi getiriyordu ki dosyayı?Sekreter kadın ne güne duruyordu? Evet kadının adını yine unutmuştum.. **** Hiç yerimden kalkmadan büyük bir gayretle bitirdiğim dosyalara zaferle baktım.Saatin dört olmasına beş dakika kalmıştı.Hemen acele etsem iyi olacaktı.Olduğum yerde gerinince belime giren ağrıyla iki büklüm oldum.Eve gidince Aslıya masaj yaptırmak harika bir fikir gibi göründü gözüme.Tabi onun belini çıtlatarak ağrısını geçirebiliriz deyip üstümde farklı taktikler denemeye çalışmadığı sürece. Odadan çıktığımda sekreter kadını yerinde görememek Emir beyin neden bizzat kendisinin geldiğini açıklıyordu.Adamında hakkına girmiştim.Aman ne güzel... Kapıyı vurduğumda içeriden gelen gir sesiyle gerginliğimin üstüne gerginlik katıp kapıyı açtım.İçeride misafir koltuğunda oturan yaşlı bir adam vardı.Üzerimde hissettiğim rahatsız edici bakışlar daha fazla uzun sürmesin diye dosyaları masanın üzerine bıraktım. "Buyrun Emir Bey dosyalar." Sakince başını onaylar biçimde sallayıp dosyalara şöyle bir göz attı. "Tamam çıkabilirsin." Yanındaki adama göz atınca rahatsız edici bakışlarının hala daha sürdüğünü görmek daha çok gerilmeme sebep oldu.Bu atmosferden hemen çıkmak istercesine adımlarımı kapıya yönlendirdim.Stresle kapıyı açınca karşımda tatlı teyzeyi daha doğrusu Emir Beyin babaannesini görmek mutlulukla tebessüm etmeme sebep oldu.Oda beni beklemiyormuş gibi önce şaşırıp sonra gülümsedi. Bende dayanamayıp babaanne sıcaklığı bulduğum bu kadına sıkı sıkı sarıldım. "Kızım nasılsın iyimisin?" "İyiyim teyzecim ya siz nasılsınız?" Mutlu ifadesini sürdürüp soruma cevap vermeden gözlerini arkamdaki bir noktaya dikti.Kapı..Ah ben kapının önündeydim.Ve muhtemelen çok önemli mesele konuştukları belli olan adamlar artık konuşamıyorlardı.Tam arkamı dönmüş özür dileyecektim ki yakınımda fazla yakınımda  ve bakışları babannesinde olan beni harama yaklaşmaya davet eden beden heyecanla gerilememe sebep oldu.Hayır bakamazdım.Bakmamalıydım. Günahtan ve artık kesin ondan geldiğine emin olduğum yağmur kokulu adamdan kaçmak istercesine hareket edince kolumu duvara çarptım.Evet sadece dizilerde zannettiğimiz bu tür klişeler hep benim başıma geliyordu nedense.Özellikle de bu adamın karşısında.. Ama ordakilerin aksine esas oğlan gelip bana neyim olduğunu sormamış sadece buz bakışlı adamın kendimi gerizekkalı hissetmeme sebep olacak ezici bakışlarına maruz kalmıştım.. Canım yanmıştı be Adam!! Kendimi bu adamla ne ara esas oğlan ve esas kız konumuna sokmuştum bilmiyorum ama acilen zihnimde dip köşe temizlik yapmam gereken odalar vardı. "Emir bende davetle ilgili konuşmaya gelmiştim." Sıkıntıyla nefes alan Emir Bey  bir tek teyzeye karşı kullandığı belli olan,  merhamet kırıntıları yerleştirdi gözlerine. "Neden buraya kadar kendini yordun babaanne?Akşam gelince konuşurduk." Homurdanıp "Sanki benim misafirlerime ne kadar değer verdiğimi bilmiyorsun?" deyip sinirle konuşunca biran bana dönüp Emir Beyde kalıcı duran o sinir duygularının kendine bir kez daha yakışmadığını göstermiş oldu.Evet birtek Emir Beye yakışıyordu.Adamda sanki ne yaparsa yakışacakmış gibi asil bir hava vardı.Töbe yaa ne diyordum iyice ben.Elalemin adamına takmış kafayı gidiyordum. Birden puf olup uçup giden duyguları heyecanla karışık mutluluğa dönüştü teyzenin. "Hüma kızım bende aslında Emire seni yarın akşam için davet etmesini söylücektim.Seni görmem çok iyi oldu.Mutlaka senide bekliyorum tamam mı?" Tam itiraz etmek için atılmıştım ki ne söyleyeceğimi anlayan teyze bana fırsat vermedi. "Kesinlikle itiraz istemiyorum.Ben seni çok sevdim.Ne olur üzme beni." Yalvaran haline karşı dayanamayıp başımı onaylar bir şekilde salladım. Acaba nasıl bir davet olacaktı? Gergin bir ortammıydı?Yoksa aynı tatlı teyze gibi etrafa şen kahkahalar atıcak minnoş teyzeler mi olacaktı?? İçimden son şıkkın gerçekleşmesi için dualar ederken son işlerimi halletmek için  teyzeye el sallayıp odama yönlendim. Hem bu teyzenin adı neydi?... ********** Otobüsten inip eve doğru yürümeye başladığımda soğuk esen rüzgar üşümeme sebep oldu.Artık kış kendini yavaştan göstermeye başlamıştı.Sonbaharda sanki hep kalıp hiç gitmeyecekmiş gibi dallarda yeşeren yapraklar bize yine ve yine ölümü hatırlatırcasına kilim gibi yayılmıştı asfalt yollara. Adımlarımı kurumuş yaprakların daha bol olduğu yerlere yönlendirip üstlerine basmaya başladım.Çünkü bende bu yapraklardan çıkan sesi dinleyipte zevk alan o hastalıklı gruptandım. Eve geldiğimde anahtarı bulmak için çantamı karıştırmaya başladım.Hayır yani sanki çocuklu bir anneydimde yanıma lazım olur diye herşey alıyordum.Cidden ne ararsan var tabiri çantamın içinde şekil bulmuş gibiydi. Elimi anahtar deliğine attığım sırada kapının arkasından gelen tıkırtılara kulak kesildim.Emre bugün eve geç gelecekti.Kursu vardı.Öyleyse bu tıkırtı...Tam kafamda çeşitli senaryolar kurup delirmeye ramak kala açılan kapıyla korkuyla kendimi geriye attım. "Baba" Ağzımdan çıkan kelimenin vasfına sahip olan adam neden beni bu aralar sürekli şaşırtıyordu?Hem ben ne kadar uzun zamandır baba kelimesini kullanmamıştım? Ağzımda bu kadar eğreti durduğuna ve babamında bana şaşkınlık ve bir nebze özlemle de baktığına göre epey müddet olmuş olmalıydı... "Be-ben geldiğini duyunca kapıyı açayım dedim." Gözlerim nedensizce dolmaya başladığında düştüğümüz garip duruma gözlerimdeki yaşlara tezat acıyla gülümsedim. Bu adam baya baya bize veda etmeye hazırlanıyordu anlaşılan. Gözlerimi solgun teninde son zamanlarda kilo kaybeden bedeninde gezdirdiğimde ağzımdan çıkan kelimeye engel olamadım. "İyimisin?" Sorduğum soru çok mana barındıyordu aslında. Sen eve gelmezdin ne ara bize kapıyı açar hale geldin İYİMİSİN? Yoksa bize bu şekilde veda falan edebileceğini mi düşündün İYİMİSİN? Ve en önemlisi İYİMİSİN baba?....Baba-mm... İnsanın iç sesi bile kekelermiydi?Neden baba vasfından sonra sahiplenme ekinde kekeliyordum ki ben? Sağlığın nasıl?Doktora gittin mi?Çaresiz aciz kızın senin gidişini sadece seyredirken sen kendin için birşeyler yapıyormusun?Yoksa yine sadece annemi sevip ona kavuşmayı mı bekliyorsun? Ona asla sesli soramayacağım gizli manalar saklamıştım iyimisin kelimesine.. "İyiyim çok şükür." Babam ve şükretmek..En son annem varken şükretmişti.Şimdi ise nerdeyse kavuşmamıza sayılı günler kaldı çok şükür der gibiydi teslimiyeti ve şükrü. Üzgünüm baba diye fısıldadım o yanımdan geçip giderken. "Sen benden bir kat daha nefret etsende benim seni bırakmaya hiç niyetim yok." Tabi Tabi diye fısıldadı babamın hastalığı çıktığından beri bir kez bile yanımda olmayan vefasız iç sesim. "Parasız , çulsuz fakir Hüma!!. " Para...Aslında benim için hiç bir şey ifade etmeyen ama son zamanlarda değeri gözümde epey artan para.. Seni elbetteki her namazdan sonra, her anımda, her yerde kudret hazinesi sonsuz olan Rabbimden isteyecektim. Sabırla ve metanetle... ****** Derin düşüncelerle ve yorgunlukla en korkutucusu da hem işlerden hemde büyüklüğünü dün gece Aslıdan bugünde Emir Beyin gergin tavırlarından anladığım davet günü sebebiyle epey stresli olan Emir Beyden kaçarak bitirmiştim nihayet. Ne gerginlik ama!!!Yanına gidip teyzeye gelemeyeceğimi haber vermesi için Emir Beye rica ettiğim esnada"Babaanmem gelmeni çok istiyor.Onun üzülmesini ikimizde istemeyiz değil mi?" demiş ve imalı tehditler altında kendimi takside bulmuştum. Tabi çıkarken anlam veremeyen ezici soğuk bakışları altında teyzenin adını da öğrenmeyi ihmal etmemiştim. "Verdiğiniz adres burası abla" Taksi şoförünün sesiyle geldiğimizi farkedip ücreti uzattım. Arabadan dışarı çıkmam ve meşhur kaplan malikhanesini görmemle bana kal gelmişti. BU NE BEEEE!!! Aman Yarabbim!Burası evse ben nerde yaşıyordum? Ve en önemlisi bu koskoca evde tabiri caizse şatoda kaç kişi yaşıyordu? Baya alım haznesi vardı çünkü. Ya etrafta dolaşan ajan kılıklı herifler!! Sanki bir dizi çekiminin ortasındaydık da biri şuradan çıkıp kameralara gülümse falan diye beni dürtecekti.Yani o derece gerçek dışıydı..!! Bana bakıp aralarında kaş göz yapan korumaların dikkatini çektiğimi farkettiğimde içeri girmekten vazgecmemek için dirençle adımlarımı onlara yönlendirdim. Tabi etraftaki son model lüks arabalara ve üzerlerindeki milyarlık kıyafetlerle içeri süzülen insanlara bakarsak benim bu burda ne ayak bakışları almam gayet normaldi yani. Ayaklarımı zorlayarak garip bakışlar eşliğinde içeri girdiğimde derin bir nefes aldım.İşte şimdi başlıyorduk. Sadece teyzeyi bulucak ve ona kendimi gösterip hatrını yaptıktan sonra bu korkunç ortamdan derhal ayrılıcaktım. Bahçedeki merdivenlerden yukarı çıkmaya başladığımda ağzımın hayretle açılmaması için büyük bir gayret sarfettim.Bahçedeki muhteşem dizayn..Havuzun etrafına davetliler için konmuş yuvarlak masalar..Biraz ilerde deniz manzarasına nazır bir çardak..Allah'ım herşey detayıyla düşünülmüştü ve gerçekten mükemmeldi. Ve bu muhteşem beyaz köşk..Belki teyzeyi gördükten sonra merakıma yenik düşüp biraz tur atardım.Birazcık... "Buraya ilk defa geldin sanırım." Kafamı sorunun nerden geldiğine bakmak için kaldırdığımda yan tarafta varlığını belli eden erkek gölgesiyle hızla başımı yere eğdim. "Hoş pek bu ortamların insanı gibi de durmuyorsun." Başımı onaylar bir biçimde iki cümlesi içinde salladığımda teyzenin yerini belki bilir düşüncesiyle dudaklarımı araladım. "Şey acaba teyze nerde? Yani pardon Neriman Kaplan diyecektim." Yüzüne pek bakmadığım ama soru sorarken gözümün kıyısıyla gördüğüm sarışın adam bir süre durdu. "Senin Neriman Kaplanla ne işin olur ki?" Aşağılarcasınamı yoksa gerçekten merak ettiği için mi soruyor bir türlü anlam veremediğim adamın yanında daha fazla oyalanmak istemediğim için gitmek için hamle yaptım. "Dur bir dakika gerçekten merak ettim.Sen Neriman Kaplanı nerden tanıyorsun?" Hesap vermek niyetinde olmadığım adam beni gitgide sinirlendirmeye başlamıştı. "Tanıyorum işte bir yerden beyefendi." Hayret bişey yaa!!Yani halk arasında öyle bir kavram vardı ki zenginler sadece zenginlerle tanışabilir kaynaşabilirdi.Sanki bu adam burdaki herkese Neriman teyzeyi nerden tanıyorsun diyordu.Sırf üzerimdeki kıyafetler yüzünden yada bir başkasını yaşadığı semt yüzünden bu muameleye maruz bırakan algıdan nefret ediyordum. Zaten adama gerek kalmadan ilerde gördüğüm Neriman Teyzeye doğru gülümseyerek yürümeye başladım. Yanına gidip sarıldığımda etraftaki insanların bu kızda kim fısıltılarını elbetteki umursamadım.Çünkü hayatım boyunca hiç bir zaman insanlar ne der diye yaşamamıştım. "Hüma hoşgeldin kızım.Emire gelmiycem demişsin.Neden öyle söyledin?" Pis ispiyoncu adam!!Yememiş içmemiş gelip yetiştirmiş.Sinirle baktığımda yine ifadesiz bakışlarıyla karşılaşmak beni yine ve yine ve yine elbette ki şaşırtmadı. Resmen babaannesini benden kıskanıyordu. "Ben açıkçası böyle ortamlara pek alışık değilim.Sizi üzmemek için geldim." Sözlerime karşılık "Öyle şey olurmu kızım.Bak Sevdada geldi.O şimdi seninle ilgilenir yalnız kalmazsın."dedi. Gözlerimi Teyzenin yanına gelen Sevdaya çevirdiğimde güzelliğiyle bir kez daha içimden maaşallah çektim.Giydiği abaye örttüğü şal o kadar çok ona yakışmıştı ki..Gerçekten abisiyle çok benziyordu. Allah huyunu benzetmesin! Hoşgeldin faslını atlatıp Sevdayla sarıldıktan sonra kendimi evlerinin içinde bulmuştum.Ama ne ev... Şaşkınlıkla gözlerimi etrafta gezdirirken ağzımdan çıkan "Vay Be" kelimesine engel olamadım. "İlk girene çok güzel gelir bizim ev.Ama hiç bir zaman mutluluk parada veya mekanda değilmiş ben bunu yaşayarak öğrendim Hüma." Annemin her zaman benim için söylediklerini yaşamış birinin ağzından duymak garip hissetmeme sebep oldu.Kim bilir sobasının üstünde kestane pişirip sokakları küf kokan mahallelerin duvarları arkasında yaşayan insanlardan bu tür yerlere göre daha çok kahkahalar duyuluyordu.Gerçek ve şen kahkahalar... Telefon melodisi sessiz ortama düşünce Sevda hiç ondan beklenmeyecek neşeli bir sesle konuşmaya başladı. "Geldinizmii?Tamam hemen geliyorum"deyip telaşla telefonu kapattı. "Hüma Ankaradan arkadaşlarım geldide.Onları karşılamaya gitmem lazım.Ama sen sakın bir yere ayrılma tamam mı?Görsen onlarda aynı senin gibi çok tatlı insanlar.Tanışmanızı istiyorum.Biz gelene kadar istediğin gibi takıl.Benim odam yukarda.İstersen orda bekleyebilirsin"diyen Sevdayı hevesini kırmamak için mecburen onayladım. Gitmeden lavobonun yerini öğrenip bizim salon kadar olan banyoda epey müddet oyalanasım geldi açıkçası.Abdest alıp müsait bir yer var mı diye bakınmaya başladığımda etrafta dolaşan hizmetçilerden yardım istedim.Bana gösterdikleri odaya geldiğimde hayretle ağzım açık kaldı.Hangi güzel akıl böyle düşündüyse benden kocaman bir aferin almıştı.Resmen kocaman bir şark odasıydı.Yerde ki minderler kitaplık bu evin lüks havasına zıt o kadar sıcak bir yerdiki insanın hep kalası geliyordu. Namazımı kılıp Sevda gelene kadar evde biraz daha dolanmaya karar verdim.Hem bahçeye çıkıp da o samimiyetsiz ortama tekrar girmek istemiyordum. Adımlarımı yukarki merdivenlere yönlendirip odalara bakınmaya başladım.İlk kapısını açtığım oda yatak odasıydı.Acaba Sevdanın odası hangisiydi? Karşıdaki kapıyı açtığımda gördüğüm manzara ister istemez bu odanın Emir Beye ait oluşunu düşünmeme sebep oldu. Siyah yatak..Siyah dolap..Gri kanepeler..Aynı şirket odası gibi.Lüks ama karanlığın ve kasvetin içinde kaybolmuş bir pahalılık. Yatağının yanındaki çekmecenin üstünde gördüğüm çerçeveyle adımlarım merakla içeri doğru yönlendi.Bir yandan deli gibi korkuyor bir yandan merakıma engel olamıyordum. Elimi aldığım resimle Emir Beyin son derece samimi gülümsediğini görmek şokla ve hayranlıkla ağzımın açılmasına sebep oldu.Sanki hiç derdi tasası yokmuş gülmek şimdi ki gibi ona zulüm değilmiş gibi..öyle samimi..öyle güzel..meğer gülünce gözleri kısılıyomuş onunda.Aynı babam gibi.. Onu bu kadar mutlu eden yanındaki adam kim diye gözlerimi resimde gezdirdiğimde aklıma gelen dehşetli sahneyle resmi nerdeyse elimden düşürüyordum. Ama bu Adam!!Bu adam.. Bu adam Emir Beyden tehdit aldığım dosyadaki öldürülen adamdı. Ne yani arkadaşımıydı?? Aklıma gelen sahnelerle korkuyla boştaki elimi kalbime götürtüğümde hızlanan ritmine karşı bir an önce bu odadan çıkmam gerektiğinin neyseki farkına vardım. "Senin bu odada ne işin var?" Ve artık herşey için geç kalınması.. Duyduğum sesle elimdeki çerçeveyi düşürdüğümde kırılan cam sesi  sessiz ortama gök gürültüsü gibi düştü.İşte şimdi bitmiştim. Hızla burda ne döndüğünü düşünen Emir Beyin bakışları yerdeki kırılan çerçevede duraksayınca aynı o günki gibi dehşetle karardı. Odanın kapısını çarpıp güçlü ve gürültülü adımlarla yanıma doğru geldiğinde gözlerimi telaşla bir kurtuluş yolu varmı diye etrafta gezdirmeye başladım. "SEN BENİM ÖZEL EŞYAMA NE HAKLA DOKUNURSUN LANN!!" Dibime gelen adamın sesi öyle bir yankılanmıştı ki odada kesin bahçede ki insanlarda duymuştu.Bağırmamış resmen kükremişti. Bu kez kolumdan tutup sarsmaya başlayınca korkuyla gözlerimi kapattım. "Sen benim başıma belamısın!!Neden her lanet olayın altından sen çıkıyorsun!!'" Kesinlikle soru sormuyordu.Ses tonu sanki seni öldürmem için neden bu kadar ısrar ediyorsun? der gibiydi. Ölmek istemiyorum Allah'ım!! Herşey bir anda olmuştu.Benim Emir Beyin kolundan kurtulmak için hamle yapmam onun ısrarla geçirmemeye çalışması ve takılıp yatağın üstüne düşmemiz... Ve ben şoktan sıyrılıp adamı üstümden kaldırıncaya kadar odaya birden doluşan insanlar.. "Emir Bey bu kız kim?Yoksa tabularınızı yıkıp hayatınıza birisini mi almaya karar verdiniz?Bu kız aşağıda Neriman Hanımla son derece samimi olan kız değil mi?.... Gözümde patlayan flaşlar..Sanki uyku ile uyanıklık arasındaki yakaza alemindeydim. Tek temennim gerçeğe değil kâbusa yakın bir yakaza olmasıydı.. Evet evet bunların hepsi bir kâbustu..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE