John kaşlarını çatmış sinirle kardeşinin peşinden çalışma odasına girmişti. “Neler oluyor Benedict açıklar mısın?!” diye sordu kapıyı kapatır kapatmaz. “O kız kim?” “Sana söyledim John. Bende bilmiyorum!” Benedict öfkeyle masanın üzerindeki brendi şişesinden bir içki almıştı. Koltuğuna kaba bir hareketle geçmiş, uzamış saçlarını arkaya eliyle tarayarak sesli bir nefes vermişti dışa doğru. “Ne demek bilmiyorum! Tanımadığın bir kızı niye eve getiriyorsun o zaman!” “Uzun hikaye,” diye homurdandı bu kez Benedict. John öfkeyle kahkaha atmıştı. Kardeşinin karşısındaki koltuğa geçti. “Benedict senin için endişeleniyorum,” dedi ciddi bir tonda. “Kaç gündür kendinde değilsin. Ya Düşmüş Meleklerdesin ya da bilmem hangi cehennemdesin! Babam desen çareyi arazileri teftişe çıkma bahanesiyle bura

