“Hadi domates uyan yola çıkmalıyız.” Tek gözümü açtım, Savaş karşımda durmuş yüzüme bakıyordu. Yerimden doğrulduğumda havanın ne kadar sıcak olduğunu fark ettim. Çok fazla terlemiştim ve yüzümden sular akıyordu. “Çok sıcak, su içmek istiyorum.” “Tamam, hadi kalk geyiği gördüğümüz yerde küçük bir su birikintisi vardı. Oradan içersin.” Çantamı sırtıma takarak kalktım ve Savaş’ı takip etmeye başladım. Su birikintisinin yanına geldiğimizde koşarak yanına gittim ve yüzümü yıkadım. Suyumu da içtikten sonra yansımama baktım. Saçlarım dağılmış, kirlenmiş ve kabarmıştı. Savaş’a baktım, yüzünde tek bir kir, saçlarında tek bir dağınıklık bile yoktu. Bunu nasıl başarabiliyordu? Ellerimi ıslatarak saçlarımı düzelttim. “Savaş sizin şu ülkenizde banyo yapma imkânım olur değil mi?” soru ağızımdan çık

