Bölüm 12: Beklenen Haber

1192 Kelimeler
Gün doğmadan önce hazırlanıp sessizce akademiden çıktı. Geçitte Lin’i görmeyi bekliyordu ama ona Şehrazad eşlik etti. Genç kadın Azriel ile onu odasına bıraktıkları halinden kesinlikle çok daha iyi görünüyordu. Réene aynı gecenin sabahına birkaç saatlik yetersiz bir uykudan kalktı. Yanıkları iyileşmiş sadece dikkat edilmedikçe fark edilmeyecek silik pembe lekeleri kalmıştı ve mental olarak da çok iyi görünüyordu. Réene ile sohbet ediyor dün geceki anormal saldırı hakkında durum değerlendirmesi yapıyordu. Şehrazad’a göre Eje’de bir sorun yoktu. Manayı kusursuz bir şekilde bükmüştü ve yaratıkların akademi sahasına efsunlanmasının halkayı kırdığını söylüyordu. Réene yol boyunca küçük poyraz esintisini mana ile sarıl sarmaladı. Dağılıp yok olmasından korkuyordu. Bir bebeği kollarında tutuyormuşçasına hassastı. Şehrazad Koi ve Şiva’nın aksine sinirlerini harap etmeyen büyüler seçiyordu ve Réene tüm yolculuk boyunca buna minnettar kaldı. Nihayet ağaçların arasından büyük uçurumu gören açıklığa çıktıklarında muhafız Mei’yi sınırda kendisini beklerken buldu. Bekçiler sorularına ısrarla cevap vermeyen askere bir hayli öfkelenmişlerdi ve Réene’yi beklediğini duyunca bir an önce gitmesine izin verdiler. Réene’yi karşıya geçiren büyücü ketumdu ve günler önceki büyücü ile karşılaştırıldığında kaba sayılabilirdi. Ama Réene bunu dert etmedi. Büyücülerden zaten hiç haz etmiyordu. Büyücülüğün saygınlığına kara çalan o kadar çok yoldan çıkmış büyücü vardı ki. Mei Hanımını sınırdan teslim alınca hızla araçlarına doğru ilerlediler. “Hoş geldiniz hanımım.” Dedi Mei. Réene yanındaki kadına bir bakış atıp yoluna devam etti. “Hoş buldum Mei.” “Herhangi bir haber var mı?” diye sordu. “Newa’dan mektubunuz var” Dedi Mei. Réene’nin bakışları hızla kendisine dönünce kadın deri korsesinin altına sakladığı mektubu çıkardı. Manası bile bu güzel haberle Mei’nin omuzlarını okşayarak saçlarına küçük öpücükler kondurmuştu. “Hemen okumak istersiniz diye düşündüm.” Dedi Mei gülümseyerek. Réene Hızla mektubu alıp aceleyle adam mührünü kırarak açtı. Küçük kağıtta düzgün el yazısı ile şunlar yazılmıştı: “Sevgili Parzaki idası ve müstakbel eşimin sevili ablası Réene İdil Swarovski’ye, Sevgili Adrién ve Felix’in gelişiyle birlikte nikah gününe sonunda karar vermiş olduğumuzu sevinçle bildiriyorum. Mektubun elinize ulaşması ve acil işlerinizi yolunuza koymanız için erkenden yazıyorum. Nikah için son dördü akşamından iki gün sonraya karar verdik. Birkaç gününüzü bizimle Newa’da geçirmenizi umuyoruz. Kardeşiniz Adrién ve ben bizi ziyaretinizle şereflendirirseniz çok mutluluk duyarız. Sevgi ve saygılarımla Newa idası, Marinka Mjolnir Not: Adrién adayı seveceğinizi umuyor.” Adrién’den haber alabilmenin sevincini belli etmemeye çalışarak yoluna devam etti ve iki kadın o andan sonra sessizlik içinde yollarına devam ettiler. Parlak zırhları güneş ışığında parlayan askerler Réene’yi görür görmez hazır ola geçtiler. Dokuz asker aynı anda hanımlarına reverans yaparken genç kadın karşılarında adımlarını durdurdu. “Herhangi bir sorun var mı?” diye sordu askerlere hitaben. “Varlığınıza minnettarız hanımım.” Dedi Mei. Réene askerlerde gözlerini gezdirip başıyla selamlarını aldı. “Gidelim.” Diyerek araca bindi. Réene ne zaman ki araca bindi ve Swarovski’nin emanetini muhafızdan teslim aldı işte o zaman rahat bir nefes alarak gözlerini yumdu. Saatler sürecek olan yolculuğun bir an önce bitmesini ve Parzaki’ye ulaşmayı umuyordu. Gün batımının ardından ayın silik silueti lila rengi gökte kendini belli ederken at arabası üçüncü kez durdu. Parzaki’nin girişinden beri coşkuyla şahlanan manası yalıya ulaştıkları zaman güçlü bir rüzgarla hanımının gelişini duyurdu. Mei araçtan inip annesi Mina’nın yanında hazır ol pozisyonu alarak araçtan inen Réene’yi karşıladı. Atlarından inen askerlerde diğer tarafta hazır ol pozisyonu almış doğruca karşıya bakıyorlardı. Baş kahya kendisini merdivenlerin hemen önünde bekliyordu. “Hoş geldiniz hanımım.” Dedi Benjamin. Benjamin’in endişeli bakışları eşliğinde merdivenleri çıkarken peşinden gelen yaşlı adamın gergin sesini duydu. “Blaton idası, Hilal Moss Agate iki gün önce ziyaretinize geldi.” Dedi Benjamin. Réene duyduğu cümle ile adımını attığı basamakta doğrulup derin bir nefes aldı. “Nerde olduğumu sordu mu?” diye mırıldandı Réene. “Bilmediğimi söyledim.” Dedi yaşlı adam. Réene sırtını dikleştirip ağır adımlarla yoluna devam etti. Göz ucuyla ayaklarının altındaki Parzaki haritasına bakarak üst kata çıkan gösterişli merdivenlere ilerledi. Benjamin peşinde iki muhafız ve genç bir kızın olduğu küçük bir grupla sessizce hanımını takip etti. “Bu arada hanımım…” dedi Benjamin. “Yine ne var?” dedi Réene sıkıntılı nefesini vererek. “Nuit mittası Angela Tita size bunu yolladı.” Dedi ve koyu kırmızı bir zarf uzattı. Réene zarfı açarak odasına doğru ilerledi. Zarfın içinden çıkan kağıtta şunlar yazılıydı. “Çok yüce hanımım Réene İdil Swarovski’ye, Geçtiğimiz günlerde, üçüncü kızım Kira’nın kutsal annelerimiz gibi ilk kez çiçek açarak genç kızlığa adım attığını büyük bir mutlulukla bildiriyorum. Nuit toprakları bereketleniyor. Önümüzdeki ilk yeni ayda küçük kadınımız için Nuit şatosunda düzenlenecek olan kutsal kadınlar şenliğinde, annemiz olarak küçük kadınımızı kutsamanızdan onur duyarız. Swarovski çok yaşasın.” Mektubu ve zarfı Benjamin’e uzatarak odasının kapısını açtı. Réene muhafızları ve Benjamin’i kapıda bırakarak odaya girdiğinde genç kız dikkatlice omuzlarındaki pelerini aldı. Genç kız pelerinin sağ yakasındaki aile armasını dikkatle büyük tuvalet masasında bekleyen kutusuna yerleştirip çekmeceyi kapattı. Réene üstündeki tuniğin düğmelerini yarıya kadar açtıktan sonra sabırsızlıkla eteklerinden tutup çıkardı ve çizmeleriyle pantolonunun üstüne atarak banyoya yöneldi. “Buraya gel.” Dedi kıza hitaben. Genç kız kucağındaki kıyafetleri banyonun girişinde yere bırakarak suya giren hanımının peşinden gitti. Réene sıcak suya tamamen girdiğinde genç kız hanımının peşinden eteklerini toplayarak havuzun kenarına çöktü. Réene kıza gelişi güzel bir bakış attıktan sonra suyun içine biraz daha gömüldü. “Elçiler döndü mü?” diye sordu Réene. Kız Réene’in saçlarını iyice suya daldırdı. “Büyük bir kısmı… Kuzey topraklarından hala haber yok.” Dedi genç kız. Parmaklarıyla Réene’nin kafa derisine masaj yaparak. “Hala bize sadık dostlarımız var mı?” diye sordu Réene sıkıntıyla. “Gambu idası Dolunay Grübchen gülü alıp pencere önünde suya koymuş.” Dedi genç kız. Réene bunu tahmin ediyordu. Genç avuçlarıyla ıslanmayan yerleri dikkatle ıslattı. Su damlalarının hanımının yüzüne gelmemesine özellikle dikkat ediyordu. “Sappho idası Veronika Heilm gülü alıp bahçesinden taze bir gül göndermiş.” Dedi genç kız. Morumsu böğürtlen kokusu aldığı sabunla saçlarını köpürtmeye başladı. “Hilal hanım nasıldı?” diye sordu gözlerini yumarak. Genç kız köpüren saçlarının arasından parmaklarını daldırarak saç diplerini köpürtmeye çalışıyordu e bu Réene’yi öyle rahatlatıyordu ki. “Geldiğinde çok sinirliydi bekledikçe daha çok sinirlendi.” Dedi Kız omuzlarını ovarken gözlerini açıp karşındaki manzarayı izledi. Réene suda geriye doğru yatarken kolunu kıza uzattı. Genç kız elindeki çiçek kokuları gelen lifle hanımının kolunu yumuşak hareketlerle köpürterek ovmaya başladı. “Peki Dewa?” diye sordu Réene. “Dewa hanım gidişinizin ertesi sabahı geldiler hanımım.” Dedi kız. Genç kızın elleri sol kolundan kayıp ellerini ovaladı. “Yalnız mı geldi?” diye sordu Réene. “Evet hanımım.” Diyerek onayladı kız. “Çocuktan ya da adamdan haber var mı?” Diye sordu Réene merakla. “Adamın dadya olduğunu duydum. Rounhi de yaşıyormuş. Orada okul yok bildiğim kadarıyla ya hekim ya da valilikte çalışan basit bir memur.” Dedi genç kız ses tonunu hiç bozmadan. “Hımm. Adamı hiç resmini gördün mü?” diye sordu Réene. Genç kız başını iki yana sallayarak yanıtladı hanımını. “Dewa hanım, ne resim ne mektup… Saç teli bile getirmez.” “Bir şey duydun mu?” diye sordu Réene. Bakışlarını kıza çevirip basamaklardan birine oturdu. Réene’nin çıplaklığından utanan kız yanaklarına oturan pembelikle sırtını ovalarken cevap verdi. “Hilal hanım, Adrién beyin nişanı hususunda kendisine danışılmadığı için öfkeliydi. Dewa hanım kendisini, sizin her şeyin en iyisini bildiğinizi söyleyerek sakinleştirdi.” Dedi. Réene aldığı cevaptan memnun, zihninde pek çok düşünce ile kendini genç kızın ellerine maharetli ellerine bıraktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE