"Günaydın savcım." "Günaydın yüzbaşı." "Yerimden kıpırdarsam sanki rüyamdan uyanacak gibiyim. Bu gördüğümün rüya olmadığını anlamam için senin burada bir şey yapman gerekiyor yaprak göz." "Seni inandırmak zorunda mıyım?" "Vallahi zorundasın. Yoksa sonrasında olacaklara ben karışmam." "Allah Allah. Devletin şerefli savcısını tehdit ediyorsun demek." "Haşa ne tehdidi. Biz devletin şerefli askerleri asla boş yapmayız. " "Senin bunun rüya olmadığına inanman için ne yapsak acaba? Şöyle bir öpsek mi yanaktan?" "Senin o dediğin uyandırmaz, anca gıdıklar. Az daha düşün bakayım, sanki gelecek aklına bir şeyler." Mihriban'ın dudaklarından dökülen nadir gülüşlerden birine daha şahit olmuştu. Ömrü hayatında uyandığı en güzide sabah bu olabilirdi. Ancak genç kadına belli etmese de, gece yattığ

