Konu uzadıkça uzuyordu. İkisi de saatin nasıl geçtiğini anlamadı. Birbirlerinde keşfettikleri şey şuydu: İkisi de yirmili yaşlarındayd ama kırklı yaşları devirmiş insanların olgunluğu ile konuşuyorlardi. ikisi de tecrübe devinimden geçmişti ama tek handikapları inti hara yenilmiş olmalarıydı. Bunu bir eksik, bir hata olarak görüyor ve o eksiklerini, yaralarını, açıklarını çabucak sarıp hemen olgun laşmaya, kapatmaya çalışarak örtmeye çabalıyorlardı. İkisi de aşk ve ölüm yaralısıydı. Biri aldatılmış, diğeri terk edilmişti. Ve hepsin den önemlisi ikisi de bunların hiçbirini hak etmeyen iyi insanlardı. Yemeklerini bitirdiklerinde masaya meyve gelmişti. Zaman ilerliyordu. Derya'nın annesi üç defa aramıştı kızını. Derya her seferinde merak etmemesini söylemişti. Birazdan kalkacaklardı. iki far

