Yine, yeniden bir pazartesi sabahı, şubat ayına göre hava son derece güzeldi. Hafif bir serinlik hâlâ vardı ama bu, içimi ferahlatmaya yetiyordu. İşe gitmediğim bir haftanın verdiği rahatlık, dün gece itibariyle içimde bir sıkıntıya dönüşmüştü. Tüm o boşluk, dinlenme hissi, birden sabah işe dönme zorunluluğu ile karışmıştı. Her ne kadar Yiğit Bey’in onayı ile yeniden işe başlamaya gelmiş olsam da, iş yerinde içeri alınmamam ihtimali de kafamın bir köşesinde duruyordu. Yani izin yaptığım zamanlarda içten içe, işten çıkarılabileceğim düşüncesiyle, kaygı içinde evde günleri geçirmiştim. Gösterişli binaya girdiğimde, üzerinde adımı yazan kartı gözlerimi kapatarak güvenlik sistemine okuttum. Bir an, sistemin “geçiş reddedildi” şeklinde bir uyarı vereceğinden korktum ama… Oh! Şükürler olsun, hi

