2/Bana annenin gençliğini hatırlattı.

1202 Kelimeler
Asansörle plazanın en üst katına geldiğinde derin bir nefes alarak koridora doğru büyük bir adım attı. Burası, yani katın tamamı, babasına aitti. Muhteşem bir manzaraya sahip, kocaman bir ofis, aşağıdaki ofislerin her birinden daha geniş bir sekreterya ve iki büyük toplantı odasıyla bir konferans salonu, tamamen Aslan Nedim Saygın'ın işleri için ayrılmıştı. Boştaki ellerini sallayarak babasının ofisine doğru yürürken koltuğunda gözlerini projektör gibi üzerine diken Sıla'ya kaçamak bir bakış atıp konuşmasına fırsat vermeden cam kapıyı aralayarak içeri girdi. Ofisinin zemininde görmeye alışık olmadığı bir çift spor ayakkabıyı fark ettiğinde başını kaldırarak Nefes'le göz göze geldi Aslan. "Toplantı için seni bekliyoruz baba." Aslan onu ulaşılmaz gösteren devasa, deri koltuğundan kalkarak ofisin ortasına doğru yürüdü. Ceketinin önünü iliklerken eliyle karşılıklı duran koltukları göstererek "Otur biraz, Nefes," diye karşılık verdi. Ne olup bittiğini anlamaya çalışarak kaşlarını çatarken babasının gösterdiği koltuklardan birine oturdu genç adam. "Baba," derken ses tonunu sabit tutmak için hatrı sayılır bir çaba harcaması gerekmişti. "Kötü bir şey mi oldu?" "Dünkü toplantıda Hande denilen o kızla yaptığın konuşmadan haberdarım." Nefes, Aslan'ı kızdırma ihtimalini göze alarak umursamazca omuz silkti. Küçük, kibirli bir kız çocuğuna haddini bildirdiği için özür dileyecek değildi. Ela gözlerini gölgeleyen bir meydan okumayla kaşlarını havalandırdı. "Hak etmişti." Aslan güldü. "Hoşuma gitmediğini söylemedim." "O zaman?" "Bu proje kapsamında onunla çalışmanı istiyorum." Babasının işle ilgili kararlarının sorgulanmasından hoşlanmadığını bilmesine rağmen "Baba," diyerek itiraz edecek oldu. Elini hızla kaldırarak Nefes'i susturdu Aslan. Oğlunun dün yaptıklarını desteklemiyor değildi, aksine duyduğunda son derece memnun olmuştu. Nefes genelde umursamaz davranır, çoğu şeyi ciddiye almazdı ancak onu kelimenin tam anlamıyla bir Saygın yapan yanlarına herhangi bir saldırı ya da ima söz konusu olduğunda anlaşılan o ki işler değişiyordu. Kızın, Nefes'i, proje için yeterli olup olmadığını ya da mesleği hakkında dün ortaya koyduğu tavır iyi niyetli bir sorgulamadan ziyade küstahça bir saldırıydı, üstelik kimsenin haddi de değildi ve Ekin Nefes Saygın tarafından tam olarak bozguna uğratılmıştı. Yine de iyi bir patron ve tüm o öğrencilerin hayranlık duyduğu başarılı bir mimar olmanın öncelikli kuralı, profesyonel düşünmekti. Bu nedenle, Nefes'le kız arasındaki gerginliğin projeye bir zarar vermeyeceğinden emin olmalıydı. Bunu da kendi yöntemleriyle yapmalıydı. "Dün olanlar konusunda, haksız olduğunu düşünmüyorum Nefes." Tam bu noktada durup bundan sonra söyleyeceklerinin önemini vurgulamak istercesine oğlunun gözlerinin içine baktı. "Ama sana saygı duymalarını istiyorsan, bunu yapmalısın. Dünkü meseleyi aşıp yoluna bakmalısın. " Nefes bir işe yaramayacağını bilse de itiraz etti. "Bana zaten saygı duyuyorlar." Aslan kaşlarını kaldırarak acımasızca Nefes'e meydan okudu. "Benim oğlum olduğun için..." "Baba..." "Sana Ekin Nefes Saygın olarak da saygı duymalarını istiyorsan dediğimi yapmak zorundasın." Genç adam sonunda pes ederek omuzlarını düşürdü. Babasına hak vermiyor değildi ancak bu proje için yaptığı plan, kesinlikle şu an kabullendiği şey değildi. Dün Yasemin'e numarasını vermişti, aramasını bekliyordu. Görünen o ki daha da bekleyecek gibiydi. Bu proje boyunca birlikte çalışarak aralarındaki samimiyeti ilerletmeyi ummadığını söylese yalan söylemiş olurdu. Aklından geçen düşüncelerle babasına kirpiklerinin arasından kaçamak bir bakış atarak "Başka planlarım vardı," diye itiraz etti. Aslan koltuğa otururken açtığı düğmesi yeniden ilikleyerek ceketini düzeltirken "Şu sarışın kız mı?" diye sordu. "Neydi adı?" Düşünerek geçirdiği bir andan sonra "Yasemin," diye devam etti, Nefes'e muzip bir bakış atarak elini omzuna attı. Aradaki mesafeyi kapatırken elini, adamın üzerinde bir çift melek kanadı bulunan ensesine yerleştirerek derin bir sesle mırıldandı. "Hali tavrı bana annenin gençliğini hatırlattı." Nefes gözlerini isyanla irileştirerek babasına baktı. "Baba, Allah aşkına, gece gizlice evime girip beni uykumdan falan mı konuşturuyorsun?" Ciddi ciddi cevap beklediği saniyeler Aslan'ın kayıtsızca omuz silkmesiyle son bulurken "Tüm bunları nereden öğreniyorsun?" diyerek yeniden şansını denedi. Aslan açtığı kapıdan geçip yanına gelmesi için Nefes'i beklerken gülerek omuzlarını kaldırdı. "Sana sırlarımı açacak değilim, Ekin." Ne zaman daha çok sinir etmek istese adama Ekin diye seslenirdi. "Ama bil diye söylüyorum, burada yaprak kıpırdasa benim haberim olur." "Onu fark ettim." Asansöre binerken göz ucuyla Nefes'in vereceği tepkileri takip ederek "Aramadı mı daha?" diye sordu. Nefes dehşete düşmüş gibi kocaman açtığı gözleriyle babasına baktı. "Yok ama artık!" Toplantıda çalışma takvimi, iş dağılımı, birlikte çalışacak gruplarla birlikte bir sürü gereksiz şey de konuşulduktan sonra odadaki herkesi kendine son derece hayran bıraktığının farkında olduğunu anlatır biçimde gülümsedi Aslan. Alışkanlık haline getirdiği üzere ceketinin düğmesini ilikleyerek ayaklanırken "İyi çalışmalar," diledi ve ardından ekledi. "Sormak istediğiniz bir şey olursa ofisime gelebilirsiniz." Toplantı bu sözlerle son bulurken birer ikişer dışarı çıkan insanları izleyerek koltuğuna yaslandı Nefes. Yasemin çıkmak için acele etmedikçe onun da acele etmesini gerektirecek bir şey yoktu. Dün yaptığıyla kızı etkilediğini biliyordu. Bu kızın, onu hiç gözünün yaşına bakmadan süründüreceğini de biliyordu. Halinden şikayetçi değildi ancak Yasemin'in, onun Hande'yle çalışacak olmasından rahatsızlık duyduğunu tahmin edebiliyordu. Bugün birkaç kez kızın kaçamak bakışlarını üzerinde hissetmişti ve diğer iki seferden farklı olarak bu sefer Yasemin ona gülümsememişti. Bu durum tarifi zor bir duygunun kalbine derin bir şekilde tırnağını geçirmesine neden olmuştu. Ruhunda sürekli, rahatsız edici bir tırmalanma hissediyordu. Tüm bunların ne anlama geldiğini de Yasemin'le birlikte bulmak istiyordu. Birbirlerinden, çevrelerini ateşe verecek kadar etkilendikleri ortadaydı. Nefes zeki bir adamdı; kaldı ki aptal bile olsa, Yasemin'in davranışlarının altındaki gizli mesajları anlamak zor değildi. Bu, bir kadın ve erkek arasında, asırlara dayanan bir iletişim biçimiydi. Üstelik istediği - şimdilik - sadece kızı biraz daha yakından tanımaktı. Yasemin'in ayağa kalktığını görünce o da ayaklanıp peşine takıldı. Yasemin bugün yalnızdı, dünkü kız yanında değildi ancak şansına asansör normal bir konuşma yapamayacakları kadar kalabalıktı. Hafifçe eğilerek başını Yasemin'in saçlarının arasına sakladıktan sonra "Bil diye söylüyorum," diye fısıldadı. Kızın irkilerek bakışlarını ona çevirdiğini fark ettiğinde umursamazca kaşlarını havalandırarak dudaklarını ısırdı. "Oldukça sabırlı biriyimdir." Başını, ensesine vuran sıcak nefesin üzerindeki etkisiyle ürpererek iki yana sallarken, adamın ağzını kapatıp konuşmasını engellemek için duyduğu ihtiyaçla Nefes'in bileğinden yakaladı. Başını hafifçe çevirip devam etmemesi için kaşlarını çatarak sessizce rica ederken, neredeyse adamla el ele tutuştuğunu ancak fark edip kıpırdandı. Ancak elini çekmesi, Nefes'in yumuşak ama kararlı tutuşu nedeniyle mümkün olmadı. Asansördeki kalabalığa kararsız bir bakış atarken direnmeyi bıraktı Yasemin. Birkaç saniye daha el ele olmalarında herhangi bir sakınca görmüyordu. Üstelik adama dokunmak, teninde kelebekler kanat çırpıyormuş gibi hissetmesine neden oluyordu. Gülüşünü gizlemek istercesine dudaklarını ısırdı. Başını çevirip Nefes'e bakmak için duyduğu isteği bastırmaya çalışarak iç çekti. Babasının yanında adamla bakışmak istemediği için toplantı boyunca kafasını kaldıramamıştı. Sonunda plazadan dışarı çıktıklarında ellerini, kadife bir kelepçe gibi bileğine dolanan parmaklardan kurtararak Nefes'in karşısına geçti. Ancak ne diyeceğini bilemediği için öylece adamın gözlerine bakmaya başladı. Sanki ilahi bir el kainatın minyatür halini tutup Nefes'in göz bebeklerine koymuştu, baktıkça derinliğinde kayboluyordu. Neden sonra adamın gülümseyerek başını yere eğdiğini fark etti. "Bana böyle bakarsan sabaha kadar burada dikilmeye devam ederiz." "Ne?" Nefes konuşmak için Yasemin'le göz göze gelmeyi bekledi. "Bir yerde oturup konuşalım." Kızın cevap vermesine fırsat tanımadan devam etti. "Ya da dilediğin kadar bakışırız." Yasemin adamın eğlenerek kurduğu cümleleri gözlerine dalıp gittiği için anlamakta güçlük çekti. Anladığında ise gözlerini kıstığı bir andan sonra omuz silkerek "Olmaz," diye cevap verdi. Nefes'in birden hayal kırıklığıyla gölgelenen bal rengi gözlerini gördüğünde kendini kötü hissederek açıklamaya başladı. "Akşam ailecek katılmamız gereken bir yer var." Başını sallayarak sessizce onay verdikten sonra birkaç adımla arabasının kapısını açtı Nefes. "Gel, seni gideceğin yere götüreyim." Tereddütle durduğu yerde sallandı Yasemin. "Eve gideceğim." "Tamam, gel." Arabaya bindiklerinde düzgün parmaklarıyla direksiyonda ritm tutarken "El yazımı beğendin mi?" diye mırıldandı. Yasemin adamın ima ettiği şeyi anlayarak gülümsedi. "Gayet okunaklıydı." "Sevindim," dedikten sonra kararsızca dudağını yalayarak Yasemin'e kaçamak bir bakış attı Nefes. "Aramadın, neden?" "Seni aramamı beklediğini bilmek, hoşuma gidiyor."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE