Polis departmanındaki herkes bir birinin yüzüne bakarak olayı anlamaya çalışıyordu. Ortada bir soygun vardı fakat halka açıklama bile yapılmamıştı. Ne söyleyeceklerini bile bilmiyordular. Bir düzine insan kalabalığına karışan suçlunun olması ortalığı daha da fena karıştıracaktı.
Komiser rehinelerin fotoğraflarının asılı olduğu duvara çevirdi gözlerini. Onlara şimdilik yardım edemediği için kendisini hiç olmadığı kadar suçlu hissediyordu. Acaba şu anda ne yapıyordular?
____
"Despacito ne salak herif? Başka zil sesi mi bulamadın?"
Ron fısıltıyla sarhoş arkadaşı dürttü.
"Ne var, çok seviyorum bu şarkıyı."
Az önce kafasına soğuk su tutulduğu için ayılmıştı az da olsa.
"Şu anda çalıştığımız yeri soyuyorlar, muhtemelen soygun bittiğinde ya ölmüş ya da işsiz bireyler olarak hayatımıza devam edeceğiz ve siz telefon müziğini mi tartışıyor sunuz?"
Mia elindeki boş su şişesiyle her ikisini patakladı.
"Vay be, demek ciddi ciddi soyuluyoruz ha?"
"Keşke senin yaptığın şakalardan birisi olsa bu Ron."
James ses tonundaki hayal kırıklığıyla kravatını tamamen açarak kenara bıraktı.
"Bir de içeriden adam tutmuş zeki herif."
Karşı taraftan onları dinleyen Ned sohbete karıştı.
"Tıpkı Truva Atı hikayesi gibi. Odysseusun Truva surlarını aşmak ve Troya'ya gizlice girmek için tahtadan yaptırdığı at maketi. Ne strateji ama?"
Herkes kaşlarını çatarak şu an için gereksiz görünen bu kısa bilgiye odaklandı.
"Atı bırak, bunlardan olsa olsa truva iti olur."
Kalabalık arasında gülüşme sesleri duyuldu. Kısa süre sonra dolu bir su şişesi bu cümlenin sahibinin kafasına nişan etmişti. Bu sefer şişeyi atan James'e döndüler.
"Doğru konuş!"
Adam kafasını kaşıyarak önüne döndü.
"Veronica'dan hoşlandığı için laf da söyletmiyor.. Görüyor musun?"
Ron gizlice Mia'nın kulağına fısıldadı.
"Ron, benim tek gördüğüm şey James'in çok iyi bir atıcı olması."
Mia'nın ne demek istediğini anlamış olacak ki sakince önüne döndü. Topukluların zeminde bıraktığı tok sesin ardından Veronica gözükmüştü.
"James, gidelim."
James, oturduğu yerden ağır ağır kafasını kaldırarak ona baktı. Bu soygunda payı olduğunu düşünecek en son insan Veronica'ydı. Eliyle yerden destek alarak ayağa kalktı.
"Bizleri açlıktan öldürmeyecek siniz değil mi?"
Rehinelerin arasından sorulan soruyla Veronica geriye döndü.
"Merak etmeyin, açlıktan ölecek kadar çok kalmayacaksınız burada."
Dedi ve hızlı adımlarla ordan uzaklaştı. Ortaya çöken sessizlik herkesin sinirlerini daha çok yıpratıyordu. Ortada dolaşan maskelinin adımları müdürün önüne geldiği zaman durdu. Vinny korkak bakışlarını yukarı kaldırdı.
"Evet, balık hafızalı Vinny Pooh. Bakalım kasan açıldığı zaman da böyle rahat şekilde otura bilecek misin?"
"A-ma ben hatırlamadığımı söy-"
"Haklısın, düşüp olmayan beynini sarstığın için salakça bir itirafta bulundun. Fakat ne yazık ki sağ kolun sayılan James'in senin şifrelerini bildiğinden haberim var."
Gerilim tekrar arttığında insanların gözlerindeki merak kıvılcımı tekrar görünmüştü. Bu talihsizlikleri yaşadıkları için müdürün kasasını bir karşılık olarak görüyorlardı. Peki ya oradaki öğrenmemeleri gereken bir şeyse o zaman ne olacaktı?!