2 - Anlaşma

2865 Kelimeler
Uzandığım yerde sola doğru döndüğümde bir şeylerin ters ya da yanlış gittiğini anlamıştım. Acaba dün gece çok içip yine birilerine saldırıdan nezarette alınmış olabilir miydim? Barda içip bir kızın kafasına topuklu geçirdiğim gece gibi bir şey yaşanmış olabilir miydi? Çünkü farklı bir yerde uyuyordum. Bir kere daha sağa doğru döndüğümde fark etmiştim ki Hayır olamazdı çünkü bu yatak kuş tüyünden yapılmış kadar rahattı. Korkuyla titreşen göz kapaklarımı araladım. BURASI NERESİYDİ VE ÜSTÜMDE NEDEN ERKEK KIYAFETLERİ VARDI? Eee İdil hanım dün gece yediğiniz hurmalar bugün karnınızı tırmalar. Ben dün gece hurma falan yememiştim, yani umarım yememişimdir lütfen bir şey yememiş olayım. Skandala bak 2 gün sonra düğünüm var ve ben çok sarhoş olduğum gecenin sabahı başka bir evde başka kıyafetlerle uyandım! Atlas'ın haberi olsa ne tepki verir acaba? Kızar mı ki? Ne boklar yedim ben of ölmek istiyorum şu an! Ben kara kara düşünürken ayak sesleri duydum, burnumu çekerek üstümdeki eşofman alt ve tişörte baktım. Bana 10 beden falan büyüklerdi muhtemelen bir erkeğe aitlerdi ayyy sus erkek falan yok Tam ağlayacakken kapı açıldı ve içeriye burada görmeyi en son istediğim kişi olan nişanlım Atlas girdi. Nişanı atmaya gelmişti, güzel simdi ölmezsem babam beni öldürecekti o öldürmesede düşmanlarımız öldürecekti. "Atlas yemin ederim hiçbir şey hatırlamıyorum burası kimin evi bilmiyorum bile. Acaba o barmen içkime ilaç atıp beni evine mi getirdi? Yok o böyle zengin bir yerde yaşayamaz yani demek istediğim en son barda içiyordum sonra duygu boş boş konuştu sinirlendim barmen vardı benle flört ediyordu ben-" "İdil, Ne konuştun sabah sabah ya kafamı siktin yemin ederim Bi sus ya içki falan içme sen sabah hiç çekilmiyorsun çünkü " dedi niye kızmıştı ki şimdi ne demiştim sanki. Hem niye sorgulamıyordu. Üstünde de eşofmanları vardı zaten İDİL KIZIM ATLAS HAKLI SEN BİR DAHA ICME KAFAN ÇALIŞMIYOR ÇÜNKÜ. ATLAS'IN EVİ BURASI ANLASANA Yaşadığım aydınlanma ile rahatlamıştım biraz tam oh çekecekken aklıma burada ne işim olduğu geldi " BENİM BURADA NE İŞİM VAR ATLAS!" diye bağırmamla yüzünü buruşturdu "Sabah sabah ne bağırıyorsun ya elini yüzünü yıka kahvaltı edelim" bu ne rahatlık ya bu nasıl bir karakter ben anlamıyorum ki "Açıkla" Dedim yerimden kıpırtamayarak "şu an hiçbir şey açıklamayacağım elini yüzünü yıka yemek yiyelim bunları yaptıktan sonra da kendine gelip rezilliğini hatırlamazsan anlatırım" dedi. Şimdiye kadar kurduğu en uzun cümleydi "Ben sarhoşken yattık mi atlas?". Dedim Kaşlarını kaldırıp bana inanamıyormuş gibi baktı " sarhoş kadından yararlanacak birisi degilim. Çok merak ediyorsan üstünü yardımcılarımdan birisi değiştirdi" sesi sertleşmişti ve kaşları çatılmıştı. "Yemek falan yemiyorum. Eve gideceğim ben!" "Senin evin burası artık bir yere gitmiyorsun" BU ADAM ŞAKA MIYDI!? "Farkında mısın bilmiyorum ama evli değiliz Atlas." "Bana ait olman için evliliğe gerek yok babanın imzaladığı anlaşma yeterli ama cokta üzülme bu akşam evleniyoruz zaten" İkimizde birbirimize nefretle bakıyorduk işte gerçek yüzeye çıkmıştı. Birbirimizi takmıyor gibi davransakta olayı şakaya vursakta gülümsemeye çalışsakta gerçek oradaydı. Birbirimizden hiç hoşlanmadığımız gerçeği. İnkar edilemeyecek bir diğer gerçek ise o ne zaman benden sıkılıp boşanmaya karar verirse o zaman bitecekti bu esaretim. "Çık dışarı yalnız kalmak istiyorum!" dedim sinirle ama o dışarı çıkmak yerine üzerime doğru yürümeye başladı. "artık yalnız kalamazsın Karıcığım, benimle evleniyorsun çünkü. Tekrar ettirme bana kahvaltı hazır aşağıda seni bekliyorum" dedi ve kapıya yöneldi Sonra geri dönüp dibime kadar girip sağ elini cebine atıp bir şey çıkardı "Unutmadan söyleyeyim, " Elindeki yüzüğü avucuma koydu ve konuşmaya devam etti " bu yüzüğü bir daha çıkarmayacaksın" dedi. Ne zaman çıkarmıştım ki? Evet duygu boş boğazlık yapmaya başladığında çıkarıp çantama atmıştım. "Bana. Emir. Vermeyi. Kes!" dedim tıslayarak. Yüzüğü bıraktığı avucumu hala eliyle tutuyordu. Parmaklarını bileğime dolayıp beni kendine doğru çekti. Kulağıma doğru eğilip ; "Ben senden sıkılana kadar bu böyle İdil Çakır, pardon Kanık. Sonuçta 6 saat sonra Kanık olacaksın." Dolan gözlerim ile yüzüne bakmaya devam ettim bıraksalar sonsuza kadar gözlerine nefret ile bakabildim ama o beni bıraktı, geri çekildi ve odanın kapısına doğru yürüdü, kapıyı açıp arkasını dönmeden tekrar konuştu " Elini yüzünü yıka ve yemeğe in Karıcığım" dedi ve dışarı çıktı. Sinirle yatağa çöktüm ellerimi başımın arasına aldım. Nefes alamıyorum, almak istemiyordum da zaten. Ben bu hallere düşecek kız mıydım!? Sakinleşince kalkıp elimi yüzümü yıkadım ve dün geceyi hatırlamaya çalıştım. Barmen ile konuşurken Atlas gelip beni dışarı çıkarmıştı en son bunları hatırlıyordum gerisi karanlıktı. Histen ibaretti. Beni kucağına almış miydi yoksa hayal mi görmüştüm? Kokusu üzerimdeydi sanki. Tabii ki üzerinde olacak adamın kıyafetlerini giyiyorsun! İç sesime hak vererek odadan dışarıya çıktım. Evi bizim evin yaklaşık 5 katı falandı bildiğin saraydı! Sosyeteyi buraya davet edip beş çayı yapmalısın kızım! Merdivenin ucunda beni bekleyen orta yaşlarda bir kadın duruyordu bana gülümseyip "Günaydın İdil Hanım, Atlas bey bahçede kahvaltı ediyor size eşlik edeyim" dedi. "Teşekkür ederim." dedim sadece ve arkasından yürümeye başladım. Bahçeye çıktığımızda bir an Topkapı sarayının bahçesinde sandım kendimi. Çok büyüktü ağaçlar ve çiçekler canlıydı ormanın daha bakımlı haliydi. Sağ tarafta büyük bir havuz vardı. Sonunda bu evde sevebileceğim bir şey! Masada Atlas'in çaprazına oturdum ve sessizce tabağımı doldurmaya başladım. "Bir şey demeyecek misin?" dedi kahvesini dudaklarına götürürken. Yüzüne bile bakmadan "konuşacak bir şey bıraktın mı?" dedim. "Sen hep konuşacak bir şeyler bulursun. Neden bugün evleniyoruz, neden beni buraya getirdin beni ya da o güzel kafanı kurcalayan diğer sorulardan sormayacak mısın?" diye sordu Nasıl bu kadar sakin kalabiliyordu anlamıyorum. Az önce yukarıda bana sen benim malımsın dememiş gibi rahattı. " Benden ne istiyorsun? " dedim dayanamayarak. Madem sor demişti ben de soruyordum. Ne cevap vereceğine karar veremiyormuş gibi bana bakmaya devam etti "sorumu değiştireyim o zaman. Neden benimle evlenmek istiyorsun? Babamı mahvetme gücün varken neden benimle evlenerek ona yardım ediyorsun? Ya da neden eski sevgilimi dövdün diye mi sormalıyım hayır hayır asıl soru bu değil beni neden takip ettiriyorsun?" Beklediği sorular bu değildi. Yüzü düşmüştü, az önceki neşeli hali gitmişti düz bir ifadeyle gözlerimin içine bakıyordu sadece. Şaşırmıştı, onu şaşırmıştım. Aptal bir kadın değildim bunu biliyordu. 15 dakika önce İdil Çakır Sakinleşmeye çalışıyordum ama olmuyordu bana resmen 'benim malımsın' demişti. Bu hallere düşecek kişi miydim ben ya Sinirimi elindeki yastıktan çıkarırken yatağın üstünde duran telefonum çalmaya başladı. Sinirden titreyen ellerimle telefonu elime aldim ve arayan kişinin adına baktım. Şimdi hiç sırası değildi! Ve sabahın köründe beni aramasının sebebi neydi? Bir de ona sinirlenemezdim şimdi o yüzden aramayı reddettim. Ama tekrar çalmaya başladı bu sefer katil olacaktım ama önce hangisini öldürmeliydim emin değilim Bence Atlas'in öldür önce İdil! Dedi içimdeki ses oflayarak aramayı yanıtladım. "eğer sikim sonik bir sebepten arıyorsan Enes seni doğduğuna pişman ederim" elimdeki yastığı sıkmaya devam ediyordum, zavallı yastık bu odada kaldığım sürece benden daha çok çekecekti. " Evet evet sikim sonik bir sebep! Nişanlanmışsın hayırlı olsun. Yemeyip içmeyip beni şikayet etmişsin Atlas'a. Adam ağzımı yüzümü dağıttı. Hastanelik oldum lan! Ama. Söyle nişanlına ben yenilir yutulur bir adam değilim mahvedeceğim onu da seni de!" Atlas, Enes'i mi dövmüştü? Aralarında benim bilmediğim bir sorun mu vardi acaba? Gerçi Enes senin yüzünden demişti. Ben şikayet etmemiştim ve o gece otoparkta yalnızdık. Tıpkı dün gece haberi olmamasına rağmen bulundugum gece kulübüne gelip beni eve sürüklemesi gibi. "Cehenneme kadar yolun var Enes". Diyip telefonu yüzüne kapattım. Atlas beni takip ettiriyordu! . . Şimdi "Akıllı kız. Karım olmak için tüm niteliklere sahipsin. Parçaları birleştirme yeteneğine hayran kaldım. Sorularına gelecek olursakta sana hesap vermek zorunda değilim. Nikah meselesine geri dönelim mi?" diye sordu küstahça. Sırıtıyordu bir de! Pes yani! "Beni neden takip ettiriyordun Atlas?" elimdeki çatalı ve bıçağı bırakıp arkama yaşlandım. Gözlerinin içine bakıyordum. İfadesiz gözleri hiçbir şey demiyordu. "Hayatın tehlikedeydi. Çakır olarak yaşadığın sürece tehlikede olacak. Baban girmemesi gereken işlere girdi. Düşman olmaması gerek kişilerle düşman oldu ve şu an seni koruyamaz." Sinirle soluyarak gülmeye başladım tanrım gerçekten kafayi yiyecektim. "Sana ne Atlas sana ne? İster ölürüm ister yaşarım. Sen niye benimle evlenmek istiyorsun ki? Benden nefret edersin sen!" İşte olmuştu. Hiç yokmuş gibi davrandığınız başka bir gerçekte bu'ydu. "Senden nefret etmiyorum. Benim karım olacaksın. Babana ve sektördeki yerine ihtiyacım var. Evet senden nefret etmiyorum ama sana aşık olduğum veya senden hoşlandığım düşüncesine sakın kapılma, bu sadece bir iş " Dedi 'iş' kelimesine vurgu yaparak. Kırılma. Kırılma. Kırılma. Kırılma. Sen onu sevmiyorsun ki neden kırıldın buna? Gülümsedim ve her zamanki gibi işi şakaya vurdum" peki ama dikkat et aşık olursan bana yanarsın sevgili müstakbel kocacığım" Dedim ve bir türlü boğazımdan geçmeyen yemeğimi didiklemeye devam ettim. Sessiz geçen birkaç huzurlu dakikanın ardından Atlas bana baktı ve "Gelinliğini getirttim, saç ve makyajın içindr birilerini gelecek ben şimdi çıkıyorum sende hazırlan" Dedi ve masadan kalkti "burada mı olacak nikah" diye sordum sadece. "Evet" dedi Atlas arkasına bakmadan içeriye girdi ve beni masada yalnız bıraktı. Olmayan iştahım iyice kaçmıştı. . . . Saçımı ve makyajımı bitirmiş ve eserine bakan kuaförüme Gülümsedim. Atlas benim normal hayatta sürekli gittiğim kuaförü bulmuş getirmişti. Bunun için ona teşekkür edebilirdim çünkü saçımı Danielle 'den başkasına bırakmazdım. İşinde ustaydı ve 2 saat içinde harikalar yaratmıştı. Üzerimdeki sabahlığı çıkarıp aşık olarak aldığım prenses model gelinliğime doğru yürüdüm. Üst kısmı korse biçimindeydi, göğüslerimi sıkıp hafifçe şişkin görünmesine sebep oluyordu, alt kısmı ise kabarıktı. Danielle ve yanındaki kızlardan birisi gelinliği giymeme yardımcı oldular, gelinliğin eteklerini düzelten kıza yeterli bu kadar der gibi elimi salladım bana gülümseyip geri çekildi. Tamam bu gerçek bir evlilik değildi ama güzel görünmek benim hayat felsefemdi. Son kez aynada kendime bakıp, Danielle'ye hazırım der gibi kafamı salladım. "Atlas bey'e haber vereyim. Sizi görünce dili tutulacak!" heyecanla ellerini birbirine çarpıp dışarıya çıktı Kız İdil yaşıyor musun? Gerdeği düşünme sakın! Sakin ol relax Danielle tekrar içeri girdiğinde bana kafasını salladı ve dışarıya çıkmam için yardımcı oldu. Gelinliğin eteklerini tutarak kapıdan çıktım, Atlas üzerinde jilet gibi bir damatlıkla karşımda duruyordu. Atlas yakışıklı bir adamdı, girdiği yerlerde tüm kadınları ilgisini çekecek kadar yakışıklıydı, ama şimdi... Şu an... Çok başka bir şey olmuştu... Allahım bu adama boy pos tip para vermişsin de biraz da karakter verseydin ya Yakışıklılığın zekatını verse fakir kalır resmen! Biraz daha adamı süzersem yanlış anlayacak! Kendimi toparlayıp gülümsedim. Eteğimi tutup ona doğru bir adım attım. O da bana doğru bir adım atmıştı. . . . Atlas'ın Ağzından Damatlığımı giydim, elime aldığım kravatı bağlarken kapı çaldı "Gir" dedim. İçeriye İdil'in kuaförü Danielle girdi. Onu buraya özel olarak getirmiştim. İdil'in kendi kuaförünü isteyeceğini biliyordum, sırf bunun için olay çıkarıp nikahi bile ertleyebilirdi. Ondan her şeyi beklerdim açıkçası... "İdil hanım hazırlar Atlas bey" dedi. Kafamı sallayarak "tamam çıkabilirsin" dedim kadına. Ellerim mi terlemişti? Kendine gel oğlum neden liseli bakir çocuk gibi davranıyorsun? Ne bu saçma sapan hareketler? Kravatımı bağlarken ellerimdeki yaralara baktım, dün o Enes piçini döverken ellerim yaralanmıştı, benim nişanlımı ıssız otoparkta sıkıştırma cesaretini nereden bulduysa artık. Hayır bir post daha dayak yiyecekti benim nişanlımı arayıp beni şikayet ediyordu bir de. Aptal adam. Sakin ol Atlas sakin. Yine sinirlenmeye başlamadan, son kez aynadan kendime baktım ve dışarıya çıktım. Karşımdaki odanın kapısı açıldığında birkaç saniye duraksadım, hayatımda gördüğüm en güzel gelindi. Nikahı siktir edip, arkamdaki odada onunla olmak istiyordum. Siktir bu kız beni delirtiyordu! Hiçbir şey yapmadan bile beni yönetebiliyordu. Bana doğru bir adım attı, ben de ona doğru yürüdüm. Tutması için kolumu uzattım. Yeşil gözlerini koluma indirdi, ince parmakları ile koluma tutundu. Kokusu başımı döndürüyordu. Bu kız benim ya sonum olacaktı ya da sonum olacaktı. Başka bir yol yoktu. Nikahımızın kıyılacağı masaya geçtik ve memurun konuşmasını bekledik. Aile içi bir törendi yabancı hiç kimse yoktu, özellikle böyle olsun istemiştim düğün havamda değildim. Ama o düğün istiyorum deseydi ona en lüksünden bir düğün yapardım. Ağzını bile açmıyordu bu konu hakkında. Bu kadar isteksiz olması sinirlerimi bozuyor. Kafamı çevirip yüzüne baktım, oturduğu yerde kıpırdanıyordu. Gelinlik ile kavga eder gibi bir hali vardı kaşlarını çatmış eteğini düzeltiyordu ve burdan bakınca çok tatlı gözüküyordu. Aslında İstediğim kadını elde edebilirdim ama gidip beni istemeyen biriyle evlenmeye karar vermiştim. Önümüzdeki günler ikimiz içinde cehennem gibi olacaktı Belli ki. . . . İdil'in Ağzından Geliniliğimin kabarık eteğini bir türlü yerleştirememiştim, oturduğum yerde kıpırdandım. Kafamı çevirip Atlasa baktığımda gözlerimiz kesişti. Gerçekten bu adamla evleniyordum! "yerleşemedin gitti kızım ya" diye homurdandı sinirle ayağına bastım aptal adam ya "Biraz erken oldu bu anlıyorum heyecanlısın ama bu kadar belli etme güzelim" dedi sırıtarak. Ha ha ha komik herif! Bana güzelim demiş olmasını duymamış gibi davranmaya çalıştım. Sonuçta güzele güzel denirdi ama kalbim bir tık hızlanmış olabilirdi of ne zaman bitecek bu düğün? Memurun ne ara konuşmasını yapıp bana soru sorduğu kısma gelmiştik anlamamıştım. Bana bakarak " Siz, Fatih ve Feriha Çakır'ı kızı İdil Çakır, Atlas Kanık'ı iyi günde kötü günde hastalıkta sağlıkta eş olarak kabul ediyor musunuz?" diye sordu kalp atışlarım hızlanmış soluğum kesilmişti. Mikrofona bakıyordum öylece Bu işin sonunde evet demek zorundaydım biliyorum ama çıkmıyordu o kelime ağzımdan. Sanki birisi dudaklarıma mühür vurmuştu, zaman durmuş gibiydi kimse hareket etmiyordu. Atlas koluma dokununca dünya tekrardan akmaya başladı ve ben dudaklarımı oynatabildim. "Evet" dedim gülümseyerek sanki az önce izin verilse kaçacak kişi ben değilmişim gibi. Atlas düşünmeden "Evet" demişti. Her şey çok normalmiş gibi. Salondakiler alkışlamaya başladığında Atlas oturduğum yerden kalkmama yardım etti ve memurun gelini öpebilirsiniz demesini beklemeden dudaklarını alnım ile buluşturdu. Neye uğradığımı şaşırmıştım ama belli ettirmemeye çalışarak Gülümsedim. Sadece aile içi bir tören olduğu için pek kalabalık değildi herkes yavaş yavaş dağılırken biz yukarı çıkıyorduk YUKARI ÇIKIYORDUK! İDİL SAKİN OL BELLİ ETTIRME SAKIN NORMAL DAVRAN! COK GUZEL SİMDİ DE ELLERİM TİTRİYORDU Derin bir nefes alarak Atlas'in arkasından odaya girdim oda balayı suiti gibi süslenmişti. Hani evlenirsem ilk 1 ayım Maldivlerde geçecekti benim of hiç böyle hayal etmemiştim! "Ben lavaboya gideyim sen takıl burada gül falan var, yemek istersen yani acıktıysan hayır, şey güller var çok fazla. Ne gerek varmış ya yazık o kadar güle! Dallarında daha güzeller. Biliyor musun güller ile makale yazım vardı, üniversitenin ilk yılında yazmıştım tabii sonra hocam beğenmeyip beni o dersten bırakmıştı. Üzülme geçtim sonra o dersi. Babam rektörü atmıştı rektörde profesörü ara-" Kaşlarını havalandırmış ne diyor bu deli der givi bakıyordu hatta arttırıyorum içinden 'bu deli bana kaldı yardım et Allahım' Diyordu kesin "Tamam tamam anladım İdil sakin ol farkında değilsin ama saçmalıyorsun şu an. Bize ne güllerden ve profesörden" dedi bana yaklaşarak Parmağını bir tutam saçıma dolayıp beni kendine doğru çekti Bu pozisyonda nasıl çıktığını bilmediğim sesimle konuşmaya çalıştım "Ne demek bize ne ben o dersi çok seviyordum hem gülleri de sev-" Lafımı bitirmeden dudaklarıma yapıştı, bir elini başımın arkasına koyup beni kendine bastırıyordu itmeye çalıştım ama o kadar güçsüzce bir denemeydi ki fark bile etmedi. Son çare olarak dudağını ısırdım 'ah' diyerek geri çekildi " Kızım şimdiden ısırmaya mi başladın bir ısınsaydık" dedi dudağına bulaşmış kanı baş paagiyla silerken. "Biraz hızlı gitmiyor muyuz?" göğsüm inip kalkıyordu nefes alış verişimin yavaşlaması gerekirken daha da hızlanmıştı "Liseli ergen miyiz amina koyayim evlendik az önce farkındaysan. Karımsın." dedi kaşlarını çatarak. "seninle sevişmek istemiyorum Atlas. Açıklayıcı oldu mu?" "Olmadı. Benimle evcilik oynamak için evlenmedin, babanın götünü kurtarmak için evlendin ve evliliğin gerektirdiği şeyleri yapacağız " dedi geri adım atmayacaktım. Tanrım o Atlas Kanık'tı. Gözde playboy! Her gece başka kızlarla görüntülenen, asla sadık kalamayan birisiydi. Defalarca sevgililerini bir yatta başka bir kızla aldattığı haberlerini izlemiştim ve şimdi bu adama bekaretimi veremezdim. Özeldi bu benim için ve sevdiğim adamla yapmak istiyordum bunu. Bu şekilde değil. "Ne yani böyle mi olacak bu? Zorla?" histerik bir gülüş kaçtı dudaklarımdan " Vazgeçtim hiçbir şey olmayacak. Anlaşma yapalım birbirimizin hayatına burnumuzu sokmak yok öyleyse" dedi bana uyardı. İstediğiyle istediğini yapsındı oh ben de eski güzel hayatıma dönerdim de bu niye bu akar hızlı karar değiştirmişti? Az önce üstüme atlayan O'ydu. "bana uyar ama başka kızlar yok. Benim de bir adım var sonuçta" dedim kendimden emin bir şekilde İdil sen bu adamdan ne istiyorsun tam olarak. Ne kendine dokundurtuyorsun ne başkasına " şaka mısın kızım sen ya birbirimizin hayatına karışmayacaktık hani?" Sabır ver banaa "Tamam sende benim hayatıma karışamazsın o zaman." omuz silkip arkamdaki koltuğa ilerlerken kolumdan tutup beni kendine çevirdi " Ne ima ettin sen?" şu an aşırı sinirli gözüküyordu. Bu adamın fabrika ayarı falan yok muydu ya "Bir sey ima etmedim ne anladıysan o. Sen başka kızlara gidersen ben de başka erkek-" Yine dudaklarıma yapıştı bu sefer biraz daha hırslı öpüyordu ama kısa sürdü geri çekilip tam gözlerimin içine baktı "bir erkeğin bile sana o niyet yaklaştığını hissedersem İdil, o adamı öldürürüm." gözlerine samimi olup olmadığını anlamak istercesine baktım SONUNA KADAR SAMİMİYDİ. " O zaman şunu çıkardım bu anlaşmadan. Sen istediğin kişiyle her şeyi yapabilirsin ama ben oturup evde seni bekleyeceğim öyle mi? Siktir oradan ben bastırabileceğin bir kadın değilim Atlas" O ne kadar samimiyse sözlerinde ben de o kadar samimiydim. "Hic durma koş sevgililerinin kollarına bana sana yemin olsun öldürüp öldürmemen umurumda dahi olmaz ben de başkasına koşarım" "Aklından bile geçirme bunu İdil! Duydun mu beni! Sana dokunmam ama o adamın canını çok yakarım." Histerik bir gülüş kaçtı dudaklarımdan "Ee sonuç ne nereye vardık şimdi?" ablayla sorduğum soru onu eğlendirmişti "başka kızlar yok tamam ama bir oyun teklif ediyorum sana" dedi gözlerinin içi parlıyordu kesin sevmeyecektim bu işi! " iddia ediyorum 1 yıl süre veriyorum, altıma yatmak için yalvaran sen olacaksın." dedi cok beklersin paşam " rüyanda bile gerçekleşmeyecek bu" dedim Çok emin olmasak mi İdil ha? "eğer ben kazanırsam bir çocuk yapacağız" dedi Hic beklemeden " ben kazanırsam beni İngiltereye göndereceksin orada yaşarım. Evli kalırız şirketler birleşmiş olur ama ikimizde farklı hayatları kurarız" dedim. Fırsat ayağıma gelmişti. 1 yıl kısa bir süreydi ve ben bir erkeğin altına yatmak için asla yalvarmazdım. Şimdiden kazanmıştım. Mutluluktan ölecektim neredeyse gülerek yüzüne bakıyordum "Kabul. Eğer kazanırsan İngiltereye gideceksin ne istersen yapacağım" dedi "son olarak İdil, ben sözümden dönmem ama kaybedeceğin için kendini bebek fikrine hazırla. Sonra ben hazır değilim falan çekemem" dedi ve çıktı gitti
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE