3.Bölüm:"Acı"

996 Kelimeler
Multimedya: Gül Bölüm Şarkısı; Billie Eilish- Lovely •Keyifli Okumalar • Bazı acılar vardır hani, kalbin içinde kabuk bağlayan acılar... Onun sesi bu acıların hepsini tekrar kanatırken ağırca yutkundum.Bagajın kapağını hızlıca kapatırken onun suratına nasıl bakacağımla ilgili planlar yaptım. Suratımın kireç gibi olduğunu tahmin edebiliyordum. Onun ise kahverengi gözleri, soğuk sarı saçlarımın saç tellerinde geziniyor, ağır ağır nefes alıyordu. Beynimde canlanan görüntüsüyle bakışlarımı arkama çevirdim. Gözlerim göğüs kafesine çarpmıştı. Nefesi aynen tahmin ettiğim gibi alıyordu. Sık sık, kısa kısa. Bakışlarım o keskin kahverengi gözlerini takıldı. Sanki bakışı hiç değişmemişti. Biz o günde kalmıştık. İki genci o güne gömmüştük. Ben yaramın derinliğini umursamadan hafifçe gülümsedim. "Anlamadım?" Tek kaşım havaya kalkarken Doruk, ceplerine ellerini sokup bir adım attı. "Anlamayacak bir şey yok. Mina benim kızım mı?" Burun delikleri büyüyordu. Aldığım nefes genzimi yakmıştı. "Mina senin kızın mı? Cidden bu soruyu sordun mu az önce?" Aynı şekilde ona bir adım attığımda aramızdaki boşluk kapandı. Sıcak nefesi suratıma çarpttı. Kemiklerim bu sıcak nefesle zangırdarken nefesimi tutup mavi gözlerimi, onun kahverengi kısık bir şekilde bakan gözlerine diktim. "Sordum,"Net çıkan sesi aramızdaki sessizliği öldürdü. "ve net bir cevap istiyorum. Mina benim..." Elimi kaldırarak susmasını sağladım. "Mina'nın senin kızın olması kadar saçma bir düşünce yok. Kendini ne zannediyorsun? Bunu düşünmen kadar saçma bir şey yok. Mina benim kızım." Kalbimin üstüne işaret parmağımı geçirirken dişlerimi sıkarak konuşuyordum. "O benim kızım." "Mina'nın babası ben miyim?" Kollarımın kenarından tutup beni biraz daha kendine çektiğinde dudaklarım araladı. Nefesiyle kemiklerimi zangırdattığı yetmiyormuş gibi beni sarsıyordu. Ellerinin arasından kurtulup birkaç adım geriledim. "Sakın bir daha bana dokunma!" Derin derin nefesler aldım. "Mina'nın babasını mı merak ediyorsun?" Kinayeli bir şekilde gülümsediğimde onun mimikleri oynamamıştı. Bakışları yüzüme kitlenmiş sanki tepkimi ölçüyordu. Ya da vereceğim cevabın doğruluğunu tartıyordu. "Hani seni genellikle kızdırmak için Burak derdim. Aslında Burak diye biri vardı ve senden ayrılacaktım." İnanmayan gözlerle bana baktı. Üst dudağı yukarı doğru kıvrıldı. "Sana bir şey diyeyim mi? Bu hayata en başarısız olduğun şey yalan söylemek." Ellerini tekrar cebine soktuğunda inanmayan gözlerle ona bakan bu sefer bendim. "Senin kadar değil. Buse'yi hep sevdiğini anlamadım mı sanıyorsun? Beni sevmeyen bir adamla ne kadar devam edebilirdim. Bende başka birini buldum." Tek elini tekrar kaldırıp kahkaha attı. "Buse'yi sevmek mi? Ben mi Buse'yi seviyorum? Dur tahmin edeyim. O başka biri de Burak. Adı olan ama varlığı olmayan değil mi?" Saçlarım rüzgarda lirik dansı yapmaya başladığında boğazımı temizledim. "Senden ayrılacağımı ve taşınacağımı hatta Burak'tan hamile olduğumu söylecektim ama sizi Buse'yle öpüşürken gördüm. Bu ayrılık konuşmasına bile layık olmadığını düşündüm. Hatta şu anda seninle konuşmam kadar saçma bir şey yok." Hızlıca sürücü koltuğuna doğru yürüdüğümde kolumu kavradı. Aynı hızlı geriye doğru döndüğümde onun göğüs kafesine ellerim değdi. Boy farkı topuklu ayakkabımdan dolayı neredeyse kapanmıştı. Sıcak parmakları belimle bütünleşiyordu. Sanki parmaklarının uçlarından birer yanan mum yerleştirilmişti. Elbisenin kumaşının altındaki tenim cayır cayır yanıyordu. Hızlıca parmaklarını belimden çekti. Cayır cayır yanan bedenim hâlâ daha sıcaklığını korurken ellerim hava da asılı kaldı. Tekrar kollarımı göğsümün altında bağladığımda konuştu. "Asıl şimdi  bir şeyi anladım. Aslından kandırılan benmişim!" Sesi yükselirken arka koltukta oturan Mina'ya bakışlarımı çevirdim. Korkmuş bir şekilde koltuğun kenarına sinmiş bana bakıyordu. "Bağırma! Kızımı korkutuyorsun." Gözleri aynı hızlı aracın arka koltuğuna çevrildi. "Bunu anlamanın bir yolu var." Doruk arka kapıyı hızlıca açtığında, Mina mavi gözlerini kapattı. "Korkma benden." Doruk, Mina'nın küçük bedenini kendine çektiğinde kızım gözlerini hızlıca açıp bana baktı. "Anne." dedi korkmuş bir sesle. "Problem yok Mina. Korkma. Neyi anlamanın bir yolu var?" Doruk'un pazısına dokunduğumda hissettiğim şişkinlikle ağırca yutkundum. Oldukça kuvvetliydi. Spora başlamış olabileceğini düşündüm. "Mina. Ben Doruk. Sana şimdi bir şey soracağım. Bana doğru cevabı vermeni istiyorum, tamam mı? Bir oyun gibi düşün." Mina'nın gözleri oyun lafını duyunca parladı. "Doğruluk,cesaret gibi mi abi?" Abi lafıyla yanaklarımın içini dişlerken Doruk bakışlarını üstüme çevirdi. Pazısına yapışık olan elime bakışları derinleştiğinde hızlıca elimi çektim. "Evet abicim." Bana iğrenerek baktı bu cümleyi kurarken. "Senin babanın adı ne?"  Bakışları bakışlarıma geçmişti. Mina'ya gözlerimi çevirdiğimde gözlerinin dolduğunu hissettim. "Benim annem var. Babam yok." Verdiği cevapla gülümsedi. "Doruk abine, babanın adını söyleyebilirsin Mina." Mina gerilmiş bir şekilde elleriyle oynamaya başladı. "Benim babamın adı Burak." Doruk'un bakışları tekrar Mina'ya kaydığında, Mina elleriyle oynamaya devam ediyordu. Mina'nın küçük bedeninden ellerini çekti. Geriye doğru çekildiğinde hafifte olsa bana çarpttı. Sendelenirken hızlıca açık olan kapıya tutundum. Doruk'un bakışları tekrar yüzüme çevrildiğinde hafifçe fısıldadı. "Özür dilerim." Daha cevabımı bile beklemeden yanımızdan uzaklaştı. Git gide daha da küçülen bedenini izledim. Gök gürültüsü o günkü gibi şimşekle ortadan yarıldı. Yavaş yavaş yağan yağmurla ıslanmaya başladım. "Anne o kimdi?" Mina'nın değişik çıkan sesiyle bakışlarımı Mina'ya çevirdim. "Doruk abin, Eren abin gibi benim okuldan arkadaşım." İçimdeki Gül 'Baban o senin.'dese de ağırca yutkundum. "Anladım. Gidelim mi artık? Hem yağmur yağıyor. Biliyorsun yağmuru hiç sevmem annem." Mina yağmuru gerçekten sevmezdi. Yağmurda dolan çukurlara bastığı için mi bilmiyorum ama sevmiyordu. Açık olan hafifçe kapattığımda şimşek çaktı. Gök tekrar ortadan ikiye yarıldı. Soğuk sarı saçlarıma yapışan yağmur tanelerini umursamadan arabaya bindim. Dışarıya göre daha sıcak olan araba benim gerilen damarlarımı rahatlattı. Hafifçe arabayı çalıştırdığımda Mina'ya dikiz aynasından baktım. Yağmurun yağışını izliyordu. "Mina aşkım." Hafifçe seslendiğimde bakışlarını benden tarafa çevirdi. "İyi misin?" "O abi çok mu üzüldü?" Sorduğu soruyla, tekrar gerildim. "Yok. Niye üzülsün ki?" Onu rahatlatmaya çalışıyordum. İçimdeki Gül, bir yerlerden 'Üzülmüş müdür, cidden?' dese de umursamadım. Direksiyonu kırarak arabayı park ettiğim yerden yavaşça çıkardım. "Bilmem ki. Çok üzgün durdu gibi geldi, bana herhalde. Çok görecek miyim bu abiyi yanında?" dedi meraklı bir şekilde. "Bu ilk ve son görüşündü Mina." dedim dümdüz bir sesle. Hafifçe göz kırpttığımda bakışlarını içim gibi kararan gökyüzüne çevirdi. İçimi saran karanlık, beni içine çekiyordu. Mina'yı ondan saklamak bana yüktü ve bu yük gittikçe ağırlaşıyordu. Bu yük omuzlarıma olduğundan daha fazla darbe indiriyordu. Korkuyordum. Kızının varlığını öğrenip benden nefret etmesinden değil. Kızımı kaybetmekten korkuyordum. Kızımı benden almaması, varlığından haberdar olmaması için elimden geleni yapacaktım.Elimden geleni değil hatta fazlasını yapacaktım. Açtığım radyodan yükselen şarkıyla gözlerim doldu. Bu şarkı benim yaralarımın acı biberiydi. Kızımı elimden geldikçe Doruk'tan saklayacaktım. Yoksa en büyük zararı Mina görecekti. Biraz kısa bir bölüm oldu, affola. Diğer kitaplara da bölüm yazdığım için. ♥️
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE