Yalanla yıkanan yüz, ihanetle kurulanır....

829 Kelimeler
Yazarın anlatımından... Şenlikte olanlar Merve'yi oldukça mutlu etmişti. Oğuz'u kimseye kaptırmak istemiyordu hele ki Betül'e asla. Oğuz betül'ün nesini bu kadar sevdi anlamlandıramamıştı bir türlü. Üç yıl, dile kolay. Okula ilk başladığından beri Oğuz'dan hoşlanıyor hatta delicesine seviyordu Oğuz'u ama Oğuz ona bir adım bile gelmiyordu. Ne zaman konuşmak istese ya geçiştiriyor yada olumsuz cevap veriyordu Oğuz. Artık beklemek fayda etmiyordu bu duruma bir son vermeli bir şekilde Oğuz'la birlikte olmalıydı. Tek umudu Betül'ün Taha dan hoşlanmasıydı. İyi ki o gün otobüsten inerken Betül ve Duygu'nun konuşmasına şahit olmuştu. Oğuz ve Betül'ü yan yana görünce içinde birşeyler harekete geçti, adını bilmediği bu duygu Merve'yi daha da kudurtmuş içindeki şeytanı adeta açığa çıkarmıştı. Taha'yı kullanarak Oğuz'u Betül'den uzaklaştırmaya karar verdi. Betül zaten Taha'ya koşmak için hazır bekliyordu. Ama bu hem kolay değildi hem de acele ederse işler ters tepip daha kötü bir hale gelebilirdi. Bir süre Oğuz'u ve Betül'ü uzaktan takip etmeye karar verdi. Bu süre zarfında Oğuz'un üzerine fazla gitmeyip mesafeli olmaya, bu üç yılda olanları unutturmaya gayret gösterdi. Oğuz sınav kağıdını teslim edip çıkınca Merve de hemen ardından çıktı. Ağır adımlarla acele etmeden takip etti Oğuz'u. Onun ardından hemen kütüphaneye girdi. Kızkardeşinin yanına gittiğini görünce bir nefes aldı çünkü Betül ve Duygu hep yanyanaydılar. Bir iki dakika kardeşiyle sohbet ettikten sonra yan masadaki kitabın içine bir kağıt koyduğunu gördü. Masada kimse yoktu ve neden böyle yaptı diye düşünürken çıkış kapısında Betül'le karşılaşan Oğuz'a dikkat kesildi. Sadece birbirlerine tebessüm etmekle yetinmişlerdi Allah'tan. Betül masasına geçmiş Oğuz ise dışarıya çıkmıştı çoktan. Takibi bırakmadı Merve. Oğuz'un hemen ardında gölge gibi takip ediyordu ama kendini belli etmemek için büyük çaba sarf ediyordu. Oğuz bir şeye karar verememiş gibi kapının önünde dikildi bir süre. Daha sonra Betül'ün dışarıya çıktığını görünce hemen gizledi kendini. Boş banka oturan Betül, demin Oğuz'un kağıt koyduğu kitabı açtı bir kaç dakika sonra koyduğu not içinden düştü. Oğuzun gözü hala Betül'de pür dikkat onu izliyordu. Merve kıskançlıktan çıldıracak raddeye geldi. " Bir şey yapmam lazım izin veremem buna, ya Oğuz gider konuşursa" diye içinden geçirirken Duygu'nun gelmesiyle Betül ve Duygu kalkıp gitmişti. Oğuz tek kalmış kızların ardından öylece bakakalmıştı. Merve tırnaklarını dişliyor iki yana volta atmaya başlamış ne yapacağını düşünüyordu ki aklına Taha geldi. Önce güzel bir plan yaptı ve ardından Taha ya bir mesaj yazmaya başladı. # Nerdesin?# # Sınavdan çıktım kampüsteyim.# # Sen böyle saf olmaya devam et Taha. Yakında Betül Oğuz'a koşarak giderken ardından bakarsın artık.# # Ne oluyor Merve açıkça söyle şunu.# # Ne olacak Oğuz Aşkını ilan ediyor # # Ne? Nasıl?# # Hemen gel konuşalım Taha geçen buluştuğumuz kafede bekliyor olacağım.# # Tamam geliyorum# Merve'nin planı işlemeye başlamıştı. Taha yı hallettikten sonrası çorap söküğü gibi gelecekti buna emindi. Anlatıkları kafeye gelip olanı biteni Taha ya anlatmış hatta üzerine birşeyler eklemişti Merve. Taha, küçüklüklerinden beri Betül'ün ilgisine alışmıştı. Betül'ü sevmiyordu aslında ama o ilgiyi de kaybetmek istemiyor Betül hep elinin altında olsun istiyordu. Kendince haklı kıskaçlığına bir kılıf bulması lazım, Betül'den Oğuz'u uzak tutması lazımdı. Bir süre kafa yordular bu konuda. Sonunda Merve'nin "dahiyane" fikriyle ayrıldılar ordan. Taha eve geçer geçmez annesine betülden hoşlandığını, okulunun zaten bittiğini bir iş bulup çalışmaya başlayacağı için de Betül'le nişanlanmak istediğini söyledi. Annesi bu duruma karşı çıkmış ama ne dediyse Taha'ya kabul ettirememişti. El mecbur gidip Sultan hanıma olanları anlatıp istemeye geleceklerini istemeye istemeye söylemişti. ----------- Duygu Öztürk Gece yatmadan valizimi hazırlayıp Betüle sabah gideceğimizi haber vermiştim. Erkenden kalıp kahvaltımızı yaptıktan sonra valizlerimizi alıp çıktık. " Kızım bu kadar eşyayı ne yapacaksın?" " Çok değil normal bunlar hepsi lazım olur bana" " Peki madem kırk yılda bir geliyorsun hevesin kırılmasın götürelim " Valizlerimizi de yerleştirdikten sonra gitmeye hazırdık artık. " Ben bi Betül'le vedalaşacağım beni bekler misiniz?" " Tamam kızım bekliyoruz" Hızlıca Betül'ün evine geçtim. Betül de beni bekliyormuş zile bile basmadan açtı kapıyı. Sıkıca sarıldık arkadaşımla sanki ömür boyu ayrılıyormuşuz gibiydi. Birbirimizden ayrılınca Betül; " Ne kadar kalacaksınız şimdi?" " Birkaç ay kalacağız sanırım annemler en az üç ay falan kalıyordu" "Yaa çokmuş ama ne yapalım yapacak birşey yok artık" "Aynen öyle, sık sık konuşuruz görüntülü konuşuruz" " Tamam canım" " Kendine dikkat et, özellikle söylüyorum ben yokken evleneyim deme sakın" deyip güldüm. " Yok evlenmem merak etme, düşüneceğim dedim ya zaten gidip evlenecek halim yok Duygu" " Ben baştan uyarayım sen duygusal karar verirsin mantıklı düşün, Taha ya da çok güvenmiyorum ben onuda söyleyeyim sana Betül " " Tamam canım uyarılarını dikkate alacağım ama ilerisi için söz vermem yoksa evde kalırım sana kalırsam" derken bu sefer o güldü. " Kendine dikkat et " deyip sarıldık tekrar. " Sende canım, Allah'a emanet olun. Haberdar et beni merakta bırakma " " Tamamdır " Annemler çoktan gelmiş kapının önünde beni bekliyordu. Abim şoför koltuğunda bize bakıyordu. Ben kapıdan çıktıktan sonra Tebessüm edip başını eğdiğini gördüm. Ah abi ah, sessizce vedalaşıyorsun sevdiğin kızla. Şimdi ona koşup söylesen ya. Ama cesaret edemiyorsun bir türlü değil mi? Gönül işlerinde hiç işin olmadı ki şimdiye kadar. Şimdi sevdiğine açılamıyorsun işte. Döner dönmez bu işi çözeceğim ben bekle sen. Sizin mutlu olduğunuzu görmem lazım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE