Ozan yanında Katre ile birlikte otele ulaştığında karısının araçtan çıkmasını beklemeden fırtına gibi içeri daldı. Ulaş, hazırlanmış, kapıdan çıkmak üzereyken adamla burun buruna geldi. O da otele yeni gelmişti. “Ne oluyor?” diye sorarken kaşlarını huysuzca çatmıştı. Ozan, “Gel, yolda anlatırız,” diyerek adama aracı işaret etti. Ulaş, sorgulamadan araca girdi. Ozan, hızla otelden ayrılırken “Celal’in karısı. Bebeklerinde sıkıntı var,” dedi. Ulaş, “Telefonu var mı?” diyerek koltukta ciddileşti. Ozan, Celal’i arayıp açar açmaz, telefonunu arkaya uzattı. Ulaş, sudan serin bir halde telefonu aldı. “Sorun ne?” diye sordu. Celal, karısını sakinleştirmeye çalışırken “Previa mı ne diyorlardı. Kanıyor,” diye söylendi. “Kan verdik. Yatıyor. Kan takviye etmeye başlayacaklar…” Ulaş, “Geliyor

