Kadir Bugün öfkem, sabahın ilk ışığı gibi gelmedi, bir anda patladı; içimde saklı duran bir bomba gibi. Kendime baktım, tanımadım o adamı. Yüzüm sertleşmiş, ellerim titriyordu; ama titremek korkudan değil, şaşkınlıktan. Ben mi dedim kendi kendime. Ben, nasıl olur da... Çünkü hayatım boyunca hesap bilen, soğukkanlı ve planlıydım. Hesap tutmazsa gece uykum gidiyordu; adım adım ilerlerdim. Ama şimdi, neuronlarım natürel bir kargaşa içindeydi, intikamla, onun ismiyle, ağzımın içine dolan iki kelimeyle boğuşuyordu: Şirin... Şirin... Avluda askerler dizilmişti, bana baktılar; benim bakışım onlar üzerinde ama zihnim başka bir yerdeydi. Emri verdim, sesim sert çıkmadı; kendi sesim bile bana yabancıydı. Koş! dedim, ama o emrin arkasında yalnızca oturup beklemek isteği vardı. Beklemek, onun adımla

