Zaman geçer. Ölüm acısı kendini öyle bir alıştırır ki nefes alamam dediğin zamanlar geride kalır. Nefes alırsın. Ama sadece nefes alırsın. Ruhun, yüreğin toprak altında eriyip giden beden ile yok olmaya niyetlidir. 2 AY SONRA... Zaman suyun güneş altından buharlaşması gibi uçup gitti. İki ay. Altmış gün. Bin dört yüz kırk saat. Bir canın toprak altına girişi ve kalanların onun ardından yaşadığı vicdan azabı ile karışık acısının törpülendiği süreç. Meryem hanım cenaze sonrası yine hastanelik olmuştu. İki hafta kaldı. Bu iki hafta da uyanık kaldığı her an kızının adını haykırdı. Sonra sonra o acı yerini sessiz iç çekişlere içli ağlamalara fısıltı şeklinde ağıtlara dönüştü. İnsanın sevdiğini kaybedince göğsünde yanan kırk mumun biri bile sönmedi ana yüreğinde. Her gece korku ile uyudu.

