Sabahın erken saatlerinde Karan, malikânenin bahçesinde arabasını hazırlatırken, Ceketini düzeltti ve hemen Baran’ı aradı. "Kardeşim, bugün kız istemeye gidiyoruz. Bekliyorum sizi!" Baran’ın sesi telefondan yankılandı, belli ki hâlâ uykuluydu. "Ne? Ne kızı? Kimmiş o? Yoksa düşündüğüm kişi mi?" Karan, kaşlarını çatarak alaycı bir şekilde sordu. "Kimmiş düşündüğün?" Baran kahkahasını tutamayarak, "Bizim Şirin değilse, ben de bir şey bilmiyorum! Kızı her gördüğünde yiyecek gibi bakmandan anlamıştık zaten kardeşim," dedi. Karan, hafifçe öksürüp konuyu değiştirmeye çalıştı. "Onu bunu boş ver de, Yiğit’i de alıp gel. Bekletmeyin beni." Baran, kıs kıs gülerek, "Tamam kardeşim, bugün seni yalnız bırakır mıyız be? Gözlerim bugünleri de gördü ya, ölsem de gam yemem," dedi. Karan, dudakları kı

