Masaya yaslanmış iki kişiden Hazan kendini sandalyeye bırakırken Çağatay yerinde doğruldu. Beste'nin elindeki kepçeyi tezgaha vurmak suretiyle dikkat çekerek anons geçtiği haber sonrası Çağatay'ın kulakları uğulduyordu. Hazan'la ikisi birbirlerinden habersiz aynı soruları döndürüyordu zihninde. Ne, nasıl? Ne zaman? Tek eli hala karnında duran kadının ne dediğinden emin olmak için bakışlarını onun karnına sabitledi Çağatay. Kafasındaki uğultular umurunda bile değildi artık, ne zaman olmuşsa olmuştu. İyi de olmuştu. O andan sonra gözlerindeki parlamayla baktığı yerde bebeğinin ultrasonunu çektiğini söylese herkes inanırdı. Gülmeye başladı bakışları yön değiştirmeden. Ne zamanki değiştirdi ve Beste'ninkilerle buluştu Çağatay'ın da yüzüne yansıdı onun anlamdıramadığı ruh hali. "Niye mutlulu

