MEZARLIK NEDİR? KÜÇÜK YAŞTA ÖĞRENDİK...

1253 Kelimeler
Annem evlendikten 1 sene sonra evlilik yıl dönümünde bana hamile olduğunu anlamış. Çok sevinmiş, babaanneme söylemiş. O zamanlar ultrason çok meşhur olmasa da varmış. İlk 5 aylıkken kontrole gitmiş ve kız olacak demiş doktor. Annem daha çok sevinmiş. Babamın sevincini ise kelimelerle anlatamam iki kızı var, torununu da saydığı için kendisi 3 diyor ama 5 kızım da olsa doymazdım kız çocuğuna der hep... Diyorum ya öyle doktora gideyim kontrole gideyim diye birşey yok annem evde sancısını bekliyormuş. Ama hiç ağrısı sancısı olmazmış. Benim iki halam var, biri bizimle aynı ilde yaşıyor. Ama diğeri İstanbul'dan gelmiş. Beni görmekmiş aslında amacı ama geldiğinde annemi hala hamile görünce çok şaşırmış. Hemen babamı çağırıp annemi hastahaneye götürmüşler. Kontroller sırasında benim ters gelen bir bebek olduğumu ve ameliyatla doğum olacağını söylemişler. Ama o zamanlar bizim sülalede herkes normal doğum yaptığı için özellikle büyükler çok korkmuşlar. Annemin babası kızıma birşey olmasın diye çok dua etmiş. Halbuki günümüzde sezeryan doğum ne kolay geliyor değil mi? Neyse işte annemi doğuma aldıktan sonra dışarıya ilk beni vermişler. Babam hem sevinmiş, hem de telaşlanıyorlarmış hala annem için. Ama şükür yarım saat sonra da annemi odaya çıkarmışlar. İki gün hastahane de kalmışız, sonra eve gitmişiz. Annem kitap okumayı çok severmiş, özellikle tasavvufi kitaplar. Bir gün kitapta ki karakterin adını çok sevmiş bana vermek istemiş ama dedim ya evde büyükleriyle yaşadığı için utanmış teklif bile edememiş. Ben eve geldiğimde her kafadan bir ses çıkmış, herkes başka bir isim önermiş. Ama en son babaannemin dediği olmuş, Ümmü Gülsüm ama ben sadece Gülsüm kullanıyorum. Size yine bir eski zaman kafasından daha bahsedeyim. Ben bebekken sadece verem aşım vurulmuş. Biz şehirde oturuyoruz ama eskiden öyle her yer birbirine yakın değil. O yüzden annem aşılar için götüreceği zaman babama söylermiş. Babaannemde aman boşver aşıya gerek yok, her çocuk hasta oluyor demiş. O yüzden başka hiç bir aşım bebekken vurulmamış. Çok ateşli çok hastalıklı bir çocukmuşum. Bir de erkek kuzenlerim çoğunlukta olduğu için fazlaca yaramazlık yaparmışım. Hatta öyle ki 3 yaşlarda koltuktan düşüp kafamı kırmışım, hala izi var tam saçımın başladığı yerde... 4 yaşındayken, babaannemi kaybettik. Belki çoğu kişi çocukluk anılarını hatırlamaz, ama ben o günleri aklıma öyle kazımışım ki hiç unutmuyorum. Bir de unutmamak için not aldım tabi ki. Anne tarafım merkeze çok yakın bir köyde oturuyorlardı. Eskiden adı köydü yani şimdi mahalle oldu. Köye gitmeyi kuzenlerimle vakit geçirmeyi çok severdim. Ama üç dört gün teyzemlerde tek başıma kaldım. Annem ve babaannem İstanbul'a gittiğini söylediler. Halbuki o zamana kadar İstanbul'a hep beraber giderdik. Çok sıkılmıştım nedensizce çocuk da olsan içine doğuyor demek ki. Eve gitmek istedim ısrarla. Beni eve götürdü teyzem, annem evde ama babaannem yok. Nerde diye sordum İstanbul da dediler. Baya uzn bir süre gelmeyince merak ettim. Babamın bam teline basmıştım o gün. Ağlayarak yanına gidip; "Babaannem artık beni sevmiyor mu? Söyle gelsin niye gelmiyor?" dedim. Babam da; "İstese de gelemez ki annem öldü benim" dedi.... O an içim çok acıdı mı bilmiyorum. Ama çok ağladığımı hatırlıyorum. Sonra 5 yaşındayken bir kardeşim olacağını öğrendim. Ama onu hiç sevmedim yalan yok, bir de kız olacaktı. Zaten artık babaannem yok babamın sevgisi de bölünecek diye korkuyordum. Kız kardeşim de benim gibi hastalıklı bir bebekti. Özellikle geceleri hiç uyumazdı, çoğu sefer anne ve babamın onu battaniye de salladığını görürdüm. Halam her yaz tatilinde ziyaretimize gelirdi. Birinci sınıfı bitirmiştim ki konuşmalarını dinledim. Babama beni anneme götür dedi. Çocuk aklı bende babaannemi görecem sanıyorum. Arabanın bagajına saklanıp bende onlarla beraber gittim. Araba durduğunda hepsinin inmesini bekledim. Sonra onları takip ettim ama sadece mermer taşlar ve üzerinde isimler yazan kocaman bir bahçe gibi bir yere gittiler. Mezarlıkmış adı, sonradan öğrettiler. İsimleri okuya okuya babaannem ve dedemi buldum. Halam dua okuyorum dedi, bende yanına oturup bildiğim duaları okudum. Sonra bana dedi ki; "Annem ölmeden önce seni bize emanet etti. Sen onun için torundan öteydin her zaman, kızı gibi severdi. Dikkat edin ayağı çukura düşmesin çamura batmasın ona iyi bakın dedi." O lafı hiç unutmadım. Zaten bende onu anne gibi severdim, hala da seviyorum. Aklıma her geldiğinde kuran-ı kerim okur, hayrına sadaka veririm. Mekanı cennet olsun inşAllah... Kız kardeşimle arayı düzelttik derken 10 yaşına geldim bile. Ne ara geçti nasıl geçti oraları hatırlamıyorum. Tek hatırladığım bir kardeşim daha olacağını öğrenmekti. Ha bu arada annem bana düşündüğü isimi kız kardeşime koymak istemiş. Ama onu da amcam müsade etmemiş. Yani annem söylemeden amcam kız kardeşime isim vermiş. Alara diye söylemiş, annem de tabi birşey diyememiş. En son erkek kardeşimin ismini annem rüyasında görmüş. Rüyamda gördüm, diyince kimse birşey diyememiş. Onun ismi de Enes, oldu annemin rüyasından katkıyla... 10 yaşında bebek bezi değiştirmeyi bebek sallamayı ve kardeşimle zaman geçirmeyi çok severdim. Baba tarafından dolayı genlerimiz sağlam ve okulda yaşıtım kızlardan ve bazen erkeklerden bile uzun boyluydum. Erkek kardeşim de bana çok benziyor. İlk okula başladığı sıralarda bazen okul çıkışına ben giderdim. Herkes aaa oğlunuz mu falan derdi. Şuan 20 yaşında bir delikanlı ama hala daha oğlum sananlar var o da bazen anne diyor bana dalga geçiyoruz kendi aramızda... 13 yaşındayken tesettüre girmek istedim. Buluğ çağına eriştiğim için dinimizin gereklerini yapmaya çalışacaktım. Ama okul evimize yakındı ve çoğu hocamız okul bahçesinde eşarpları açtırıyordu. O yüzden babam lise de kapanırsın demişti. İlk okulda hayvanları çok severdim. Hala seviyorum ve kolay kolay korktuğum bir hayvan yok. Veteriner olucam demiştim, sağlık lisesi okumak istedim. Ama sonra hayvanların kadavra olduğunu öğrenince yüreğim kaldırmaz diye vazgeçtim, çok duygusal bir yapım var maalesef. Lise de puanım sağlığa yetmedi, yine de düz lise okumak istemedim. Elimde bir mesleğim olsun diye meslek lisesi okudum. Lisenin ilk zamanları servisle okula gidip geldiğim için pek eşarp örtmüyordum. Çünkü okulda açmak tekrar yapmak zor oluyordu. Lise 2 nin yazında İstanbul'a gittim. Gerçekten çok güzeldi, çok güzel 1 hafta geçirdim. Doya doya gezdim eğlendim. Lise sonda staj yerimizde eşarpla çalışmamıza izin olduğu için artık kapalıydım. Allahın izniyle de bir daha da eşarbımı açmadım. Zaten üniversite geçtiğimde başörtü kanunu gelmişti. Lisedeyken matematik öğretmenim kadındı. Ama kendisine aşıktım, duruşuna mesleğine olan sevgisine. O zaman öğretmen olmaya karar verdim. Ama ilk sene öğretmenlik kazanamadım. En yakın arkadaşım, beyaz önlük hastasıydı; "Lütfen sağlık bölümü yazalım ve beyaz önlük giyelim." "Hayır, ben tercih yapmayacağım. Öğretmenlik gelmiyor, seneye tekrar gireceğim." "Olmaz öyle, anca beraber kanca beraber. Hem boş boş evde çalışamazsın. Hem bölüm okuyup hem çalışmak daha kolay olur, gel yazalım bir yer." "Tamam o zaman sana bırakıyorum, kendine ne yazıyorsan bana da aynısını yaz." O zamanlar birbirimizin kimlik numarasını ve ösym şifresini ezbere bilirdik. Hele ki benim değişik bir sayısal hafızam var. Bir başkasının telefon numarası, kimlik numarası veya plakası içinde sayı olan herhangi bir şeyi iki veya üç kere görünce veya okuyunca ezberliyorum istemsizce. Ramazan günü sahur için uyanmıştım. Elimi yüzümü yıkadım, sofraya oturmadan telefona bakayım dedim ki ne göreyim resmen yüzlerce arama ve mesaj var. Hemen aradım en son arıyan en yakın arkadaşımı; "Noldu kızım?" "Üniversite sonuçları geldi, sen hala uyu!" "E tamam nolmuş sonuç ne?" "Kazanmışız, aynı sınıf aynı bölümdeyiz." "Tamam bölüm adını falan atsana bana ne okuyacağımı bile bilmiyorum ben." "Gir bak ben araştırdım, güzel bölüm. Beyaz önlük var kızım beyaz önlük. Bekle bizi bölge hastanesi biz geliyoruz!!!" Bu kız bölge hastanesi ve beyaz önlükle kafayı bozmuştu. Ah Gül ah, kendin seviyordun diye beni de harcadın ama neyse ki sana kıyamıyorum. Sonra bölüme baktım iyiymiş falan ne iş yaptığını öğrendim. Sonra sahuru yapıp uyudum. Çünkü artık hayatımızda ki macera bitmez. Daha kızlar toplanacak kim hangi bölüm kazandı, kim neler yapıyor dedikodusu sonra yapılacaktı. Bu arada bu bölüm çok sıkıcı oldu demi, merak etmeyin bir sonra ki bölüm de bu zamana kadar olan iğrenç aşk hayatını anlatacağım beklemede kalın, bir de kızımızın içinde sakladığı başka bir meslek daha vardı sizce ne ola? 😉
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE