MASKELERİN ARDINDAKİ GERÇEK

527 Kelimeler
Davet bittip eve döndüklerinde malikanenin koridorlarında sadece Zümrüt’ün topuklu ayakkabılarının sesi yankılanıyordu. Demir, salondaki içki dolabına yöneldi. Ceketini bir kenara fırlatmış, gömleğinin ilk iki düğmesini açmıştı. Yorgun ama her zamanki gibi tehlikeli görünüyordu. ​"O kadın kimdi?" diye sordu Zümrüt, sesindeki titremeyi engelleyemeyerek. "Selin... Kalbinde başkası varken derken neyi kastetti?" ​Demir bardağına kehribar rengi sıvıyı doldururken arkası dönüktü. "Başkalarının ne dediğiyle ilgilenme Zümrüt. Sen sadece sana verilen rolü oyna." ​Zümrüt ona doğru birkaç adım attı. "Rol mü? Ben burada senin eski aşk hikayelerinin gölgesinde kalmak için bulunmuyorum. Eğer bir hayatın varsa, neden benimle evlendin?" ​Demir aniden arkasına döndü. Aralarındaki mesafe bir nefes kadar azdı. Zümrüt’ün gözlerinin içine bakarken sesi hırıltılıydı. "Çünkü sen, babanın hatalarının canlı kanıtısın. Ve ben, bana borcu olan kimseden vazgeçmem. Kalbimde ne olduğu seni ilgilendirmez." ​Zümrüt elini kaldırıp Demir’in göğsüne vurdu. "Senin içinde kalp falan yok! Sadece rakamlar ve intikam var. Ama şunu bil, o kadın haklıydı. Seninle aynı çatıda olmak bile bir ceza." ​Demir, kadının bileğini havada yakaladı. Bakışları bir an için Zümrüt’ün dudaklarına kaydı ama hemen kendini toparladı. "Öyleyse bu cezaya alışsan iyi olur. Çünkü buradan çıkışın yok."Ertesi sabah Zümrüt erkenden uyandı. Demir çoktan şirkete gitmişti. Devasa malikanede kendini yapayalnız hissediyordu. Bahçeye çıkıp biraz hava almak istediğinde, kapıdaki korumaların onu izlediğini fark etti. ​"Nereye küçük hanım?" ​Zümrüt arkasına döndüğünde Demir’in en sadık adamı, soğuk bakışlı Kerem’i gördü. "Biraz bahçede yürüyeceğim. Bu da mı yasak?" ​"Demir Bey’in talimatı kesin. Yanınızda biri olmadan bahçenin dış sınırına yaklaşamazsınız." ​Zümrüt sinirle güldü. "Tam bir hapishane. Tebrikler, Demir gerçekten her detayı düşünmüş." ​Odasına geri döndüğünde masanın üzerinde bir zarf buldu. Zarfın üzerinde "Zümrüt Karahan" yazıyordu. Titreyen elleriyle açtı. İçinden bir anahtar ve bir not çıktı: "Garajdaki kırmızı araç senin. Şehre inebilirsin ama Kerem her zaman iki araç arkanda olacak. Özgürlüğünü değil, tasmanı uzattım. Keyfini çıkar. -D.K." ​Zümrüt notu buruşturup yere attı. Bir hediye bile ancak bu kadar aşağılayıcı olabilirdi. Yine de o evden uzaklaşmak için bu fırsatı kullanmalıydı. Zümrüt, kırmızı spor arabasıyla şehrin kalabalığına karıştığında arkasındaki siyah aracın onu takip ettiğini biliyordu. Eski mahallesine, babasının antikacı dükkanına gitmeye karar verdi. Ancak oraya vardığında gördüğü manzara karşısında donup kaldı. Dükkanın camları kırılmış, kapısına kilit vurulmuştu. ​"Baba?" diye fısıldadı. ​Tam o sırada karanlık sokaktan bir ses yükseldi. "Baban artık burada değil Zümrüt. Onu Demir Karahan’ın adamları çoktan uzaklaştırdı." ​Zümrüt arkasına döndüğünde karşısında Demir’in en büyük rakibi olan Cihan’ı gördü. Cihan, Demir’den daha genç ama bir o kadar karanlık bir adamdı. ​"Senin burada ne işin var?" dedi Zümrüt geri çekilerek. ​"Sana yardım etmeye geldim," dedi Cihan, zehirli bir gülümsemeyle. "Demir’in seni bir köle gibi kullandığını biliyorum. Eğer benimle gelirsen, babanı kurtarabilirim ve o malikaneden sonsuza dek çıkabilirsin." ​Zümrüt kararsızdı. Demir’den nefret ediyordu ama Cihan’ın da bir kurtarıcı olmadığını biliyordu. Tam o sırada bir fren sesi duyuldu. Demir’in siyah aracı sokağın başında belirdi. Demir, araçtan bir fırtına gibi indi. Gözleri öfkeden kararmıştı. ​"Zümrüt! Hemen arabaya bin!" diye kükredi Demir. ​Cihan, Zümrüt’ün önüne geçip Demir’e meydan okudu. "Kız senin malın değil Demir. İstediği yere gidebilir." ​Demir, Cihan’ın yakasına yapıştı. "Eğer bir adım daha atarsan, bu sokaktan sağ çıkamazsın Cihan. Karımdan uzak dur!"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE