Bölüm 1

1119 Kelimeler
“Kim bu tavşan? Neden hala bulunamadı?” diye kükredim. Sağ kolum Sezgin bu hallerimi bildiğinden pek etkilenmedi, diğer adamlar korku içinde birbirine bakmaya başladı. “Sakin ol Nigel!” dedi Sezgin. “Elbette bulacağız.” diye devam etti. “Bir yıldan fazladır hiç bir şey bulamadınız! İsmini bile öğrenemedik.” diye bezgince söylendim. “Burası büyük bir şehir. Daha yeraltı bir çok mekan var. Bu akşam birine daha gideceğim. Onu bulacağız patron.” diyip odadan çıktı Sezgin tabii diğerleri de. Elbette bulacaktık, bunu biliyordum. En kısa sürede bulunmasını istiyordum sadece. Kapı tekrar tıklatıldığında “Gel” diye seslendim. İçeri Arzu girdi. Adı gibi çok arzuluydu. Kıçını örtmeyen gümüş elbisesinin ip askılarını çözdü. Kapıya kim gelse gel komutunu duymadan girmezdi. O da bunu biliyordu. Bir çok kez burda sikmiştim. Anlaşılan yine sikilmek için gelmişti. Öyleyse sikecektim. Seksi siyah iç çamaşırlarıyla kaldı. Ama iç çamaşırları bile çıplaklığını daha çok vurgulamak amacıyla giyilmişti. Benim için sorun yoktu. Koltuğuma yerleştim. Geldi ve kucağıma oturdu. Sütyenin örtmediği göğüslerini ağzıma doğru ittirdi. “Nigel, lütfen em!” diye sızlandı. Emmek istemiyordum. “Önce hak et Arzu!” diye buyurdum. “Imm” diye bir ses çıkardı arzuya bulanmış. Stringi iplerinden çözdü. Islak a****ı sularını pantolonuma bırakıyordu. “Pantolonumu kirletiyorsun!” dedim sesim sert, saçlarından tutup çektim. Kırmızı rujlu dudakları dudaklarımın üstündeydi. Öpmek için hamle yapmamı bekliyordu. Ama bunu ona vermedim. Sızlanarak söylendi. “Pantolonunun içine al beni! Sik lütfen!” diye yalvardı. Pantolonumun üstünden sürtünmeye devam etti. Ritmik bir şekilde sanki sikimi yiyormuş gibi kalçalarını ileri ve geri hareket ettiriyordu. Parmağımı ağzına verdim. Sikimi yalar gibi muamele çekti. Sakso konusunda tecrübeliydi. Emme sesleri çoğaldığında parmağımı çektim. Gözleri gözlerime baktı. İstediğini alacağını anlamıştı. “Git ve karşımda domal!” dedim. Pantolonumu mahvetmişti sularıyla. Sulu amcıklı! Birazdan amını çok fena acıtacağım! O domalmış beni beklerken masamda duran ıslak mendilden aldım ve pantolonumu temizledim. Sabırsızlanan Arzu “Nigel, lütfen!” diye haykırdı. “Birazdan, geliyorum.” diye seslendim. Daha temiz olduğunu düşündükten sonra pantolonumun kemerini çözdüm, düğmelerini de çözüp baksırımı aşağı indirdim. Topuklu ayakkabılarının içinde pürüzsüz bacaklarının üstünde kıpırdanan popoya baktım. Kalçalarını ritmik bir ritmle bana doğru sallıyordu. Gerçek şu ki bir erkeği tahrik etmeyi iyi biliyor orospu. Sikimi elimle sıvazladım. Ayak seslerimi duyan Arzu kalçalarını sallayarak daha da tahrik etmeye çalıştı. “Derin nefes al!” dedim. Bacaklarını daha da çok ayırdım. Çoktan hazırdı, iç bacakları bile kaygandı. Kucağımdaki sulardan belliydi zaten. Pantolonumun arka cebinden prezervatifi paketinden çıkarıp sikime taktım. “Takma lütfen, korunuyorum.” diye mırıldandı ama duymamazlıktan geldim. Senin için takmıyorum ki demeliydim oysa kendim için takıyordum, hastalık bulaşmasın diye. Neyse bir itişte tüm uzunluğumu ittirdim. “Ahhh Nigel! Çok büyüksün!” diye haykırdı. Tamamen çıktım ve tekrar ittim. Bu sefer daha sert girmiş olmalıydım ki çığlık attı. Giriş çıkışlarıma bu şekilde devam ederken hızlandım. O da artık zevk inlemelerini bırakıp kalçalarıyla hareketlerime eşlik etmeye başladı. Darbelerimin şiddetinden kafası daha da koltuğa gömülmüştü. Boğuk seslerinden başka bir şey duymuyordum. Gerçekten zevk alıp almadığı umrumda değildi. Orgazm olmak için daha da hızlandım. Bir kaç gel gitten sonra nihayet boşaldım. Boşalmam bittiğinde içinden çıktım. Ayakları zemine düşerken nefes nefese koltuğa yığıldı ve diz çöker pozisyonda kaldı. Biraz nefesi düzeldikten sonra konuştu. “Ah Nigel, boşalmak bilmiyorsun, mahvoldum.” diye sızlandı. Menilerimle dolu prezervatifi bağladım ve çöpe fırlattım. “Şikayet edeceksen gelme Arzu!” diye söyledim. “Yok, yok şikayetim yok Nigel, seni çok istiyorum biliyorsun, hep istedim.” diye poposunu kaldırıp koltuğa oturdu. “Giyin, çık hadi. Müşterileri eğlendir biraz!” diye buyurdum. “Tamam patron!” dedi ve stringi bağladı. Sonrasına bakmadım. Giyinmiş olmalı. Kapının kapanma sesini duyduğumda Sezgin’i aradım. Bir iki çalıştan sonra telefonu açıldı, gürültülü bir ortamda olduğu belliydi. “Alo Sezgin, bir şey var mı? diye sordum. “Evet patron! Mesaj yazıyorum şimdi sana!” diyip kapattı. “Burda Tavşan lakaplı bir kız sahneye çıkıyormuş patron, bekliyorum. Detayları öğreneceğim.” diye yazmıştı. “Konum at, geliyorum.” diye yazdım. Hemen mekanımdan çıktım. Eskiden bataklık olan bu yer şimdi tamamen kurumsaldı. Çalışanların kullandığı giriş çıkışlar tamamen ayrı bir koridordan gerçekleşiyordu. Bu yüzden rahatlıkla dışarıya çıktım. Konum bilgisi gelmişti. Canavarıma atladım. SUV model bir jeep wagoneer olduğu için ben bu ismi ona yakıştırıyordum. Trafik yoğun olsa da 15 dakika bir süre sonra oradaydım. Sezgin’i barda, barmenle konuşurken buldum. Gelişi güzel muhabbet ediyor gibi gözükse de “Tavşan” hakkında sorular soruyordu. Bir alkış koptu ve barmen Sezgin’e sahneyi göstererek “İşte abi sorduğun Tavşan!” dedi. Ben zaten alkış koptuğundan beri sahneye dikmiştim gözlerimi. Tavşan kostümüyle bir kız çıktı. Yüksek taban topuklularla uzun gösteriyordu. Yüzünde bir maske vardı. Kulakları ve hatta top şeklinde beyaz bir kuyruğu vardı. Tek beyaz yerde orasıydı. O da tabureye oturur oturmaz görünmez olmuştu. Dantelli çoraplar sütun gibi bacaklarına bir seksilik katmıştı, itiraf etmem gerekirse güzele benziyordu. Hemde fazla güzel. Saçları neredeyse ama neredeyse belinde bitiyordu. Açık kumral mıydı tam anlayamamıştım, sahne ışıklarından dolayı da böyle görünüyor olabilirdi. Yeşil gözleri bakışlarını etkileyici gösteriyordu ya da maskenin oyunuydu. Deri siyah kıyafeti ve maskesiyle Tavşan inanılmaz muhteşem görünüyordu. Sezgin omzuma bir dirsek hareketiyle dokundu. Barmenden içecek söylememi işaret etti. Viski istedim. Tavşan kız şarkı okumaya başladı. Sesi güzel ve etkileyiciydi. Ben pek şarkı dinlemezdim. Ama bu dinlenilmesi gereken türdendi. Büyüleyiciydi. “Sen itiraf edene dek gerçeği bilmiyormuş gibi davranacağım. Sırlarını saklıyor dudakların, onlardan uzak duracağım. İhtiyacım olan ışık yok karanlığında, Sirenlerim çalıyor minik dünyamda. Sussan da olur, söyleyeceğin yoksa Biraz sessizlik kimseyi incitmez. İstersen hızla uzaklaş burdan Gitmen, durmandan fazla kırmaz. Sussan da olur, söyleyeceğin yoksa” Şarkıya mı söyleyen kıza mı, takılı kalmıştım, bilmiyordum. Ta ki bir erkek kıza yaklaşıp şarkıya giriş yapana kadar. Birden ayağa fırladım. Sezgin ne olduğunu anlayamamış olmasına rağmen göğsüme elini koydu. Şarkıya sözlerle eşlik ediyormuş meğer gelen genç ama kıza o kadar yakın ki, bu da piçin dişlerini sökme isteği uyandırmıştı bende. “Ne sikim arıyorum burda?!” diye viskiyi bir dikişte bitirdim, barmene yüklü bir bahşiş bıraktım ve ordan tek kelime etmeden ayrılmaya karar verdim. Tam kalkarken Tavşan’la göz göze geldik. Bana mı bakıyordu, yoksa baksın mı istiyordum, yine bilmiyordum. Durmadan hızla çıktım. Sezgin arkamdan koşmak zorunda kaldı. “Patron bir şey mi oldu?” dedi. “Ne olacak Sezgin, araştır şu kızı! Bu kız mı değil mi öğren? Çok uzadı bu iş. Gerçekte tavşan kimse getir. Bu veya başkası.” dedim. Neden bilmiyorum bu kız olmasını istiyordum. Bir anlık duraksama yaşadığımı Sezgin anlamamıştı neyse ki. “Anlaşıldı patron!” dedi ve tekrar içeri döndü. Bende canavarıma atlayıp eve doğru yola çıktım. Mekana dönmek istemiyordum, yarın şirkette toplantı vardı. Evdeki meleğim de beni bekliyordur eminim. Yoldan onun en sevdiği şekerlemeden aldım. Yanıma bıraktım ve eve doğru sürerken Tavşan kızın söylediği şarkıyı mırıldandığımı farkettim. “Sussan da olur, söyleyeceğin yoksa.” dediğimi farkettiğimde “Sus Nigel!” diye kendime bağırdım, kendime birden bire öfkelenmiştim. Devam edecek…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE