Mihriban 5 Bölüm

1019 Kelimeler
Acı! Belki iyi belki kötü biriydi ama asla evladına zarar verecek bir insan değildi. Selin hırslarının karanlık aşkının kurbanı olarak doğmamış bebeğini seçmişti. Asafa giden yolda onun için karnında ki varlık sorun teşkil ediyordu. Bu yüzden ne kadar düşürmeye çalışsada başarılı olamıyordu. Bu yüzden pes etmiş Ömerin evlilik teklifini kabul etmişti. Taki Ömerin sabah saatlerinde gelip gözlerine pişmanlıkla bakıp konuşmasına kadar. "Seninle birlikte olduğuma ilk defa pişmanım" diyen nişanlısıyla dumura uğrayana kadar. "Sen ne saçmalıyorsun sanki ben çok mu meraklıyım sana karnımda ki bebek senin o olmasa biz çoktan bitmiştik." Selin gerçekleri dile getirirken susmuştu. Ömer her sözle kızarırken Selinin kolundan tutup, hırsla duvara çarptı. "Tabi Asafı hayal ediyorsun dimi her gece altımda onun adını inlerken, sesim çıkmıyorsa iyi seviştiğin içindir. Hoş dostumu seven kaltağı ne demeye altıma alıyorsam bilmiyorum aklıma edeyim" pişmanlık kokan sesiyle Selini tekrar tekrar duvara çarpıyordu. Alaylı kahkaha sesiyle acısına rağmen gülerken kasıklarına vuran ağrıyı görmezden geldi. "Bak bak demek pişman oldun ha inanasım gelmiyor doğrusu Ömer Selim ama ne var biliyor musun en çok ben pişmanım eğer salakça plan yapıp Asafa yakın olmak için seni kullanmsaydım belki benimle olacak beni sevecekti." Derken sesi ağlayacak gibi çıkmıştı. Ömer öfkeyle solurken, aylarını verdiği kadına tiksintiyle bakıp bu kez kapıya doğru fırlattı. Karnını kapıya çarpan Selin acıyla bağırırken Ömer ne hamile olmasını nede acı çekmesini umursamamıştı. "Sanada seni hayatıma aldığım güne de lanet olsun Selin karnında ki bebekten kurtulacaksın duydun mu beni?" Dese bile Selin bacakları arasından akan sıvıyla çığlık attı. Ömer duyduğu çığlık ve parkede parlayan kanla yüzüne kondurduğu tebessümle kadının yanına yaklaşıp kulağına eğildi. "Aferin sana biraz bekleyelim iki üç saat kadar sonra hastaneye götürürüm seni" Selin baygınlaşan göz bebekleriyle Ömere baktı. "Onun suçu yok masum yardım et bana"kulakları iyiliğe kapalı kalbi kötülüğe açıktı. Ömer neredeyse bayılacak olan Selinin yanına çömelip başını bacaklarının üstüne koydu. Saçlarını okşarken bir yandanda fısıldıyordu. "Geçecek birazdan acın dinecek" sadistçe bir zevk alıyordu. Gücü gittikçe tükenen Selin kasıklarına vuran son ve şiddetli ağrıyla acı bir çığlık atıp bayıldı. Ömer bayılan kadını kucağına alıp arabaya taşıdı. Fazla bile beklemişti arabanın arkasına Selini yatırıp sürücü koltuğuna geçti. Gaza basarken eli radyoya uzanmış rastgele bir kanalda durmuştu. Parmakları direksiyonda ritim tutarken, ağzı'da çalan şarkıya eşlik ediyordu. "Gözlerim doluyor aman, sen neredesin? Gözlerim doluyor aman, sen neredesin? Ellerim donuyor aman, sen neredesin? Ellerim donuyor aman, sen neredesin? Yan kalbim yan, külden adam olur san Yan kalbim yan, külden adam olur san Yan kalbim yan, kaçamazsın sevdadan Seni diye tuttum kedimi, dizlerime yatırdım Seve seve tüylerini, uykulara götürdüm Çekmecemde resmin vardı, baka baka bitirdim Gözlerimde sana güller, papatyalar getirdim Yan kalbim yan, külden adam olur san Yan kalbim yan, külden adam olur san Yan kalbim yan, kaçamazsın sevdadan Gözlerim dalıyor aman, sen neredesin? Gözlerim dalıyor aman, sen neredesin? Herkes geliyor aman, sen neredesin? Herkes geliyor aman, sen neredesin? Seni diye tuttum kedimi, dizlerime yatırdım Seve seve tüylerini, uykulara götürdüm Çekmecemde resmin vardı, baka baka bitirdim Gözlerimde sana güller, papatyalar getirdim Yan kalbim yan, külden adam olur san Yan kalbim yan, külden adam olur san Yan kalbim yan, kaçamazsın sevdadan Yan kalbim yan, kaçamazsın sevdadan Şarkının her sözü aklına zümrüt gözlüsünü getirirken, dudaklarına sahici bir gülümseme kondu. Nede güzel seviyordu kendisini ama çabuk vazgeçmişti. Gururuna dokunuyordu Mihriban güzel sevmiş kolay vazgeçip dostuna kaçmıştı. Bunun bilincinde direksiyona vururken hastaneye çoktan varmıştı. Aracı rastgele park edip kucağına aldığı kadınla acile koşmuştu. "Yardım edin lütfen" diye ortalığı inletirken sesini duyan doktor ve hemşireler koşarken. "Neyi var" diye soran doktora bakıp konuştu. "Hamile merdivenlerden düştü kanaması var." Diyip sedyeye yatırdı. "Acil kadın doğum uzmanı Nihal Soydara haber verin" diyerek Selini müdahale odasına aldılar. Ömer Selinin bir şey anlatamayacağına yüzde yüz emindi bu yüzden telefonunu çıkartıp Mihribanı aradı. Uzun uzun çalan telefonunu ucundan duyduğu naif sesle yüzünde tebessüm oluştu. "Ömer abi" abi kelimesini duyar duymaz gülümsemesini silen Ömer sesine üzgün bir ton ekleyip konuştu. "Mihriban önce sakın ol" diyerek konuşmasını kesti. "Ne oldu Ömer abi sesin neden kırık geliyor." Mihriban merakla sorsada korkusuna mani olamıyordu. "Selin merdivenlerden düştü kanaması var." Biraz etkili olması için duraksadı. "Neee nasıl oldu bebek o iyi mi?" Ağzından çıkan şeyi son anda fark etsede geç kalmıştı. Bebek sözüyle şaşıran adam Mihriba'nın bunu nerden bildiğini düşünmeye başladı. Aklına tek ihtimal geliyordu oda Dinçer yememiş içmemiş yetiştirmiş olmalıydı. Sinirle solurken sakin kalmaya çalıştı. Bu yüzden derin derin soluk alıp eliyle saçlarını karıştırdı. "Bebek mi sen nerden biliyorsun Selinin hamile olduğunu."Mihriban gelen soruyla şaşırırken ne diyeceğini bilemedi. "Bunun ne önemi var hangi hastanedesiniz" lafı hemen geri çevirmişti. Ömer bunun bilincinde daha fazla üstlenmemek için sustu. "Arat Özel hastane sizin evin oradaki" diyerek telefonu kapattı. O sırada müdahale odasına giren iki doktorla iyiden iyiye gerilirken merakla haber bekliyordu. Geçen burada saatin ardından içeriden çıkan kadın doktorla hızla ona adımladı. "Eşim nasıl bebeğimiz o iyi mi?" Nihal karşısında endişeyle karısını ve bebeğini soran genç adama üzgün gözlerle bakıp başını sağa sola salladı. "Annenin durumu iyi ama maalesef bebeğiniz hastaneye geldiğinde zaten düşük gerçekleşmiş üzgünüm" diyip oradan uzaklaştı. Ömer içten içe sevinç çığlıkları atarken neden üzülüp durmadığını gram yargılamıyordu. Sedyeyle yüzü bembeyaz olmuş halde çıkan Seline nefret dolu bakıyordu. Bu kadın en yakın dostuna aşıktı bunu ne kadar kabullenmiş görünsede derinlerde bir yerlerde öfkesini sabit tutuyordu. Hemşirelerin peşinden Selinin kalaçağı odaya girerken pencere pervazına yaslanıp uyuyan kadının uyanmasını bekledi. Kol saatine göz atıp dururken yarım saate kalmaz Dinçerin Mihribanın hatta Asaf Keremin bile geleceğine emindi. Selinin bir an önce uyanıp ona iyi bir tehditte bulunması gerekiyordu. Hoş az çok Selin gerçekleri anlatmaya kalksa başına neler geleceğini iyi biliyordu ya! Ne kadar süre düşündü emin değildi yavaş yavaş uyanmaya başlayan Selin hissettiği boşluk ve acı hissiyle ağzından kaçan hıçkırığa mani olmadı. Tamam belki bebeği istememişti ama bir zaman sonra alışmış sevmişti. Ama ne olmuştu babası olacak alçak yavrusunun katili olmuştu. Bu gerçekle nasıl baş edebilirdi ki hıçkırığı çığlık sesleri hastaneyi inletirken kollarından tutulup yatağa sabitlendiğini koluna vurulan iğnenin yarı baygın gözlerle farkına güç vardı. Gücü yavaş yavaş giderken başı katilin olduğu kısma doğru düşmüştü. Korkuyla ve sakinleştirinin etkisiyle bayılırken bundan sonra eskisi gibi olmayacağının bilincindeydi. Ne gelmişse başına hem aşk hem para uğruna gelmiş bedelini ise bebeği ödemişti.... BÖLÜM SONU... Gözlerim fena ağrıyor sızlıyor Sıla final verene kadar buna ve diğerlerine ara verebilirim...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE