Bu cevabım karşısında bir an durdu, küçük bir şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı ve "Pekala," dedi ardından gülümsemesi yüzüne yayıldı.
O an yüzünü dikkatlice inceleme fırsatı yakalamıştım. Gülümsemesi, bir an için tüm gerilimi yok eden sıcaklıkta ve samimiyetteydi. Yüzündeki her detay, karizmatik bir bütünlük oluşturuyor ve onu daha da çekici kılıyordu. Bu etkileyici görünüm karşısında, içimde bir çekim gücü hissettim. Bir adım daha atmak, onun dünyasına daha yakından bakmak istedim. Aramızdaki mesafeyi kısaltmak, bu büyüleyici anı daha da derinleştirmek istiyordum.
Ayrıca iltifat etmek ya da kendini göstermek gibi bir hali yoktu. Samimiydi, bu beni bir an şaşırttı ve onu daha da merak etmemi sağladı.
Ardından yavaşça yanına oturdum. "Ne içmek istersin?" diye sordu.
İşte o anda, her şeyin ne kadar gerçek olduğunu fark ettim. Gerçekten bir yabancının yanına oturmuş, bir şeyler içmeyi kabul etmiş ve gecenin geri kalanını onunla geçirmeye karar vermiştim. İçimdeki kızgınlık ve çaresizlik bir araya gelip beni buraya sürüklemişti. Şimdi her şey çok daha somut hale gelmişti. Bütün gerçekleri bir kenara bıraktım ve bu sırada zihnimde tek bir düşünce yayıldı: Bu gece farklı olacak.
Tam bir cevap verecekken, aniden bana doğru biraz daha eğildi. "Senin burada yalnız olman biraz tehlikeli değil mi?" diye sordu. Gözleri ciddileşmişti.
Onun bu sorusuyla kısa bir an donup kalmıştım. "Senin burada yalnız olman biraz tehlikeli değil mi?" Söylediği şey her zamanki sıradan flört cümlelerinden farklıydı. Gerçekten benim için endişe mi etmişti? İçimdeki tüm karmaşıklıklar bir anlığına yüzeye çıktı. Ama sonra, derin bir nefes aldım. Ben buraya karar vererek gelmiştim. Bu gece farklı olacaktı, ve onu yarım bırakmaya niyetim yoktu. Cesur görünmek zorundaydım.
"Tehlikeli mi?" dedim, yüzüme yapıştırdığım bir gülümsemeyle. "Sanmıyorum. Ben tehlikelerle başa çıkabilirim."
Cevabım karşısında gözlerini kıstı ve hafifçe gülümsedi. O an, bu geceyi kontrol edemediğimi fark ettim. Ama bir yandan da onu kontrol etmeye ihtiyacım yoktu.
"Demek tehlikeli durumları seviyorsun" dedi, şakayla karışık bir tonla.
Bir kahkaha attım, fakat o kadar doğal çıktı ki, neredeyse beni bile şaşırttı. İçimde dolaşan binlerce karmaşık his arasında bir anlık rahatlama bulmuştum. "Bazen," dedim gözlerimi hiç kaçırmadan ona bakarak ve sonra ekledim, "Bu gece mesela, kesinlikle farklı bir gece olacak."
Bakışlarını bir an için barın arkasındaki şişelere çevirdi, sanki biraz düşünüyormuş gibi. Sonra gözlerini tekrar bana dikti. "O zaman, sana eşlik etmek zorundayım." Bu sözleriyle bardağını kaldırdı ve barmenden bana bir içki daha istedi.
Kadehlerimizi tokuşturduk. Birkaç kadeh daha içtikçe, içimdeki gerginlik bir şekilde dağılıyordu. Sohbetimiz, rastgele anekdotlardan, duyduğumuz ilginç olaylara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyordu. İkimiz de asla birbirimizi tanımaya çalışmıyorduk; sadece anın tadını çıkarıyorduk.
Kahkahalarımız havada yankılanırken, içki etkisiyle her şey yumuşamıştı. Yıllardır içinde taşıdığım kırgınlıklar, Onat'a olan sevgim, kendime olan kırgınlığım... Hepsi arka planda kalmıştı. İçimde büyüyen cesaretle, yüzüme hafif bir gülümseme yerleşti. Ona doğru hafifçe eğildim ve gözlerinin içine baktım. O kadar yakındık ki, nefesini hissedebiliyordum.
"Bir şey söyleyeceğim," dedim, sarhoşluğun verdiği cesaretle.
Demir merakla bana bakıyordu. "Söyle," dedi hafifçe.
Cümlemi bitirmeden, bir an daha düşünmeden, dudaklarımı onun dudaklarına değdirdim. Kalbim hızla çarpıyordu. Demir'in şaşkınlığını hissedebiliyordum ama geri çekilmedi. Bir an için zaman durdu. O rüyamsı anın içinde, her şey sadece O ve ben olmuştuk. Öptüğümde, onun dudaklarında bir sıcaklık hissettim.
Ve o an... her şey çok kolay gelmişti. Sanki olması gereken bir şeydi.
Demir, kısa bir duraksamanın ardından, beni kendine doğru çekti. Şaşkındı, ama hoşuna gitmişti. Öpücüğü derinleştirdi ve elleri belime dolandı. Başım dönüyordu, ama bunun sadece içkiden kaynaklanmadığını biliyordum. O an, her şeyin kontrolünü kaybetmiştim. İçimde dolaşan tüm karmaşık duygular bir an için kaybolmuştu. Artık sadece o vardı.
Dudaklarımız ayrıldığında, bir an göz göze geldik. İkimiz de bir şey söylemedik. Kelimelere gerek yoktu. İkimiz de aynı şeyi hissediyorduk; bu gece farklı olacaktı, ve hiçbir şey planladığımız gibi gitmeyecekti. Ama bu, kötü bir şey değildi. Demir hafifçe gülümsedi, o güven verici bakışlarıyla bana baktı.
Fısıltıyla bir şeyler mırıldandı.
"Neler olduğunu bilmiyorum ama..." diye devam ettim, gözlerimi onun gözlerinden ayırmadan. "Bu gece sadece... sadece farklı olmasını istiyorum."
Demir'in yüzündeki sıcak bakışlar değişmedi. "Hadi buradan çıkalım" dedim ve elimi ona uzattım. Hiç düşünmeden elimi tuttu ve ben de bir an bile tereddüt etmeden elini sıkıca kavradım. Zaten buraya bunun için gelmemiş miydim? Bir anlığına, yıllarca beklemenin, susmanın ve çaresizce sevmemin intikamını almak istemiştim. Ve Demir bu gece için uygun kişiydi.
Birlikte bardan çıktık, geceye karışarak yürüdük. Şehrin sokaklarında yürürken, her adımda daha da uzaklaştığımı hissediyordum; Onat'tan, Lena'dan... ve onlarla birlikte yıllardır içimde taşıdığım duygulardan.
Yakındaki bir otele girdik. Demir otelin kapısında duraksadı, gözleriyle beni bir kez daha sorgular gibi baktı. Ama ben çoktan kararımı vermiştim. "Evet" anlamında başımı salladım.
Odaya girdiğimizde, her şey hızla gelişti.
Demir'in elleri belime dolanırken, üzerimdeki tüm ağırlıkların bir anda kaybolduğunu hissettim. Ellerinin sıcaklığı, belimi sardıkça, tüm vücuduma yayılan bir rahatlama getirdi. O an, içimdeki tüm öfke, kırgınlık ve pişmanlık, sanki bir yükten kurtulmuş gibi yok olup gitti. Tüm bu duygular yerini sadece o anın heyecanına bıraktı. Demir'in dokunuşları, her bir sinir uçlarımı uyandırıyor, beni tamamen kendine çekiyordu.
Kendimi tamamen onun kontrolüne teslim ettim; bu, içsel bir özgürleşme anıydı. Demir'in elleri belimde, güven verici bir sıkılıkla dururken, vücudum ona daha da yakınlaştı. O an, her şey bir rüya gibi hissettirdi.
Ellerini yavaşça saçlarıma doğru götürdü. O kadar dikkatliydi ki, sanki beni incitmekten korkuyordu. Ama aynı zamanda, içindeki arzuyu hissedebiliyordum.
Dünya etrafımda dönmeyi bırakmış gibiydi. Kalbim göğsümde öyle hızlı atıyordu ki, onun duyduğundan emindim. Nefesi, yüzüme hafifçe dokunuyor, tenimi yakıyordu sanki. Elleri belimdeydi, başta ürkekçe, sonra daha kararlı. Aramızda kopan o ince çekim, nihayet bir an için tamamen çözülmüştü.
Gözlerimi kapattım, dudaklarıma değen sıcaklığı daha iyi hissedebilmek için. İlk temas anında içimden bir ürperti geçti. Uzun zamandır bu anı bekliyor gibi hissettim. Dudakları yumuşaktı, ama aynı zamanda kararlıydı. Sanki bana sahip çıkmak istiyormuş gibi. Derin bir nefes aldım, ellerimi boynuna doladım ve onu daha da yakın hissetmek istedim. O kadar yakındık ki, kalp atışlarımız birbirine karışmış gibiydi.
İlk başta hareketleri, yavaş ve nazikti. Sanki ikimiz de bu anı bozmaktan korkuyorduk. Ama sonra, aramızdaki çekim o kadar yoğunlaştı ve hareketleri o kadar sertleşti ki, düşünmeyi bıraktım. Sadece hissettim. Her öpücüğü, her nefesi, her dokunuşu. Zaman durmuştu, geri kalan her şey silikleşmişti.
Bütün vücudum, o anın içinde eriyordu. Zihnimde hiçbir şey net değildi, ama her şey doğru geliyordu. Onu daha da derinimde hissettiğim an, içimden bir elektrik dalgası geçti. O kadar yoğun bir histi ki, nefesim kesildi. Onu biraz daha çektim kendime, aramızdaki mesafe tamamen kayboldu. Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum. Belki birkaç dakika, belki saatler. Ama umurumda değildi. Bu an sonsuza kadar sürebilirdi.
Sonunda gözlerimi yavaşça açtım. Onun gözleriyle buluştum. Yüzünde hafif bir gülümseme vardı, ama gözlerinde başka bir şey görüyordum. Daha derin, daha yoğun bir şey. O an, her şey anlam kazandı. Dudaklarımızın arasındaki mesafe yeniden tamamen yok olmuştu. Yıllardır içimde biriken duygular, bu etkileyici anla bir nebze de olsa serbest kaldı. Gözlerimi kapalı tutarak, her hareketini, her dokunuşunu derinlemesine hissettim.
Her şeyin tam yerinde olduğunu hissettiren bir tatmin dalgası vücudumu sardı.
Başım dönüyordu, ama bu sadece içkiden kaynaklanmıyordu. Demir'in hamleleri, beni bir rüyada gibi hissettiriyor, zamanın tamamen durmasına neden oluyordu. Şu anda, yaşadığım her şeyin bir illüzyon gibi, gerçeklikten uzak bir hazza dönüştüğünü hissettim.
Bu gece, yıllar süren bekleyişlerin ardından ilk kez gerçekten birini öpüyor onunla birlikte oluyordum. Bu, o anı yaşarken hem geçmişin tüm yüklerinden kurtulmamı sağlamış hem de gelecekteki belirsizliklere karşı cesaret veriyormuş gibi hissettirmişti. İçimdeki tüm duygusal karmaşa bir anlığına kaybolmuştu, yerini sadece bu anın yoğun heyecanına bıraktı.
Her şey bu anla başlamıştı ve bu gece, o an bilmesem bile belki de hayatımın en önemli anlarından biri olarak kalacaktı.