44. Bölüm: Geçmişin Gölgesindeki Şüphe Gri bulutlar, Mardin’in üzerinde alçak ve ağır ilerliyordu, tıpkı Ateş'in içindeki fırtınayı yansıtır gibi. Babasının, lüks konağındaki çalışma odasında, parmaklarının arasında salladığı viski bardağında buzlar çıtırdıyordu. Her yudum, babasının can verdiği o geceden bir parçayı daha yakıp götürüyordu zihninde. Ölüm ilanı 'kalp krizi' demişti, ama Ateş'in içinde, derinlerde, zehirli bir sarmaşık gibi sarıp sarmalamış bir şüphe vardı. Bu şüphe, onu deliye döndürüyor, uykusuz bırakıyordu. Kapı çalındı, içeri, her zamanki gibi bir fırtına bulutu gibi giriveren Suna girdi. Siyah, vücudunu saran elbisesi ve topuklu ayakkabılarıyla, odanın ağır havasını bile kesip geçebilecek bir keskinliği vardı. "Ateş," dedi, sesi yapay bir yumuşaklıkla. "Hâlâ kendini

